Hepimizin hayatında bir Debby Downer vardır. Bu kişi daima neyin kötüye gidebileceğini bilir ve siz herhangi yeni bir fikir önerir önermez bu fikir hakkında olabilecek korkunç şeyleri bilmenizi sağlar. Nadiren yeni önerilere sahiplertir ama sizin fikrinizin hayatında duyduğu en kötü şey olduğunu kesinlikle bilir. Bu kişiler niçin insanlara bunu yaparlar? İyimserlik herkes için daha iyi olamaz mı?

Ama, ya size onların herkesin moralini bozma eğilimlerinin aslında insan evrimini sağlayan bir hayatta kalma becerisi olduğunu söyleseydik.

İçgüdülerinizi Zekice Yenmek adlı eserin yazarı Adam Hansen, gıda fazlalığı olmayan erken insan atalarının yeterince iyi işleyen mevcut durumu, herhangi bir başarısızlık ihtimali ile risk almaya göre çok daha tercih edilebilir bulduklarını iddia ediyor. Sahip olduğumuz DNA hayatta kalanlarındır ve bu kişiler hayatta büyük riskler almayan ve bu hikâyeyi anlatmak için yaşayanlardır. Hansen’in iddiası şöyle: “Riskten kaçınmayı iyi bilenlerin soyundan gelenleriz.” Bu olumsuzluk tercihi mantık dışı ama “Fazla merak iyi değildir” , “En kısa yol bildiğin yoldur” , “Bir şeyi fazla kurcalama” gibi deyimlerimizle kanıtlanan, halen değer verdiğimiz bir eğilim olan temkin yönünde bir tercih.

Olumsuzluk, üzerinde iyi çalışılmış ve neredeyse yaşamımızın her yönündeki etkisiyle ciddi biçimde belgelenmiş bir fenomendir. Gündelik olarak bizi etkileyen bir alanda, fark etmememize rağmen, karar verme sürecimizin tam içindedir. Neredeyse tüm insanlar riskten kaçınırlar, hem de düşündüklerinden daha sık.

Bir çalışmada, küçük çocuklar tepki yavaşlatma etkinliklerine katıldılar. Çocukların yarısı, arzu edilen davranış için ödüllendirildi, diğer yarısı ise başarısız olduklarında (görünür bir ödülden uzaklaştırılarak) cezalandırıldı. Cezanın, tüm yaş seviyeleri boyunca, çocukların katılımını sağlamada ödülden daha etkin olduğu anlaşıldı. Bir diğer çalışma gösterdi ki; kaynakların kaybını, söz konusu miktarlar aynı olduğu zaman bile, kazanımdan daha önemli görüyoruz.

Elbette, herkes her zaman kötümser değil, dolayısıyla olumsuzluk eğiliminin üstesinden gelebilirsiniz.

Eğilimlerinizi anlamak, onların üstesinden gelmede ilk adımdır. İnsanların mükemmel bir şekilde rasyonel oldukları oldukça yeni bir fikirdir. Ayrıca tarihsel olarak konuşmak gerekirse ilk iç güdünüzün irrasyonel olacağının farkında olmak, ikinci adımdır. Uygulamalı Rasyonalizm Merkezi kurucularından Julıa Galef meseleyi, beynimizin bir şeye verdiği ilk tepkiyi kabul etmememiz gerektiğine getiriyor. Galef, “Beyniniz tembeldir” diyor. “Bunu kişisel olarak algılamayın, benim beynim de tembel. Herkesin beyni tembeldir. İnsan beyninin yapısı böyledir.”

Hansen de olumsuz tepkileri, “Bilişsel olarak tembel” diye nitelendiriyor. Bir şeyin yanlış olduğunu söylemek, onun nasıl doğru olabileceği hakkında düşünmekten çok daha kolaydır. İlk dürtünüzü reddetmek ve daha yararlı ya da rasyonel gözlem yapmak zihinsel çaba isterken size büyük bir kar da sağlar.

Yönetim Uzmanı Jennifer Brown, en iyi çözümün geri bildirim olduğunu söylüyor. Yapmanız gerekenden daha fazla olumsuzluklar üzerinde takılıp kaldığınızın farkında olmak, olumsuzlukların gerçekliklerle doğru orantısını görmeye başlamanın en iyi yoludur. Jennifer Brown, doğrulama sapmasının nasıl üstesinden gelinebileceği hakkında da benzer bir öneriye sahip.

Adam Hansen’a göre çözüm, yeni alışkanlıklar üzerinde çalışmak. İçgüdünüz hemen yeni fikirdeki hatayı bulmaya çalışırken, siz ilk önce fikir hakkında neyi sevdiğinizi bulmaya çalışın. Eski alışkanlıklar zor ölürler ama bunu yapabilirsiniz. Adam Hansen aynı zamanda işletmelere, ardından bir açıklama gelmeyecekse, toplantılarda “Bundan hoşlanmadım” deyimini yasaklamalarını öneriyor.

Hansen şunları söylüyor:

“Her fikir aslında fikirlerin bir bileşimidir. Tüm yönlerini, tüm ufak parçalarını içine alır. Dolayısıyla, tamamıyla korkunç bir fikir olsa bile, yine de buradan hoşlandığınız bir şeyi çıkarabilirsiniz.

Bunun ne anlamı olabilir? Bundan sağlanabilecek yarar ne olabilir? Ve hemen reddetmediğiniz için onda ne potansiyel görmeye başlıyorsunuz? Bir kere, fikirleri, harekete geçirici bir değer olarak görmeye başlayınca, harika şeyler olmaya başlıyor.

Her fikir bu çarpımsal güçte olabilir ve şimdi bu fikrin üstüne bir şeyler inşa ediyorum. Daha iyi fikirler ortaya atmama yardımcı olması için bunu basitçe kullanıyorum. Bunu bir kere yaptığınızda, zihniniz çok daha iyi bir çerçevede gerçek meselelerle ilgili problemleri ele alır.”


Yazar: Scotty Hendricks

Çeviren: Dolunay Çörek
Kaynak: Big Think

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Please complete the required fields.