Nicolaus Copernicus’un (1473-1543) (Türkçe’deki adıyla Kopernik) yeni bir kozmolojinin keşfiyle sonuçlandığı sorgulamasında yönelttiği ilk soru Batlamyus’un (M.S.100-170) (Avrupa’daki adıyla Ptolemy) equant ismindeki matematiksel aletinin geçerliliğine dairdir (Rosen, 1971, s.20). Gezegenlerin hareketini tanımlamak için geliştirilen bu alet, gök cisimlerinin izlediği yolun merkezini eş uzaklıktaki iki nokta üzerinden tanımlamaktadır.

Merkezinde dünyanın bulunduğu matematiksel gösterimde dairesel ve düzgün bir hareket yaptığı gösterilemeyen Venüs ve Merkür, Batlamyus’un kozmolojisinde iki farklı noktaya referansla modellenmektedir. Biri dünya diğeri de herhangi fiziksel bir cisimce işgal edilmeyen hayalî bir nokta olan equant ile tanımlanan düz bir hattın tam ortası, gezegenlerin izlediği yolun merkezine denk gelmektedir.

Kopernik’e göre bu modifikasyon gök cisimlerinin hareketlerini iki farklı merkeze göre tanımladığı için Aristo fiziğinin prensipleriyle çelişmekteydi. Aristo fiziğini yeniden güvenilir bir pozisyona yükseltmek için Kopernik, Batlamyus’un on üç yüzyılı aşkın otoritesini sorgulamaya başlamıştır. Kopernik’e göre Batlamyus’un çözümü ne yeterince keskin ne de yeterince akla yatkındır. Rakamsal veriyle uyumlu olsa da fizik kurallarıyla çelişmektedir. Gök cisimlerinin eterden oluşan doğasına aykırı bir mekanizma sunan Batlamyus, gök cisimlerinin gerçek hareketlerini açıklamaktan çok onların kâğıt üzerinde matematiksel olarak yeniden üretilmesine kafa yoran bir astronom olarak değerlendirilmektedir. Bu yüzden de Batlamyus’un equant ismiyle sunduğu teorisi Kopernik tarafından ad hoc (yalnızca bir problemin çözümü için kullanılabilecek) bir manevra olarak değerlendirilmektedir.

Höristiğin equant’ın elimine edilmesi olarak belirlenen Kopenikçi güneş-merkezli programın erken dönemi, temel olarak dairelerin daha akla yatkın bir organizasyonunu bulmak üzere yürütüldü (Rosen, 1971, s.57). Bu doğrultuda Kopernik, tüm gökyüzünün Güneş’in hareketine bağlı bir hareket içerisinde mi olduğunu yoksa dünyanın hareket hâlinde olmasının tüm gökyüzünü dönüyor gibi mi gösterdiğini sorguladı (Copernicus, 1992, I, 5, 8).

Sonuç olarak ise yirmi dört saatte bir değişime sebep olanın gökyüzünün hareketi değil, onun içerisinde çok daha küçük bir yer kaplayan dünyanın hareketi olduğuna karar verdi. Aynı höristikten türetilen bir diğer sorgulama ise gezegenlerin düzgün ve dairesel hareketi ihlâl edişine dair o zamana kadar yapılmış herhangi bir hakiki açıklamanın yapılmamış olmasına ilişkindi. “Tersine” (retrograde) ve “durağan” (stationary) hareketler olarak tanımlanan bu ihlâller Kopernik tarafından dünyanın hareket ediyor olduğu keşfiyle açıklanmaya çalışıldı (Copernicus, 1992, önsöz, s.5).

Dünyanın hareketinden dolayı diğer gezegenlerden farkı kalmayışı ve yerinin Venüs ile Mars arasındaki çembere taşınması çözüm için yeterli bilgiyi sağlıyordu. Gök cisimleri arasında tanımlanan hiyerarşi sayesinde gezegenlerin takip etmesi gereken patikalar arasında uzunluk farkı öngörülüyordu. Gezegenler evrenin merkezinden uzaklaştıkça daha uzun patikalara sahip oluyorlardı ve bu farklılık kimi zaman gezegenlerin tersine kimi zaman ise durağan bir hareket yapıyormuş gibi gözükmesine sebep oluyordu.

Dünyanın merkezden alınması sonucunda yeni bir soru ortaya çıkmış oldu: Evrenin merkezinde hangi cisim duracaktı? Gökyüzü içerisinde ayrıksı ve kuvvetli bir cisim arayışına giren Kopernik, Güneş’i “kraliyet tahtında oturuyormuş” gibi tasvir etmesiyle yanıta ulaşmış oldu (Copernicus, 1992, I, 10). Güneş’in evrenin merkezinde tanımlanmasıyla beraber gökyüzündeki diğer tüm eşitsizliklerin de Güneş’in etrafında hareket halinde olan dünyanın sebep olduğu görüntüler olduğuna karar verilmiş oldu.

Dünyanın günlük hareketine ek olarak iki farklı hareket daha tanımlandı. Dünyanın Güneş etrafındaki yıllık hareketi, dört ayrı mevsimin bir yıl boyunca birbirini takip etmesinin açıklaması olarak sunuldu. Yıl boyunca değişiklik gösteren gece gündüz süreleri ve mevsim uzunlukları ise dünyanın eğik hareketiyle açıklanmaya çalışıldı. Yıllık hareketle hemen hemen aynı sürede tamamlanan ancak yön olarak tersine gerçekleşen bu hareket, dünyayı yaklaşık olarak 23 derece 27 dakikalık bir açıyla eğmekteydi (Rosen, 1971, s.64, dipnot 15).

Kaynaklar:
Copernicus, N. (1992). On the Revolutions: Nicholas Copernicus Complete Works (2nd ed.). Baltimore and London: The John Hopkins University Press.
Rosen, E. (1971). Three Copernican Treatises: The Commentariolus of Copernicus, The Letter Against Werner, and The Narratio Prima of Rheticus (3rd ed.). New York: Octagon Books.

Yazar: Sezen Bektaş

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.