Sağlıklı bir iletişim ortamının gerçekleşebilmesi için karşılıklı bir diyalog ortamının da oluşması gerekir. Karşılıklılık ilkesi de denilebilecek bu durum için öncelikli olarak; iletişimi gerçekleştirecek özneler, bir iletişim konusu ve bu iletilerin ilgili taraflara aktarılma biçiminin ne olduğuna karar verilmesi gerekir.

İletişimi tanımlamak istediğimizde karşımıza şöyle bir ifade çıkmaktadır: Kişiler arasında, duygu, düşünce, bilgi ve haberlerin, akla gelebilecek her türlü biçim ve yolla kişiden kişiye karşılıklı olarak aktarılması ve insanların birbirini anlaması; duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme veya komünikasyon. (1) Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi bir yerde iletişim ortamının oluşabilmesi için o ortamda öncelikle iletişime geçecek canlıların olması gerekir.

İletişim kurmanın farklı metotları vardır. Bunların başında kişilerin birbirlerini anlaması, anlatması, anlaşması ve yine birbirine öğretmesi, birbirlerinden öğrenmesi gibi karşılıklı diyaloğa dayalı sözlü iletişim metodu vardır.  Vücut dilinin ve mimiklerin kullanıldığı sözsüz iletişim, bir konuyu veya kişilerin kendilerini ifade etmek için oluşturdukları yazılı iletişim, aynı anda birden fazla kişiye ulaşabilmek için oluşturulmuş görsel iletişim metotlarını da listeye ekleyebiliriz.

Peki, kaliteli ve etkili iletişim nasıl olmalıdır? Bu sorunun cevabını bulmak için öncesinde şu soruya cevap bulmamız gerekir: Kötü ve etkisiz iletişim nedir?

İkili ilişkilerde en sık yaşanan sorunlar iletişim eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Aslına bakarsanız sorunların birçoğu doğru ve kaliteli iletişimin ne olması gerektiğini bilmeyen insanlar tarafından çıkarılır. Birbirini dinlememe, sözünü kesme, ahkâm kesme, dinliyormuş gibi yapma, bilmediği halde anlıyormuş gibi yapma, karşındaki insanı tanımadan yapılan yorumlar…

Anlatacak bir şeyi olan herkes dinleyecek bir kulak arar. Etkili iletişim sadece hitabet sanatının yüksek olması veya bilgi dağarcığının üstün olması demek değildir. Etkin bir dinleme de iletişim için olmazsa olmaz bir davranıştır. Dinleme becerisi etkin olduğu kadar edilgen de olabilir. Ve hatta iletişimin karşı tarafını destekleyici ufuk açıcı bir dinleme şekli de olabilir. Celaleddîn-i Rûmî’nin dediği gibi “İnsan kulaktan beslenir.”

İletişim kurmanın farklı metotları olduğu gibi iletişim dili de farklılık gösteren bir unsurdur. Günümüzde ikili ilişkilerden, ebeveyn çocuk ilişkilerine; mesleki anlamda eğitimden, halkla ilişkilere kadar birçok mecrada önemli olan iletişim dili, sen ve ben dili diye iki ayrılmakta ve ilişkileri yapıcı hale getirmekte veya sabote etmektedir.

İletişim kurarken hangi dili kullandığınızı belirlemek aslında çok kolaydır. Herhangi biri ile karşılıklı diyalog halinde iken konuşmalarınıza eşlik eden bir işaret parmağınız varsa ve bu parmak sürekli karşı tarafı gösteriyorsa, bilmelisiniz ki kullandığınız dil sen dilidir. Suçlayıcı, paylayıcı, hükmedici ve kendinden uzaklaştırıcı bir dil yöntemi olan sen dili, iletişimin karşı tarafını oluşturan için bir hayli onur kırıcı bir dil kalıbı olup, kendinin ne kadar beceriksiz, başarısız ve suçlu olduğunu hissettiren olumsuz duygular dilidir.

“Zaten hiç çalışmadın, zayıf alacağın belliydi.”, “Daha önce haber vermediğin için geç kaldım.”, “Her zaman gelirken al dediğim şeyi unutursun zaten ve bugünde unuttun.”, “Senin yüzünden rezil oldum.”

Yukarıdaki cümlelere dikkat edilirse hepsinin suçlayıcı, paylayıcı ve karşı tarafı edilgen gösterici bir yönü vardır. Tüm bunların oluşturduğu olumsuz duygular iletişimin başlamadan bitmesine neden olur.

İletişimin diğer bir dili de ben dilidir. Ben dilini kullandığınızı iletişim halinde iken başparmağınızın kendinizi göstermesinden anlayabilirsiniz. Bu dil kalıbı, kullanan kişilerce çoğunlukla karşı tarafın yapmış olduğu olumsuz durumları, hissetmiş olduğu duyguları veya yapmaması gereken davranışları kendi üzerinden yumuşatmak suretiyle yanlışını görmesini sağlayan olumlu duygular dilidir.

İsterseniz sen dili için verilen cümleleri birde ben dili kalıbında tekrar oluşturalım.

“Zayıf aldığın için üzüldüğümü bilmeni isterim, sen başarılı bir çocuksun ve bir daha ki sefere beni üzmeyeceğini biliyorum.”, “Geç kaldığın için merak ettim, keşke haber verseydin.”,  “İstediğim şeyleri bir daha ki sefere unutmazsan gerçekten sevinirim.”, “Arkadaşlarıma karşı biraz mahcup oldum.”

Görüldüğü gibi cümle kalıpları sadece küçük değişikliklerle nasıl da farklı bir anlayış kazandı. İletişim kanallarını kapatmak veya açmak elimizde olan sihirli bir değnek gibidir. “Sen” dersek kapanır, “ben” dersek açılır. Kötü ve etkisiz bir iletişim ile kurulan diyaloglarda ne kadar fazla doğru cümle kurulursa kurulsun iletişimin karşı tarafını için oluşacak yanlış anlaşılmalardan kaçılamaz. Oysa kaliteli ve etkili bir iletişimde söylenen her cümle doğru anlaşılıp karşı diyaloğu da doğru kurulacaktır.

Dipnot:

(1) www.tdk.gov.tr

Yazar: Ertan Yavuz

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. Düşünbil Portal’da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.