7.6 milyar ben kimim sorusuyla uyanır dünyaya her sabah. Bu sorunun yanıtıyla şekillenir 24 saat ve sonrasında milyarca yaşam. Peki, bu yanıtı zihnimiz nasıl verir? Bu yaratma sürecine düşüncelerimiz aracılığı ile mi girmekteyizdir? Düşünce denilen şey nedir ve nasıl oluşur?

Emily Dickinson “Beyin gökyüzünden daha geniştir” demiştir ve insanın sınırsız düşünme kapasitesini vurgulamıştır. Bu sınırsız düşünebilme kapasitesi yaşamdaki hedeflerin, hayallerin kaynağını oluşturmaktadır. Diğer bir ifadeyle insanın kimliğidir zihninde oluşturdukları veya oluşturamadıkları.

Düşünmeyi tanımlamak gerekirse onun sistematik ya da rastlantısal olarak düşünce (fikir) üretimi ile sonuçlanan zihinsel bir süreç olduğunu görürüz Düşünme sırasında insan beyninin farklı bölgelerinde meydana gelen değişikliklerin aygıtlar yardımıyla gözlenmesine ve beynin anatomik yapısının ayrıntıları ile bilinmesine karşın, düşünmenin fizyolojik bir süreç olarak incelikli betimlemesini yapmak henüz mümkün olmamıştır. (1)

Şu an henüz tamamıyla betimlenememiş bu süreç nasıl olur da tüm yaşamı etkileyebilir? Birer enerji olan düşünce ve duygularımız ruh halimizin de yapı taşlarıdır. Ruhumuzda var olanlar bizi biz yapar. Yaşamda attığımız her adım zihnimizde üretilen veya var olan düşünceler aracılığı ile olur.

Aklımızdan geçen her düşünce anımızı, bugünü, şimdiyi oluşturur. Bütün bu anlar, şimdiler de yarınlarımızı… Geleceğe dair yaptığımız planlar zihnimizdeki minik kıpırtılar vasıtası ile oluşur. Düşüncelerimiz yol göstericilerimiz ise neden kötü düşünceleri zihin dünyamızdan kovmuyoruz?

Mevcut kötü düşünceler yepyeni diğer kötü düşünceleri peşinden sürükler ve hepsi alışkanlıklarımızı ve nihayetinde karakterimizi oluşturur. Düşüncelerimiz bu kadar yaşamlarımıza hükmetmişken zihnimizden geçenleri kontrol edebilmemiz mümkün müdür veya kontrol gücümüz ne kadar kuvvetlidir?

Uzmanlar tarafından “otomatik negatif düşünceler” denilen ve İngilizce kısaltması “ANT” olduğundan “karınca” olarak tabir edilen bu düşünceler yaşamlarımızı karartabilir. Bu karıncalarla baş etmemiz gerekmektedir, aksi halde kontrolü kaybetmemiz halinde kendi kendimize ciddi anlamda zarar verebiliriz.

Bu düşüncelerle baş edip olumsuz düşüncelerimizi olumlu düşüncelere çevirmemiz mümkün. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da yapacağımız egzersizler olumsuz düşüncelerimizi olumlu düşüncelere çevirmemizi sağlayabiliyor. Yeter ki çaba gösterip ruhumuzdaki karanlıkları keşfedip bir an önce üzerine eğilebilelim.

Canlı olan düşüncelerimiz yaşamda istediğimiz şeyleri değiştirebilir ve yenileyebilir. Zihinlerimizdeki her bir  şey bedensel sağlığımızı da derinden etkiler. Pennsylvania Üniversitesi’nden Martin Saligman’a göre pozitif düşünmek yerine sürekli en kötü senaryolara göre yaşamayı seçen karamsarların depresyon eğilimleri, pozitif düşünenlere oranla 5 kat daha fazla. Yine Martin Saligman’ın, Dartmounth ve Michigan Üniversiteleri ile ortaklaşa yürüttüğü ve 25 ila 65 yaşları arasındaki kişiler üzerinde çalıştığı bir araştırma, negatif düşünmekten vazgeçemeyen grubun -yaşı ne olursa olsun- kortizol (stres hormonu) seviyelerinin normalin çok üstünde çıktığını ortaya koyuyor. Kortizol hormonunun normal seviyelerin üzerinde olması ise kişinin kardiyovasküler (kalp ve damar hastalıkları) rahatsızlıklara daha yatkın olmasına ve oto-immün rahatsızlıklar adı verilen bağışıklık sistemi bozukluklarına yakalanma ihtimallerinin artmasına neden olabiliyor. Yine bağışıklık sisteminin zayıflaması, vücudun tümör oluşumu ve enfeksiyon gibi istenmeyen durumlara daha yatkın hale gelmesine yol açıyor. (2)

Bütün bu sonuçlar iç sesimizin her ne olursa olsun pozitif olması gerektiğini gösteriyor. Hırslarımızdan arınıp, çocuksu yanlarımızı unutmayarak yaşamın bize getireceği her türlü duruma rağmen olumlu düşünmeyi elden bırakmamak birincil hedefimiz olmalıdır. Olumlu bir şimdi, olumlu bir yarın istiyorsak eğer.

Dipnot:

http://www.renklinot.com/soru-cevap-2/insan-nasil-dusunur.html
https://www.uplifers.com/pozitif-dusunce-neden-onemlidir/

Yazar: Ayten Nahide Korkmaz

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. Düşünbil Portal’da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.