Kadınların ifade özgürlüklerinin olmadığı bir zamanda Anne Royall, kendisine büyük güçlüklere mal olsa da, sesini duyurmak için imkansızı başarmıştı.

İnternette, TV’de, gazetelerde, kelimenin tam anlamıyla her yerde sürekli olarak cadı avları ile karşılaşıyoruz. Bugünlerde sahiden kamuya açık bir şey söylemenizin imkanı yok zira yüksek ihtimalle, özellikle sosyal medyada, kelimelerinizi saldırgan ve toplumsal normlara fazlasıyla aykırı bulanlar olacaktır. Bu öyle sinir bozucu bir hal almaktadır ki bazen, her şeye aptalca yorumlar yapan bu bilinmeyen kişiye telefonunuzu veya bilgisayarınızı fırlatmak istersiniz. Belli ki bu insanların hayatın nihai hakikatine sahiplermişçesine fikirlerini paylaşmak dışında yapacak daha iyi bir işi yoktur. Bu tatlı insanların zamanın doğuşundan beri var olmalarını sağlayan, hayatta kalmayı başarmış bir tür gen bileşimi olsa gerek.

Anne Royall, ilk profesyonel kadın gazeteci.

Bence bu, insanları tek hakiki ve mümkün olanın yalnızca kendi inançlarının olduğuna inandıran eski kafalı yetiştirilme tarzı ile daha çok ilgilidir. Bu inanç dolayısıyla kendi zihniyetleri dışındaki her şey reddedilmeli ve yok edilmelidir. Yalnızca geçmişe göz atmanız ve alışılmışın dışına çıktıkları için tepki toplayan tüm isimleri görmeniz mümkündür. Oy hakkı mücadelelerinden ve kadın hakları fikrinin doğmasından dahi önce, kendisine herhangi bir erkeğe davranılır gibi davranılmasını talep eden Anne Royall’ın başına gelen de budur. Anne gözü pek ve cesur bir kadındı. Toplumun, kendisine yapmasını söylediklerine kulak asmadı, aksine hicivle ve cesur yorumlarıyla bu kuralları mahkum etti. Zira ifade ve basın özgürlüğünün kişiyi gerçek anlamda özgür kılacak ve topluma ilerleme kazandıracak tek yol olduğunu düşünmekteydi. Doğal olarak, çoğu insanın düşüncesi bu yönde değildi ve Anne’in hayatı eleştirilerden ve şiddet eylemlerinden kaçmakla geçti.

Anne 1769 yılında Maryland’de doğdu. Ailesi varlıklı değildi ve hayatta kalmaya uğraşıyordu. Babası öldüğünde Anne ve annesi William Royall’ın sahibi olduğu bir evde hizmetçilik yapmaya başladı. William genç kızla oldukça ilgilendi ve çok iyi bir eğitim almasını sağladı. Hatta Anne’in çalışma saatlerinin bir kısmını kütüphanede geçirmesine izin verdi. Anne burada edebiyatın büyük klasikleriyle tanıştı. Büyüdüğünde, 1797 yılında William’ın ailesinin itirazına rağmen Anne ve William evlendi. William’ın ailesi Anne’i, yalnızca para peşinde olan aşağı sınıftan bir kimse olarak gördüğü için bu evliliği onaylamamaktaydı. Çift 1812 yılında William’ın ölümüne dek yaklaşık on beş yıl mutlu bir birliktelik yaşadı. Bu noktadan sonra ise Anne’in hayatı kökünden değişti.

Nellie Bly, öncü araştırmacı gazeteci

William’ın ailesi kendilerine ait olduğunu düşündükleri hiçbir şeyi Anne’in almasına izin vermeyecekti. Bu nedenle evliliği hükümsüz kılmak için hukuki süreç başlattı. Yedi yıl sonra aile başarıya ulaştı ve Anne’i meteliksiz bıraktı fakat bu olay Anne’in cesaretini kırmayacaktı. Anne, eşinin yardımıyla kendisini yetiştirmeye başladığı için liberal fikirler geliştirmeye başladı. William’ın, kendisine entelektüel ve ahlaken eşiti olarak davrandığı gerçeği Anne’in “olacağı” kadın üzerinde çok büyük etki uyandırdı. Hayatını kazanmak için tüm araçlara sahip olduğuna ve en sevdiği şeyi yapmak istediğine karar verdi: Yazı yazmak.

Şimdi 57 yaşındaydı fakat bu hiçbir şekilde yeniden doğmasına ve tekrardan başlamasına engel olmadı. Ülke çapında gezdikçe yazmaya başladı ve böylece Amerikan hayatını tanıtan başlıca isimlerden biri haline geldi. Güçlü mizah anlayışı ve renkli üslubu, okuyabildikleri ucuz romantik dergi ve hikayelerden mutlak surette sıkılmış olan kadınlar başta olmak üzere okuyucuları arasında ona başarı kazandırdı. Sahip olduğu başarıyı gördükçe inandığını ortaya koyma vaktinin geldiğine karar verdi. 1824 yılında Washington’a taşındı ve kısa bir süre sonra hükümet ve bazı politikacılar hakkında yazmaya başladı. Kuşkusuz bu, seyahat notlarının karşılandığı gibi hoş karşılanmadı.

Ethel Payne, ilk Afrikalı Amerikalı kadın gazeteci

Anne bu tarihten önce, Amerikan Devrimi gazisinin dul eşi olması dolayısıyla kendisine federal aylık bağlanması için dilekçe vermişti. Dilekçesi, üzerinden yirmi yıldan fazla bir süre geçtikten sonra kabul edilmişti ve o zaman bile kazanımların çoğunu William’ın ailesi almıştı. Fakat tahmin edeceğiniz gibi bu da onu durdurmadı. Yazıları ona mütevazı bir hayat imkanı veriyordu. Başlangıçta, cesareti yenilikçi olarak görüldü. Bir gün Başkan Quincy Adams her zamanki gibi nehirde yüzerken, Anne’in Başkanın kıyafetleri üzerine oturduğu ve kendisinden tüm sorularına cevap alana dek ayağa kalkmadığı söylenmektedir. Anne, bir Amerikan başkanıyla röportaj yapan ilk kadın olarak tarihe geçmiştir. Bu kadının saygısız davranışı yüzünden rahatsızlık duymaktan ziyade Başkan Anne’in aylık dilekçesini destekleyen kişi olmuştur. Hatta eşiyle birlikte onu ağırlamak için Anne’i evlerine davet etmiştir. Fakat hayat Anne’e yeni bir engel çıkaracaktı.

Jane Grey Swisshelm, öncü kadın yayımcı ve editör

Çok geçmeden politika, din ve toplum üzerine düşünceleri imtiyazlı sınıfın geniş bir kısmını rahatsız etmeye başladı. Bu kısım Anne’i sınıfsız ve görgüsüz histerik bir kadın olarak tanımladı ve ona da fahişelere, ayyaşlara ve suçlulara davranıldığı şekliyle davranılmasını savundu. Bu talepler, internetteki slut-shaming [1] ile benzer şekilde, Anne’i itibarsızlaştırmaya çalışan zamanın pek çok gazetesinde yayınlandı. Yine de Anne zamanının tabularını yıkmaya yardımcı olacak inançlarını savunmaya kararlıydı.

Peki ya asıl mahkeme? Dönem, koyu bir dindarlık ve muhafazakar inançların dönemiydi ve doğal olarak Anne’in pek çok düşüncesi açık bir provokasyon olarak görüldü. Anne, halktan toplanan vergilerle inşa edilmiş olan bir itfaiye binasının bitişiğindeki bir apartman dairesinde yaşıyordu. Çok geçmeden itfaiye binası Presbiteryenlerin dini hizmette kullanımları için ödünç alındı. Anne’in dinin bu dalına dair düşünceleri iyi karşılanmadı ve kısa süre sonra Anne’in evinin önünde Tanrı’ya onu affetmesi için dua eden ve içlerindeki  daha öfkelilerin penceresine taşlar attığı kalabalıklar toplanmaya başladı. Ortalık tam bir cehenneme dönüştü. Durumdan usanan Anne bir gün harekete geçmeye karar verdi. Evinin önündeki kalabalığa bağırmaya ve sövmeye başladı ve derhal tutuklandı. Normalde, kamu düzenini bozmak büyük bir suç olmadığı için böyle bir durum polis merkezinde oldukça kolay bir şekilde çözülürdü. Ancak Anne o zamana kadar kendisini susturmak isteyen geniş bir düşman kitlesi edinmişti. Bu nedenle, mahkemeye sevk edildi.

2. Dünya Savaşı, kadın gazeteciler

Resmi raporlarda onun hakkında “kamu düzenine karşı, kavgacı, dırdırcı kadın” ifadeleri yer aldı. Ve ona ne kadar unutulmaz bir ceza vermeye çalıştılarsa da, ondan kurtulmak için herhangi bir yasa ya da yol yoktu. Bu yüzden para cezasına çarptırıldı ve dışarı çıkmayı başardı. Yine de yargılanma hikayesi tüm gazetelerde yer aldı ve ülke çapındaki insanlar onun başını istedi. Buna karşılık, yaşadığı bu deneyim onu sarsmak yerine daha güçlü kıldı. 62 yaşında Paul Pry isimli kendi gazetesini çıkardı; fikirleri ve yazıları daha sert, daha dolaysız ve daha cesur hale geldi. Hatta, “Ortak güvenlik surlarımızın merhametsiz düşmanları, bizim ellerimizde de hiç merhamet görmeyecekler” gibi bir çeşit sloganı vardı. Ve kahretsin ki merhamet etmediler. Anne daha yüksek sesle konuşmaya ve hangi makamda olursa olsun kanuna karşı gelenleri ortaya çıkarmaya kararlıydı. 1854’teki ölümüne kadar da bunu gerçekleştirdi.

Anne, uzun yıllar boyunca kadın direnişinin sembolü oldu fakat aynı zamanda toplumsal kurallara karşı gelme cesaretini gösteren kadınların zorlu yaşamlarının da bir ispatıydı. Onun kararlılığı, inançlara sadık olunduğu sürece sessiz kalabilmenin bir yolu olmadığını diğer kadınların da anlamaları için bir örnek işlevi gördü. Ne kadar çok engelle karşılaşılırsa karşılaşılsın.

[1] Slut-shaming, bir kişinin cinsel açıdan öne çıkarıcı davranışlar sergilemesinin, cinselliği çağrıştıracak durumlarda veya isteklerde bulunmasının önüne geçilmeye çalışılması, bu kişilerin toplumda suçlu veya aşağı hissettirilmesi eylemi. Dini kurallara, geleneksel beklentilere aykırı olduğu gerekçesiyle özellikle kadınlara yaygın olarak uygulanan bir baskı türüdür. Kişinin kendini kötü hissetmesi, suçluluk duyması sağlanır.

Yazar: María Isabel Carrasco Cara Chards
Çeviren: Zeynep Duran
Kaynak: culturacolectiva

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.
Düşünbil Portal’da yayınlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.