Zamanın birinde uzak bir diyarda, genç ve cesur bir kaşif kendisini onun tarafından tehdit edildiğini hisseden bir grup yerli tarafından ele geçirilir. Yargılanır ve hakkında ölüm hükmüne karar verilerek kaçınılmaz kaderini bekleyeceği yeraltı hapishanesine gönderilir. Bununla birlikte, genç kaşif gecenin ortasında kendisine doğru yaklaşan güzel bir kadın görür; kadının güzelliği sanki onun bir rüyada olduğunu düşündürecek kadar onu şaşkına uğratmıştır. Bu kadın kaşife aşık olduğu için onu kurtarmaya gelen kralın kızından ve kabilenin prensesinden başkası değildir. Hayatını kurtarmanın karşılığında, eve döner ve soylu bir kadınla nişanlanır. Ancak nişan haberini duyan prenses çok kolay vazgeçmeyecektir. Köyden kaçar ve hayatının aşkının peşine düşer. Düğün günü oraya varır ve genç adamın ellerini birbirine kavuşturup gözlerini kapattığı anda nişanlısını terk eder ve prensesle yoluna devam eder. Sonsuza kadar da mutlu yaşarlar.

Tanıdık geliyor mu? Pek tabii bu yazının başlığından ve içerisindeki anlatıdan ötürü Pocahontas ve John Smith’in hikayesini anlattığımızı söyleyebilirsiniz. Fakat bu aslında Young Beichan adındaki eski bir İskoç hikayesidir. Pekala bizim şimdiye kadar bildiğimiz ve sevdiğimiz Pocahontas masalı ile ortak ne gibi özellikleri var ve neden ona benziyor? Ortaya çıkmaktadır ki, bu aslında herkesin aşina olduğu bir zamanda  pek çok şiirde ve halk şarkısında bulunan eski bir motif. Peki şimdilerde bu klişe hikaye nasıl belirli bir kadının hayatını anlatan bir hikaye haline geldi? Hayır, bu Disney’in ilk kez yaptığı bir şaşırtmaca değil: John Smith’in bizzat kendisine bu hikayeyi kendisine mal ettiği ve Generall Historie of Virginie (1624) eserinde olduğu üzere kendisini bir kahraman yaptığı için teşekkür etmeliyiz.

Hikaye John Smith’in 1607 yılında Yeni Dünya’ya bir grup göçmenlerden oluşan bir grupla birlikte gelişini anlatmaktadır. Araziyi keşfe başlar ancak bu keşiflerinden bir tanesinde şef Wahunsenacawh tarafından yönetilen Powhatan kabilesi tarafından kaçırılır. Bununla birlikte, kaçırılması aslında düşünüldüğü kadar korkunç değildir ve mektubunda büyük bir yemeği paylaştığını söyler. Ancak sekiz sene kadar şefin kızından hiç bahsetmemiştir. Onun Smith tarafından yazılmış bir mektupta ilk kez bahsedilişi Kraliçe Anne için yazdığı 1616 yılındaki mektupla birlikte olmuştur. Smith, kraliçeden Pocahontas’ı İngiltere’ye diplomatik bir ziyaret için getirmek üzere izin ister ve ona ikisinin aslında bizim ortak hayal gücümüze sıkışmış olan nasıl tanıştıklarının hikayesini anlatır.

Şef tarafından idam edilmek üzereyken bu güzel ve cesur kızın kendisini Smith ile kendi babası arasına koyarak onun hayatını nasıl kurtardığının hikayesini anlatır. Generall Historie of Virginie eserini yayınladığı zaman, eserin kendi versiyonunu Pocahontas’ın onu kucaklayarak kendisini kafasına taş ve sopalarla yemek üzere olduğu darbelerden koruduğu kısmını ekleyerek onu genişletmiştir. Doğal olarak, kraliçe bu İngiliz kaşifin kendi hayatını gönüllü bir biçimde ortaya koyan egzotik bir genç kadın tarafından kurtarılarak bir efsane oluşunun hikayesini çok sevdi. Tarihçi Camilla Townsend’e göre, 17. Yüzyılın en gözde milliyetçi sembollerinden biri olan ve Amerikalı halk arasında onu bu denli popüler bir sembol haline getiren şey tam olarak da budur. Onlar beyaz kültürüne o kadar tapan, öyle ki kendi hayatını bir yerliyi kurtarmak için riske atmaya gönüllü olan yerli bir Amerikan kadının hikayesini sevmişlerdi. Pek tabii, hikayenin bu versiyonu hiçbir zaman yerli Amerikalılar tarafından gerçekçi olmadığı ve ahlaksız olduğu için sevilmedi.

O zaman neden Pocahontas sıklıkla bir hain olarak değerlendirildi? Gerçekten aşkı için insanlarına ihanet mi etti? Townsend pek çok kişinin kanıtları değerlendirmeden oldukça yüzeysel bir biçimde hikayeyi değerlendirdiğini açıklar. Tarihsel belgelerin pek çoğu temelde John Smith’in aslında dikkatlice okunmamış olan yazdıklarına dayanır. İlk olarak, neden kimse Smith’in yazdıklarına Pocahontas’tan hiç bahsetmediğini sorgulamadı? Mesele şu ki, genellikle revize edilmiş bu belgeler onun mektupları ve basılmış yazılarıydı fakat tarihçiler onun  Pocahontas’tan rastgele bir biçimde ara ara bahsettiği kişisel günlüğüne çok da önem vermediler. Araştırmalar onun bir mahkum olduğu zamanda Pocahontas ile tanışıp arkadaş olduğunu kanıtladı. Günlükleri ise bu iki kişinin birbirine kendilerinin ana dilini öğrettiğini gösterdi. Örneğin, “Pocahontas’a bana üç tane sepet getirmesini söyle” gibi cümle kalıpları hem İngilizce hem de Kuzey Amerika Kızılderili kabilelerinin dilinde yazılıydı.

Şimdi acaba biz Smith’in basit bir biçimde eski bir halk şarkısı motifini almış olduğuna ve bunun bir kahramanı olduğu biçimine uyarladığına inanabilir miyiz?

Ayrıca, kanıtların da göstermiş olduğu üzere, güzel bir yerli kadının onu tehlikeli bir zamanda kurtardığını söyleyerek önceki seferlerde de bu motifi kullanmıştı. Temel olarak, adam kendisini harika hikayelerin kahramanı yapmayı sevdi. Şimdi, idam için, Townsend ve Smithsonian Müzesi tarafından yürütülen bir araştırmadaki uzmanlar onun kendisine hoş geldin demek için yapılan bir seremonisini yanlış anlamış olabileceği ihtimali üzerinde anlaşmışlar. Bununla birlikte, bu doğru olsa bile, Pocahontas’ın bu törende yer almış olma ihtimali onun sadece 11 yaşında olmuş olması ve aslında bu tip törenlere katılması için çok küçük olması dolayısıyla çok düşüktü. Onun yaşından bahsetmişken, anlatılan romantik versiyon aynı zamanda ilgili dönemin standartları açısından bakıldığında pek de gerçekçi değildi.

Hikaye ilerledikçe, Smith silah yarasına rağmen İngiltere’ye dönmek zorunda kalırken, Pocahontas Birinci Anglo-Powhatan Savaşında yakalanmış ve  Yeni Dünya’nın en önemli tütün yetiştiriciliğini yapan yenilikçi ve dindar birisi olan John Rolfe ile tanıştığı bir İngiliz kale yerleşkesi olan Henricus’ta tutsak edilmiştir. İşte burada, Pocahontas İngiliz gelenekleri ile tanışmış ve hatta Hıristiyanlığa Rebecca ismini alarak geçmiştir. Aslında, İngilizlerin bölgedeki farklı kabileleri fethetmek için yapmış oldukları plan çerçevesinde, o dönüştürülen ilk yerli Amerikalıdır. Bir sonraki adım ise kabileler ile ateşkes yapmak olmuştur ve bu ateşkesi onu Rolfe ile evlendirerek yapmışlardır.

Pek çok insan onu bir hain olarak tasvir etmeyi sevse de, Pocahontas aslında insanlarına yakın bir tehditle yüzleşmek zorunda kaldıklarında izlemiş olduğu stratejilerle yardım eden cesur bir kadındı. O, kendi kültürüne sıkı sıkıya bağlı ve hayran olduğu için Avrupalı gelenekleri benimsemedi ama bir diplomat ve çevirmen olarak ve iki kültür arasında iletişim köprüsü kurarak bu siyasi satranç oyunu ile oynamak zorunda kaldı

Tarih kurgulanmış hikayelerden gerçek birer efsane olan karakterlerle doludur. Aynı biçimde, etkileyici hikayelerin sahibi olan pek çok kişi kolektif hafızada kaybolmuştur.

Yazan: Maria Isabel Carrasco
Çevirmen: Pınar Eldemir
Kaynak: culturacolectiva

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. Düşünbil Portal’da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.