Göbeklitepe… Keşfiyle tarihin silbaştan yazılacağı düşünülen 12.000 yaşında bir medeniyetin ev sahibi. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan, insanlığın bildiği ilk tapınak. Son günlerde arkeologların gözbebeği, meraklı takipçilerin en uğrak yeri.

Sadece Türkiye’nin değil tüm dünyanın ilgisini oldukça çeken Göbeklitepe, Şanlıurfa kent merkezinin 18 km uzağındaki Örencik Köyü yakınlarında bulunuyor. Macera, 1896 yılında bir çiftçinin tarlasını sürerken ilk  heykele rastlaması ve Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’ne teslim etmesiyle başlıyor. Kıymetli olduğunu düşündüğü için çiftçi hiç tereddüt etmeden yetkililere teslim ediyor bulduğu heykeli. İlk etapta ne olduğu pek anlaşılmasa da koruma altına alınan bu kalıntı üzerine çalışmaların yapılmasına karar veriliyor. Prof. Dr. Klaus Schmidt başkanlığındaki ekip 1995 yılında detaylı kazı çalışmalarıyla Göbeklitepe’nin esrarını çözdü. Yaklaşık 20 adet tapınaktan günümüze kadar henüz 6 tanesi gün yüzüne çıkarıldı. İngiltere’de bulunan “Stonehenge”den yaklaşık 7.000, “Mısır Piramitleri”nden ise yaklaşık 7.500 yıl eski olan Göbeklitepe, Anadolu’nun uygarlık tarihindeki yerini göstermesi bakımından da ayrı bir öneme sahip (1).

Göbeklitepe’yle ilgili diğer önemli şey ise Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden arkeolog Jens Notroff’a göre erken Neolitik avcı toplayıcı grupların içindeki ve arasındaki karmaşık organizasyonun iç yüzünü anlamamız olabilir. Göbeklitepe dikilitaşları ve dairesel yapıları gibi anıtsal bir mimarî oluşturmak için işin örgütlenmesi ve yürütülmesi ve farklı gruplar arasında işbirliği gerektiği kadar belirli derecede işbölümü de sağlanmalı. Hâlâ son derece gezici olan insanların böyle büyük ölçekli kamusal projelere yatırım yapması ve en sonunda geniş yerleşik gruplar, tarım ve hayvancılık ile tanımlanan ve Neolitik hayat tarzı denilen bir dizi değişikliği tetiklemiş olabileceği Anadolu Neolitiğini anlamamız açısından çok önemli bir katkıdır. Orada çalışan işçilere düzenli olarak besin sağlanması gerekliydi. Besin talepleri kısa zamanda avcı ve toplayıcılıktan elde edilenleri aşmış olabilir. Bu da, sonuç olarak, insanları farklı besin kaynakları bulmak ve kullanmak zorunda bırakmış olabilir. Böyle bir yorumlama, Neolitikleşme için öne sürülmüş daha önceki neden-sonuç ilişkilerini bir dereceye kadar tersine çeviriyor (2).

Göbeklitepe’nin 15 metreye varan üç alanı ortaya çıkmıştır. Kazı yerinde üzerlerinde çeşitli hayvan kabartmaları ya da bunların taşa kazınmış figürlerinin yer aldığı “T” biçimli 16 destek ve kireçtaşı tabakası bulunmuştur. Ayrıca bulunan bazalttan yapılmış kaplar ve işlenmiş çakmaktaşlarından, burada yaşayanların kalıcı olmasa da en azından geçici bir süre burada yaşadıkları anlaşılıyor. Büyük olasılıkla Göbeklitepe, bölgede yaşayan insanlarca dinsel amaçlar için düzenli olarak ziyaret edilen bir buluşma yeri idi. Burada bulunan yapıların eski tarihlileri dairesel, daha yeni olanlar ise dikdörtgen biçimlidir (3).

Şanlıurfa halkı bugünlerde Göbeklitepe ile ilgili bir başka heyecanı daha yaşıyor. 2019 yılının “Göbeklitepe Yılı”olarak ilan edilmesiyle yurtiçi ve yurtdışından özellikle Japon ve Güney Koreli  gelen turist sayısının hızla artacağı beklenmekte. Arkeoloji meraklıları ve tarihe tanıklık etmek isteyenler  Göbeklitepe’nin büyülü atmosferine davetlisiniz.

Kaynakça
(1) https://www.dogusgrubu.com.tr/tr/tarihin-otesinde-gobeklitepe
(2) http://arkeofili.com/gobekli-tepe-ile-ilgili-tum-merak-etttikleriniz-jens-notroff-roportaji/
(3) http://www.urfakultur.gov.tr/TR-61143/gobekli-tepe.html

Yazar: Ayten Nahide Korkmaz

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.
Düşünbil Portal’da yayınlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.