Sızlanıp durmayı hayatınızdan tamamen çıkarsanız yaşamınız ne kadar değişirdi? Mümkün müdür bu?

Şubat ayı için Leah Shapiro’nun tek bir hedefi vardı: şikayet etmemek. “Kendi farkındalığımı arttırmak ve daha bilinçli olmak istedim sadece.” diye belirtiyor Shapiro. Aralarında onun da yer aldığı binden fazla insan, Thierry Blancpain ve Pieter Pelgrims tarafından başlatılan Şikayet Sınırlama/Kısıtlama adlı projeye katıldı. Hedef, olumsuz ifadelerin saf dışı edildiği daha olumlu bir yaşam elde etmek. “Yapılması gereken yalnızca şikayet edip durmayı bırakmak, bu kadar basit.” Gerçekten de o kadar basit mi peki? Şikayet etmek neden bu kadar kötü ki hem?

Sızlanmak doğamızda var. Araştırmalara göre, sıradan bir diyalogda bile iki taraf da hemen hemen her dakikada bir yakınmada bulunuyor. Bunun toplumsal bir sebebi var. “İnsanları, ortak bir memnuniyetsizlikten daha güçlü şekilde bir arada tutan bir şey yoktur.” diye ifade ediyor Three Simple Steps’in yazarı Traver Blake. “Olumsuz bir paydada buluşmak, arkadaşlık ve iletişim kurmanın en basit yoludur.”

Şikayet Etmeme Kuralı’nın yazarı Jon Gordon’a göre ise, evrim bizi meşru müdafaamızı yapabilmek adına olumsuzluğa odaklanmamızı sağlıyor. “Bize zarar verebilecek ve öldürebilecek bir şeyle karşılaştıkça, ona karşı gardımızı almaya programlanıyoruz.”

İnsanları, ortak bir memnuniyetsizlikten daha güçlü şekilde bir arada tutan bir şey yoktur.

Fakat tüm o mızmızlanmaların da bir bedeli var. Biz söylendikçe, beyinlerimizin problem çözme ve diğer bilişsel fonksiyonların gerçekleştiği alanlarında yer alan sinirsel bağlantılara zarar veren stres hormonları salgılanıyor. Bu durum, başka birisinin hayıflanma ve sızlanmalarını dinlediğimiz zamanlar için de geçerli. “Pasif içicilik kadar kötü bir durum bu; dolaylı söylenme gibi.” Nasıl ki çoğu işyerinde sigara içmek yasaksa Blake de ekip üyelerine şikayet etmeyi yasakladığını söylüyor. “Onlara bir şans veriyorum, bir ikinci kez daha denk gelmem durumumda bu, onlar için yolu sonu demek oluyor.”

Biraz acımasızca geldi, değil mi? Sözler verip yeminler etmek doğal olarak hüsranla sonuçlanabiliyor. Blancpain ve Pelgrims, bu konudaki başarısızlıklarını da kabul ediyorlar. Carnegie-Mellon Üniversitesi’nde İngilizce profesörü olan Joanna Wolfe, “Alışkanlıklarınızdan vazgeçmek oldukça zor. Konuşurken kurduğunuz cümleleri hayıflanma nidalarından azat etmeyi denediniz mi hiç? Son derece zor bunu yapmak.” diye belirtiyor. 

Öte yandan, bazen de içimizi döküp şöyle bir rahatlamaya ihtiyaç duyuyoruz. İyi geliyor, değil mi? Yapılan bir çalışma, duygularımızı içimize istifleyip tutmanın insan ömrünü ortalama iki yıl kadar kısalttığı sonucuna varmış. 

Neyse ki, ketumlukla olumsuzluk abidesi olmak arasında orta yolu bulmanın bazı yolları var.

1. İşe “şikayet”in tanımıyla başlayın.

Örneğin, “dışarısı çok soğuk” bir şikayet değil bir gözlemdir; fakat “dışarısı çok soğuk ve bu şehirde yaşamaktan nefret ediyorum” bir şikayet cümlesidir. Bu noktada neyin ne olduğundan ziyade size ne hissettirdiğidir mesele.

2. Size neyin ne kadar şikayet ettirdiğini tespit edin.

Değişim, farkındalıkla başlar. Tespit ettiklerinizin sayısı sizi oldukça şaşırtacak!

3. Sürekli şikayet eden insanlarla aranıza mesafe koyun.

İlle de dinlemek mecburiyetinde kalıyorsanız, ateşi körüklemek yerine olumlu cümlelerle yanıt verin. Bu noktada Blake şöyle diyor: “Kendinize güvenin, başka birinden duyacaklarınıza ihtiyacınız yok. Bir süre sonra o durmadan şikayet eden insanların sizden uzaklaştığını göreceksiniz, çünkü istedikleri malzemeyi sizden alamayacaklar.”

4. Şikayetinizi çözüme dönüştürün.

Sorununuza öyle hayran hayran uzaktan bakmak yerine bir şeyler yapın. Buna “olumlu şikayet” veya “verimli şikayet” deniyor. Durumu kendi lehinize çevirmeniz mümkün.

5. Ama + Olumlu ifade

Bu öneri Gordon’a ait: “Baktınız söyleniyorsunuz, sonuna bir ‘ama’ ekleyin ve olumlu bir şey söyleyin devamında. İşe arabayla gitmeyi sevmiyorum; ama yine de araba kullanabildiğim ve hatta bir işim olduğu için müteşekkirim -gibi.”

6. “Zorunluluk” değil, “Gereklilik”

“Çocukları okuldan yine ben almak zorundayım.” ifadeniz “Çocukları okuldan almam gerek.” şeklinde olabilir mesela. “Müzmin şikayetçilikten vazgeçin. Olumlu ifadelere ağırlık verdikçe zamanla çok daha iyi hisseder hale geleceksiniz. Başlarda biraz zor ve enteresan olacak fakat siz böyle yapmaya alıştıkça bu da sizin doğal haliniz olmaya başlayacak.” diyor Gordon.

Shapiro, projenin zorladığını fakat buna değdiğini söylüyor: “Çok tökezledim fakat zamanla daha pozitif olmaya başladım, olumlu gelişmeler olmaya başladı etrafımda.” Negatifliğini dizginleyebilmek için yogadan faydalanmış ve günlük tutmuş. İş performansında bile gelişmeler yaşamış. İçine dert olan bir projeyle ilgili şikayetlerinin bile üstesinden gelmiş. “Çok sıkıcı olduğunu düşündüğüm bir projeydi ama sonradan aştım bu duyguyu, projeyi tamamladığımda dünyalar benimdi.”

Yazan: Jessica Hullinger
Çeviren: Leyla Belma Gazi
Kaynak: fastcompany.com

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Please complete the required fields.