Genetikçilerce geliştirilen yeni bir hesaplama aracına göre, günümüz insanları ile eski çağlardaki Neandertal ve Denisovan gibi diğer ilkel topluluklar arasında hem Afrika içinde hem de Afrika dışında gerçekleşmiş melezlenmeleri (gen aktarımlarını) içeren ilişkilerin düşünülenden daha da karmaşık olması muhtemel gözükmekte. Bu bulgular Amerikan İnsan Genetiği Derneği’nin (American Society of Human Genetics (ASHG)) 2016’da Vancouver, B.C.’de gerçekleştirdiği yıllık toplantısında sunulmuştur.

161020142642_1_540x360
İlkel insanlar (arşiv resimlerinden). Yeni bir araştırmanın sonuçlarına göre Avrasya boyunca ilkel topluluklar kendi aralarında düşünülenden daha az melezleşmiştir ve daha önceki bulguların tersine, Neandertaller ile olan karışma düzeyi Avrupa ve Doğu Asya arasında ciddi bir değişim göstermemiştir.

Teksas Üniversitesi’ne bağlı MD Anderson Kanser Araştırma Merkezi’nde doktora sonrası araştırmacı olarak çalışan ve bu bilimsel çalışmanın sorumlusu olan Ryan J. Bohlender (PhD)’in anlattığına göre, son yıllardaki genetik çalışmalar ilkel toplumlar hakkında bugüne kadar yapılagelmiş pek çok varsayımın tekrar gözden geçirilmesine sebep oldu. Örneğin, 2010 yılında Neandertal genomunun çözümlenmesiyle, günümüz Avrupalılarının ataları ile Neandertaller arasında melezlenme (gen aktarımı) olduğu gün yüzüne çıktı. Birkaç sene sonra ise, fosilleşmiş bir DNA örneği kullanılarak, Denisovanlar denilen bir topluluğun varlığı keşfedilmiştir ki bu bilgiye sadece genetik bilimi sayesinde ulaşabilmekteyiz.

“Ben ve çalışma arkadaşlarım bu ilkel topluluklar ile aramızdaki benzerliklerin neler olabileceğini ve tarihlerimizin nasıl kesişmiş olduğunu bulmak üzere yola çıktık,” diyor Dr. Bohlender. Bu etkileşimlerin modellenmesi amacıyla, tahminsel nüfus sayısı ve bu toplulukların birbirinden ayrılma tarihleri -yani ne kadar süre önce melezlenmenin durduğu- gibi parametreleri temel alan bir hesaplama aracı geliştirmişler ve günümüz insan genomu ile ilkel toplumların genomları arasında bağdaşan kısımlar hakkında yapılan daha önceki genetik çalışmalardan elde edilen bulgular ile kendi verileri arasındaki tutarsızlıkları incelemişlerdir. Daha önce kullanılan hesaplayıcılar ile kıyaslandığında, istatistiksel sapmaları engelleme amacıyla bu hesaplayıcıda daha fazla genetik veriden yararlanılmıştır. Araştırmacılar, ardından, tahminsel nüfus sayısı ve toplulukların birbirlerinden ayrılma tarihlerini bir seri simulasyonda değiştirerek genetik verilerle en uyumlu parametreleri elde etmeyi amaçlamışlardır.

“Bu işlemi kullanarak, Afrikadaki nüfusun düşünülenden %50 daha büyük olduğunu bulduk. Ayıca, ilkel-modern insanların ayrılma tarihi olarak 440.000 yıl öncesinin elimizdeki verilere en iyi şekilde uyduğunu bulduk ki bu durum, Neandertallerin bizim soyumuzdan düşünülenden 100.000 sene daha yakın tarihte ayrıldığını düşündürmektedir,” diyor Dr. Bohlender. “Günümüzde çeşitli insan nüfuslarından elde edilen veriler kullanıldığında ise diğer hesaplama araçları ile aynı ayrılma tarihlerini elde etmekteyiz; bu da bizim hesaplama aracımız açısından iyi bir özellik.”

Ek olarak, araştırmacıların bulgularına göre, Avrasya boyunca ilkel topluluklar kendi aralarında düşünülenden daha az melezleşmiştir ve daha önceki bulguların tersine, Neandertaller ile olan karışma düzeyi Avrupa ve Doğu Asya arasında ciddi bir değişim göstermemiştir.

Bu bulgular beraberinde pek çok soruyu da getirmiştir; bu yeni hesaplayıcıya ne derece güvenilebilir, neden var olan hesaplamalara ters düşen bulgular üretmiştir ve bu farklılıklar nasıl bağdaştırılabilir?

“Genel itibariyle, bizim bulgularımız insan soy ağacının düşündüğümüzden de karmaşık olduğunu teyit etmektedir,” diyor Dr. Bohlender ve ekliyor, “Örneğin, genetik bilimi olmasa haklarında bilgi edinemeyeceğimiz Denisovanlar gibi, başka diğer toplulukların da yaşamış olmaları kuvvetle muhtemeldir.” Araştırmacılar bu sonuçları daha belirgin hale getirme amacıyla çeşitli başka topluluklarla simülasyonlar yapmayı planlamaktadırlar.

Dr. Bohlender ayrıca, Afrika topluluklarına yönelik daha kapsamlı çalışmaların da bizi aydınlatacağına inanmakta. “Afrikalılar, genetik araştırmalar açısından yeterli ilgiyi görmemişlerdir – en azından Avrupa ve Asya topluluklarına nazaran – buna karşın diğer tüm gruplardan genetik açıdan daha fazla çeşitlilik göstermektedirler,” diye eklemekte.

Çevirmen: Görkem Odabaş
Kaynak: The Science Daily

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Please complete the required fields.