Hepimiz, mükemmel bir kadın bedeninin nasıl olduğunu biliyoruz. Ya da gerçekten biliyor muyuz?

İnterneti kasıp kavuran meşhur poposuyla Kim Kardashian mı, seksi kum saati vücuduyla Marilyn Monroe mu? Yoksa güçlü ve atletik Beyonce mi? Peki ya podyumlarda yürüyen zayıf mankenler? Binlerce yıldır mükemmel bedenin nasıl olduğuyla alakalı mütemadiyen fikir değiştirmekteyiz.

İyi de, bu “mükemmel beden” meselesini kim başlattı? Belki de olaya öncelikle tanrıları suçlayarak başlamalıyız.

İlahi Proporsiyonlar

Olympos Dağı’nın tepesinde tanrılar oturmuş tartışıyor. Her zamanki gibi. O günkü uyuşmazlıkları ne hakkında? Bel-kalça oranı. İnsanların fikirlerini ileri sürerler, ancak hangisinin en iyisi olacağı konusunda karar veremezler. Kadınlar nasıl bir görünüşe sahip olmalı? Hangi matematiksel vücut yağı yüzdesi, en fit ve en çekici sonuca ulaştırır.

Bu çekişmeden sıkılmış 12 Olymposlu; vücudun çekiciliği hakkında ince detaylar üzerine gevezelik etmektense, bu konu hakkında yeryüzünde insanların kavga edip durmasına izin verirler. (En azından söylenen budur, ancak Venüs’ün başka planları vardır…)

Afrodit / Venüs. Parian mermeri, M.Ö. 4. yüzyıldan kalma bir Yunan orijinalinden sonra 2. yüzyıl Roma kopyası (Marsyas / CC BY 2.5)

Günümüzün Mükemmeli

Modern çağda sözümona ideal kadın vücut tiplerinin doruk noktası olan süpermodeller, genellikle çok bilindik ve ince bir yapıya sahiptir. Bilim insanları; bu geçerli görünüşün, kültürel sınırları ve çağları aşmakta olan beden ölçülerine dayalı olabileceğini öne sürmektedir.

Texas Üniversitesi’nde Psikoloji profesörü olan Devendra Singh; 1990’larda “bel-kalça oranıyla dengelenmiş olan vücuttaki yağ oranı (WHR), kadında gençlik, üremeyi sağlayan endokrinolojik durum ve uzun vadeli hayat tehlikesi ile ilişkilendirilmektedir. Bununla bağlantılı üç çalışma göstermektedir ki erkekler, kadınları düşük WHR’leri varsa çekici olarak değerlendirir.” sonucuna ulaşmıştır.

Başka bir deyişle Singh kanıtlamaktadır ki, beli kalçalarının % 70’i büyüklüğünde olan kadın imgesi, en çekici olan olarak görülmektedir. Bu 0.7:1’lik bel- kalça oranı, aynı zamanda “sağlık ve doğurganlıkla ilişkilendirilen abdominal yağ dağılımının” altını çizmektedir. Bu mesele, Rob Brooks’un “Kadınlar İçin ‘İdeal’ Vücut Şekli Hakkında Bilim Bize Ne Söylemektedir?” yazısında detaylıca tartışılmaktadır [1].

İyi ama, bilim bize bu konuyla ilgili ne düşüneceğimizi açıklamadan önce, eski çağlardaki insanlar bir ideal beden imgesini nasıl anlamıştı?

Venüs’ün Doğuşu

Willendorf’un Venüs’ü, 7 Ağustos 1908

Tarih öncesi çağlarda “ideal” kadın formunu incelemek için tarihsel sürece dikkatlice baktığımızda, modern imgeden çok farklı bir şeyle karşılaşabiliriz. Anglia Ruskin Üniversitesi’nde Sosyal Psikoloji profesörü olan Viren Swami; eski dönemlerdeki kıtlıklar ve zorlayıcı çevre koşulları göz önünde bulundurulduğunda, vücut kütlesini arttırabilenlerin o dönemde diğer insanlara göre sağlık ve doğurganlık açısından avantajlı konumda olmalarını sağladığı çıkarımında bulunmuştur. Swami, bu teorinin “geç Taş Devri’nden ‘Wilendorf Venüs’ü’ gibi arkeolojik Venüs figürin kayıtlarınca da desteklenmekte olduğunu savunmaktadır, -ki bu durum, on ile 100.000 yıl öncesi arasında ideal kadın figürünün yuvarlak hatlı ve güçlü olduğunu gözler önüne sermektedir.

Arkeolojide bu türden sanat eserleri “Venüs figürinleri” olarak adlandırılmaktadır; bunun sebebi, bir erken dönem bereket tanrıçası tarafından temsil edilen abartılmış cinsel özelliklerle tasvir edilmiş tarih öncesi nü kadın imgesidir.

Haz uyandıran kadınsı ideal figürler, antik dünyanın odak noktasıydı. Venüs (ya da Afrodit); aşk, keyif, tutku, doğurganlık, bereket, güzellik ve arzu tanrıçası olmanın yanısıra, antik Yunanlılar ve Romalılar için meşhur güzellik tanrıçasıydı. Genellikle yuvarlak bir yüz, büyük göğüsler ve armut şeklinde bir vücutla tasvir edilmiştir. Ayrıca oğlan çocuğuyla da tasvir edilmiştir! Onun güzelliğini tanımlamak için görseller, resimler, heykeller yapılmış ve tatlı sözler sarf edilmiştir.

Oturan Venüz Freski, Roma sanatı, MS 4. yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilmiştir.

Klasik Standart

“Lely’nin Venüsü”: Afrodit banyo esnasında şaşırmışken. Helenistik bir orijinalin ardından İmparatorluk döneminin Roma kopyası.

Antik Yunan’da Afrodit, Antik Roma’da Venüs- Taş Devri eserlerindeki gürbüz biçim kadar olmasa da- genellikle yuvarlak hatlı olarak tasvir edilmiştir. Ancak bu imgedeki ‘ideal’, daha küçük göğüsler, daha uzun bir beden ve dolgun kalçalarla kabul görmüş ve yüzyıllarca geçerliliğini koruyan bir klasik standarda dönüşmüştür.

Aynaya bakan Venüs. Peter Paul Rubens

Flaman ressam Peter Paul Rubens’in kadın portreleri; sağlık ve varlığı temsil eden tombul ve yuvarlak hatlı vücutları öne çıkaran ‘Rubenesque’ bakışıyla tanınmıştır.

Botticelli ise ünlü eseri ‘Venüs’ün Doğuşu’ ile yeni standartlar ortaya koymuştur.

İleriye Doğru Moda

Tanrı ve tanrıça figürleri, etkileyici olmanın yanısıra aynı zamanda ilham vericiydi- günümüzde de aynı şey geçerliliğini korumaktadır. Kadınların kendilerine amaç edindikleri yuvarlak hatlı Venüs imgesi bir trend haline gelmiş, “korse, geç Rönesans’tan 20. Yüzyıla kadar Batı dünyasında kadınlar arasında popüler bir iç çamaşırı haline gelmiştir”.

Marie Antoinette, saray elbisesi (1779) Korsesi, belden uç noktalara kadar incelir, göğüslerini yukarı ve dışa doğru iter ve eteğindeki kafesler, kalçaları genişletir ve büyütür.

Bu vücut biçimlendirme çabaları; Venüs idealinin ‘doğal’ bedenini taklit etmenin abartılı ve şu anda sağlıksız olarak bildiğimiz yapay bir yoluydu. Her ne kadar korseler o belirgin kıvrıma ulaşmayı sağlıyor olsa da, 1890’lardaki yayımlar (hatta bazılarının başlıkları alenen “Biçim Bozukluğunda Moda” ve “Sıkı Giyinmekten Gelen Ölüm!” şeklinde adlandırılmıştır); beli sıkıştırmanın, iç organları baskılamak ve akciğerleri kısıtlamak, bu sebeple yaşanan sindirim problemi ve nefes darlığı gibi tehlikelerini sıralamıştır.

İdeal Olandan Daha Az

Antropoloji profesörü Bethe Hagens, Venüs figürinleri üzerine çalışmış ve arkaik zihniyeti anlama çabasına girişmiştir. Çalışmalarında Yunan ve Roma ‘ideal’ bedeni yorumlarına meydan okumak suretiyle bir adım ileri gider:

“…Edebiyat kültürü de özel olarak kadına meraklı değildi. Anneler kutsal olarak kabul edilse de, ‘gerçek’ kadınlar üretim makineleri haline gelmişti. İdeal (ilahi) kadın heykellerinin açıkça genç erkekler gibi şekillendirildiğini görebilirsiniz, fakat büyük göğüslü anne imgesiyle karşılaşmak pek mümkün değildir. Belki de çözümleyiciler olarak, temsil edilen şey hakkında yanlış bir fikre sahibiz. Belki de ideal kadın bedeninden ziyade, o temsil bayağı bir bedendi. Ahmaklık, seks ve terk edişin asıl ilahi gençliği. Bence önemli olan şey bu.”

“O zamanlar göz önüne alındığında, doğurganlığı olan gerçek kadın bedeni; bir modele dönüştürmek için fazla kutsaldı, erdem kaynağı ve Yaradılış ile fazlaca bağlantılıydı. Oysa ki gerçekten tombul, muhtemelen hamile olan bir kadına saygı göstermeye devam eden kaç kültür vardır, bir düşünün (Afrika, Pasifik, Antik Asya)”.

Yedi Ana Tanrıçalar, 9. yüzyıl, Madhya Pradesh, Hindistan.

Belki de bu fikir bizi Taş Devri Venüs figürlerine, oradan da daha geç dönemdeki Yunan ve Roma tanrıçalarının ne kadar farklı şekillendirildiğine götürmektedir. Yoksa bu günümüzde sosyal medyadaki hamilelik sonrası bedenlerinin gönderi görselleri üzerinden kadınların cesur eleştirilerinin bir biçimi midir?

Ufak tefekten kıvrımlıya, ‘ideal’ kadın bedeni son 200 yıldır devamlı olarak değişim geçirmektedir. Son zamanlardaki biçim çeşitliliği ve vücut güçlendirme algısı göstermektedir ki, Venüs çağına geri döndük.

Gerçek Güzellik

Şimdi kimin bedeni ideal? Kim Kardashian mı? Marilyn Monroe mu? Yoksa Beyonce mi?

Günün sonunda, kültür kuramcıları söylemektedir ki; güzellik ve ‘ideal kadın bedeni’ insanın biçimlendirdiği bir yapıdır, ve tamamen izleyicinin bakışına bağlıdır. İnsanların çekici buldukları şeyin arkasında bilimin de söyleyecek bir şeyi olsa da, ‘son moda’ güzellik idealleri, daha kışkırtıcı temsiller ve estetik ifadeler oldukça, rastgele değişmektedir. Fakat gerçek güzellik, insanların birbirinde fark ettiği ve kendi soylarındaki boyut ve vücut şekillerinden kaynaklı geniş bir yelpaze ile değerlendirdiği bir noktadadır.

Yine de Venüs’ü suçlamak mümkün; bir tanrıçanın kadınları kendi ideal imgesinde yaratma arzusu, bize değerli bulacak fakat binlerce yıl sonra bile üzerinde tartışacak bir şey vermiş olabilir.

Alın size tanrılar.

Yazan: Liz Leafloor 
Çevirmen: Gözde Gürbüz
Kaynak: ancient-origins

[1] Rob Brooks’un makalesi için bknz. https://www.huffingtonpost.com/rob-brooks/science-ideal-body-shape-for-women_b_6827976.html

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. Düşünbil Portal’da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.