Siz, ben ve kozmostaki her bir insanla nesne aslında kocaman bir bilgisayar oyunundaki karakterler olsaydık, bunu muhtemelen bilemezdik. Evrenin bir simülasyon olduğu düşüncesi, kulağa daha çok “Matrix” senaryosuymuş gibi gelmekte ama aynı zamanda akla uygun olan bilimsel bir hipotezdir. Salı günü araştırmacılar, Amerikan Doğal Tarih Müzesi’nde her yıl düzenlenen Isaac Asimov’u Anma Münazarası’nda bu tartışmalı fikir üzerine düşündü.

Müzenin Hayden Planetaryumu’nun müdürü olan moderatör Neil deGrasse Tyson, bütün varlığımızın başka birinin sabit diskindeki bir program olduğu ihtimalini, yüzde 50-50 olarak ileri sürdü. Tyson, “Bu ihtimalin çok yüksek olabileceğini düşünüyorum.” dedi ve DNA’mızın yüzde 98’inden fazlası aynı olmasına rağmen insan ve şempanze zekâsı arasındaki farka dikkat çekti. Dışarıda bir yerlerde, zekâsı bizimkinden daha gelişmiş olan bir varlık olabilir. “Onların yanında salyaları akan ve saçma sapan konuşan ahmaklar olurduk.” dedi. “Eğer durum buysa hayatımızdaki her şeyin, başka bir varlığın eğlencesi için onlar tarafından yaratıldığını hayal etmek benim için kolay olur.”

Sanal Zihinler

Simülasyon hipotezi için popüler bir argüman, 2003 yılında Oxford Üniversitesinde çalışan felsefeci Nick Bostrom’dan geldi. Muazzam bir programlama gücüne sahip gelişmiş bir medeniyetin, kendi atalarının simülasyonunu oluşturmaya karar verebileceğini ileri sürdü.  Muhtemelen bu medeniyetin üyelerinin, buna benzer oldukça çok sayıda simülasyon oluşturma kabiliyetleri olurdu. Bu tür simülasyonlarda, zihinlerin büyük bir çoğunluğunun asıl ataların zihinlerinden ziyade, yapay zihinler olduğu noktaya kadar, bunu yapabilirlerdi. Basit istatistikler bizim, simüle edilmiş zihinler arasında olmamızın çok muhtemel olduğunu ileri sürmektedir.

Sanal olabileceğimizi düşünmek için başka sebepler de var. Örneğin, evren hakkında ne kadar çok şey öğrenirsek o kadar çok matematiksel yasalara dayalı gibi görünür. Belki bu verilmiş bir şey değil de içinde yaşadığımız evrenin doğasının bir işlevidir. Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde (MIT) bir kozmolog olan Max Tegmark, “Bir bilgisayar oyunundaki karakter olsaydım, eninde sonunda kuralların tamamen değişmez ve matematiksel göründüğünü ve sadece yazıldığı bilgisayar kodunu yansıttığını keşfederdim.” demişti.

Dahası, bilgi teorisinden olan düşünceler, fizikte de ortaya çıkıp duruyor. Maryland Üniversitesinde teorik fizikçi olan James Gates, “Araştırmamda oldukça tuhaf olan şu şeyi buldum.” dedi. “Hata düzeltme kodlarına yönlendirilmiştim. Bu kodlar, tarayıcıların çalışmasını sağlayan kodlardır. Öyleyse neden kuarklar, elektronlar ve süpersimetri hakkında çalıştığım denklemlerin içindeydiler? Bu, artık Max gibi insanların deli olduğunu söyleyemeyeceğimin, kesinlikle farkına varmamı sağladı.”

Şüpheciliğe Yer Verin

Yine de paneldeki herkes bu düşünceye katılmadı. Tyson, “Sorunlarınıza, bilgi teknolojisinden çözümler buluyorsanız bu sadece zamanın modasıdır.” diye belirtti. “Bu, şuna benzer: Eğer bir çekiçseniz her problem, size çivi gibi gelir.”

Harvard Üniversitesinde teorik fizikçi olan Lisa Randall, gelecekte çoğu zihnin biyolojik olmaktan ziyade yapay hale geleceğine dair istatistiksel bir argüman pek kesin değildir, dedi. “Sadece, sınırları iyi çizilmiş olasılıklara dayanmıyor. Argüman, bizi simüle etmek isteyen birçok şeye sahip olabileceğinizi söylüyor. Aslında, bununla alakalı bir sorunum var. Çoğunlukla kendimizle ilgileniriz. Bu daha ileri türün neden bizi simüle etmek istediğini bilmiyorum.” Randall, diğer bilim insanlarının, neden evrenin bir simülasyon olduğu fikriyle eğlenebildiklerini bile tam olarak anlamadığını itiraf etti. “Aslında, neden bu kadar çok insanın, bunun ilginç bir soru olduğunu düşündüğüyle fazlasıyla ilgileniyorum.” Bu fikrin doğru çıkma ihtimalini “neredeyse sıfır” olarak hesapladı.

Bu tür varoluşsal görünen hipotezler, genellikle test edilemez olma eğilimindedir ama bazı araştırmacılar, bir bilgisayar oyununun içinde yaşadığımıza dair deneysel kanıtlar bulabileceklerini düşünüyorlar. Bir düşünce de programcıların, simülasyonu çalıştırmayı kolaylaştırmak için kestirme yollara başvurabileceğidir. MIT’de fizikçi olan Zohreh Daoudi, “Aynı bizim gibi sonlu hesaplama kaynakları sorununa sahip olan gizli bir evren simülasyonu varsa o halde, fizik yasaları da sonlu hacimdeki sonlu noktalar kümesine yerleştirilmelidir.” dedi. “Sonra geri gider ve bize sürekli olmayan bir uzay-zamandan başladığımızı söyleyen kendimize özgü ne tür işaretler bulduğumuzu görürüz.” Örneğin, bu kanıt, Dünya’ya çarpan kozmik ışınlar arasında uzay-zamanın sürekli olmadığını, ayrı noktalardan oluştuğunu öne süren olağandışı bir enerji dağılımı şeklinde gelebilir. Gates “Bu, bir fizikçi olarak beni ikna edebilecek türden bir kanıt.” dedi. Ama aksini, yani dünyanın gerçek olduğunu kanıtlamak daha zor olabilir. New York Üniversitesinde felsefe profesörü olan David Chalmers söylediği gibi: “Bir simülasyonda olmadığımıza dair kanıt elde edemezsiniz çünkü elde ettiğimiz herhangi bir kanıt simüle edilmiş olabilir.”

Yaşam, Evren ve Her Şey

Gerçekten de “Matrix”in bir versiyonunda yaşadığımız ortaya çıkarsa o zaman ne olur? Chalmers’a göre: “Belki bir simülasyonun içindeyiz, belki de değiliz. Ama içindeysek de hey, bu o kadar da kötü değil.”

“Tavsiyem, dışarı çıkıp gerçekten ilginç şeyler yapmanız.” diye belirtir, Tegmark: “Böylece simüle eden kişi sizi kapatmaz.”

Ancak bazıları, bu olasılığın, bazı ağır manevi soruları gündeme getirdiğini söyleyerek daha düşünceli görünüyorlardı. Gates, “Simülasyon hipotezi doğruysa sonsuz hayatın, dirilişin ve din aleminde resmen tartışılan şeylerin kapısını açarız.” diye öne sürdü. “Sebebi oldukça basit: Eğer bilgisayarda bulunan programlarsak o zaman, zarar görmemiş bir bilgisayarım olduğu sürece, programı her zaman yeniden çalıştırabilirim.”

Peki, eğer bir yerlerde biri simülasyonumuzu yarattıysa, bu durum o varlığı Tanrı mı yapar? Chalmers, şöyle dile getirmekte: “Bu evrendeki bizler, simüle edilmiş dünyalar yaratabiliriz ve bunda en ufak bir ürkütücülük yok. Yaratıcımız çok ürkütücü değil, sadece bir sonraki evrendeki genç bir bilgisayar korsanı iş başında.” Durumu tersine çevirin, esasında biz kendi bilgisayar yaratımlarımızın tanrılarıyız.  Tyson, “Mario’nun ne kadar yükseğe zıplayacağı konusunda yetkimiz olmasına rağmen Mario’yu programlarken kendimizi ilah olarak görmüyoruz.” dedi. “Sırf yaptığımız her şeyi kontrol ediyorlar diye çok ama çok güçlü olduklarını düşünmek için de hiçbir sebep yok.” Ve Tyson’ın da belirttiği gibi, simüle edilmiş bir evren, başka bir rahatsız edici olasılığı da ortaya çıkarıyor: “Tüm programı çökerten bir virüs varsa o halde ne olur?”

©® Düşünbil (2022)

Yazar: Clara Moskowitz
Çeviren: Meryem Şimşek
Çeviri Editörü: Selin Melikler
Kaynak: scientificamerican.com

Please complete the required fields.