Yeni araştırmalar, vücudumuzun mesajları nasıl kodladığını ve bunları nasıl anlamlandırdığımızı gösteriyor.

Vücudumuz bizim olsun ya da olmasın, bizim adımıza sürekli konuşuyor. Sizi iyi tanıyan insanlar muhtemelen vücut dilinizi deşifre edebilirler, özellikle de birlikte çalıştığınız insanlara bedensel ipuçları gösterirsiniz. İster yaklaşan bir proje teslimi için endişeleniyor olun, ister evden gelen iyi haberler sayesinde coşkulu olun, sürekli olarak ruh halinizi ortaya koyan bir sinyal akışı gönderirsiniz. Ottawa Üniversitesi’nden Silvia Bonaccio ve meslektaşları tarafından, işyerinde sözel olmayan iletişim üzerine yeni bir makale bize bu büyüleyici araştırma alanı hakkında biraz daha fazla bilgi veriyor.

Bu çalışmaların bulgularına ulaşmadan önce, sözel olmayan iletişimin önemini gösteren diğer örnekler hakkında durun ve düşünün! 26 Eylül 2016 tarihinde Hillary Clinton ve Donald Trump arasındaki tartışmalar sonrasında medya, adaylar tarafından beden dili aracılığıyla gönderilen çeşitli mesajlara atıfta bulundu. Clinton, Trump’ın onun hakkındaki olumsuz yorumlarından birini anmak için bir süre biraz yalpaladı ama aynı zamanda tartışmaların çoğunda sakin ve dengeli bir tavrı da sürdürdü. İçgüdüsel olarak veya koçluk yoluyla, otoriteyi orantılı olarak dengeleyen bir görüntüyü nasıl yansıtacağını biliyordu. Trump, sık sık sırıttı, kürsüye yaslandı, kaygılı bir şekilde suyu yudumladı. Bahsedilen konu ile aynı fikirde olmadığında, üst bedeninin her seğirmesiyle ilgisizliğini gösterdi. 9 Ekim 2016’daki ikinci tartışmada, bedensel ipuçları rakibi konuştuğu zaman hantal duruşunu sergilemesine kadar uzanıyordu.

İnsanlar tarafından bu denli açık görülecek bir konumda olduğunuzda, bedeninizin ve yüzünüzün işbirliği yapmasını ve iletmeye çalıştığınız şeyin vücut diliniz ile uyumlu olmasını umarız. Bazı insanlar bu konuda diğerlerine göre içgüdüsel olarak daha iyidirler ve eğer bu kabiliyetle kutsanmamışsanız, bu durum biraz çaba gerektirebilir.

Netleştirmek gerekirse, sözel olmayan iletişim sadece söylemediğiniz şeyler değildir. İnsanlar, jestleri ile sözlü olarak iletişim kurabilirler ve konuşmalarını belirli tonlamalar ile vurgulayarak yapabilirler. Bonaccio, sözel ve sözel olmayan iletişimin ne zaman etkileşimde bulunduğuna da işaret eder.

Bu açıklamalarla, sözel olmayan iletişimin beş ana işlevine bakalım:

  1. Sözel olmayan davranışlarınızda kişisel niteliklerinizi gösteriyor.

Bonaccio’ya göre beden diliniz; kişiliğiniz, niyetleriniz ve tavırlarınız hakkında bilgi veriyor. Beden dili okuması imkânsız olan insanlar, iş arkadaşları veya başka insanlar tarafından katı veya ilgisiz olarak algılanmaktadır. Bir kişinin davranışındaki kısa bakışlar, sosyal becerilerinin oldukça iyi bir göstergesi olabilir. Sevin ya da sevmeyin, insanlar bu ve diğer özellikler hakkında her zaman çıkarımlarda bulunurlar ve bunu inanılmaz hızda yaparlar.

Bonaccio, birinin mülakat esnasında sizden hoşlanmasını isterseniz; el sıkışmanızı, gülümsemenizi, göz teması kurmanızı, konuşurken ellerinizi kullanmanızı, yüz ifadelerinizle konuşmaları onaylamanızı ve başınızı sallamanızı önerir. İşe alım yapan kişinin, standart bir görüşme protokolünü takip etmesi gerektiği zaman bile bu sözel olmayan işaretler sürecin önemli bir parçası haline gelir. Özellikle kadınlar için, kendiniz ve başarılarınız hakkında övünmek yerine, yeterliliğinizi sağlam bir el sıkışma gibi bir jestle göstermeniz oldukça önemlidir.

  1. Patronun kim olduğunu gösteriyor.

Sözel olmayan işaretler, belirli bir ortamda sosyal hiyerarşi hakkında özellikle “dikey” bir ilişki boyutu olan bir işyerinde bilgi sağlar. Gücünüzü; duruşunuz, göz teması kurmanız, iddialı bir vokal tonu kullanmanız ve yüz ifadelerinizde ciddi görünmeniz ile gösterebilirsiniz. Ne yazık ki kadınlar için sözel olmayan ipuçlarından bazıları farklılık gösterebilir. Erkeklerle kıyaslandığında, daha fazla konuşarak daha güçlü olduğunu kanıtlayan kadınlar, gözle görülür derecede öfkeli olan kadınlar gibi başkaları tarafından da olumsuz algılanmaktadır.

Patronunuzla konuşurken güçlü duruşunuzu yanlışlıkla mı gösteriyorsunuz? Aslında bu, en iyi strateji olmayabilir. Bunun yerine daha az agresif bir tutum benimseyerek saygı gösterebilirsiniz. Toplumsal cinsiyet rolleri de denklemin içine girdiği için bir erkek iseniz kadın denetmeninizi zorlamaya çalışıp çalışmadığınızı göz önünde bulundurun. Eğer bir kadınsanız, baskınlığı gösterme yolu oldukça zorlayıcıdır. Vücudunuzun, duruşları çevrenizdekilerin cinsiyetine göre ayarlandığını unutmayın. Bu konuda kültürel normlar da devreye giriyor. Bonaccio’nun işaret ettiği gibi, Amerika’da iş yerinde masanın üzerine ayaklarınızı koyarak gücünüzü gösterebilirsiniz ancak bu davranış Doğu Asya kültüründe doğru değildir.

  1. İnsanları liderliğinizi takip etmeye teşvik ediyor.

Başkalarına sözel olmayan ipuçlarınız aracılığıyla verdiğiniz mesajlarla, liderliğinizi takip etmelerini sağlayarak olumlu bir çevreye katkıda bulunabilirsiniz. Bonaccio, karizmatik liderliğe dikkat çekiyor ve karizmatik liderlik coşku, güven ve kabiliyeti gösterirken, aynı zamanda mesajların güçlü bir şekilde iletilmesini kullanıyor. İyi liderler başkalarına benzetilebilirler, ilgilenir gibi görünürler ve hatta başkalarının sözel olmayan davranışlarını taklit edebilirler. Vücut dilleri tutkuyu taşır ve yüzlerindeki ifadeler mesajlarını iletmek için kullandıkları kelimelerle tutarlıdır.

Başkalarının sizin işinize katılmasını istiyorsanız sözsüz iletişimi kullanarak başkalarına ilham vermek için çaba sarf etmeye ve sözsüz iletişimden yararlanmaya dikkat edin. Karizmatik liderlik hakkındaki bu bilgileri, patronunuzun neden daha sıkı veya daha iyi çalışmayı motive etmekte zorlandığını anlamak için de kullanabilirsiniz. Herkes bu kapasiteye sahip değildir, bu yüzden patronunuzdan motivasyon desteği gelmediğinde kendi kendinizi motive etmeniz gerekebilir.

  1. Uyumu sağlıyor.

Sözde “yatay” ilişkilerde çalışanlarla uyum sağlamak, sözel olmayan iletişimin bir başka yoludur. Başkalarını kendi çemberinize çekmek ve başkalarının sözel olmayan davranışlarını yansıtmak için beden ipuçlarını kullanarak güven inşa edersiniz.

Bonaccio’ya göre uyumun önemli bir özelliği merhamettir. Kullandığınız kelimelerde endişelerinizi dile getirirken, “nazik, dokunulmaz dokunuş” aracılığıyla başkalarına da önem verdiğinizi gösterebilirsiniz. Bir iş arkadaşınız size hasta bir ebeveyni veya çocuğu hakkında üzücü bir hikaye anlatırsa, vücudunuzun gönderdiği mesaj kişinin durumu için hissettiğiniz empati ile tutarlı olmalıdır.

  1. Duygularınızı açığa çıkarıyor.

Bonaccio’nun aktardığı araştırmaya göre duygusal olmayan ipuçlarıyla duygularınızı ifade etme biçiminiz, diğer insanların kendi deneyimlerini deneyimleme şeklini doğrudan etkileyebilir. Örneğin, patronunuzla konuştuktan sonra sıkıntı yaşıyorsanız, başkalarına ufukta sorun olabileceğini bildiriyorsunuz. Bununla birlikte, daha genel olarak, duyguları ifade etmek her şey üzerinde geniş bir etki yaratabilir.

Duygularınızı görüntülediğinizde, yüzünüzde ve vücudunuzda gösterdiğiniz şey aslında hissettiğiniz şeyle tutarlıysa, iletişiminiz daha yararlı etkilere sahip olacaktır. Duygularınızı sahte bir ifade kümesi koyarak gizlemeye çalışırsanız, insanlar bunu yakalayacaktır. Ve o duyguları gizlemeye çalıştıkça, gerçek duygularınızın küçük, neredeyse ayırt edilemez ifadelerde “sızacak” olması daha olasıdır. Bazen bunu başarmak için çok çaba harcanır, bu nedenle hizmet sektöründeki insanlar “duygusal emeğin” yorucu etkilerinden mustarip olabilirler. Her iki durumda da hissettiklerinizin ve bunların nasıl gösterildiğinin bilincinde olmak daha olumlu bir atmosfer oluşturacaktır.

Yazar: Susan Krauss Whitbourne
Çevirmen: Merve Gültekin
Kaynak Link: psychologytoday

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.
Düşünbil Portal’da yayınlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.