Yalan haberlerin yeni bir fenomen olduğunu mu düşünüyorsunuz? Tekrar düşünün. Sheffield Hallam Üniversitesi’nden Dr. David Clarke, dünyayı kandıran 100 yıllık bir rivayeti gözden geçiriyor.

Yalan haberlerin, yanlış rivayetlerin, gerçek haberlerin kılığına bürünmesi yeni bir şey değil.

1917 ilkbaharında İngiltere’nin en etkili gazetelerinden bazıları, “kandırmacaların ustası” olarak adlandırılan korkunç bir hikaye yayınladı – ve bence, artık bu hikayenin nereden geldiğine dair kanıtlara sahibiz.

İngiltere o sıralarda Çin’i Müttefikler tarafında savaşa sokmaya çalışıyordu.

Şubat ayında İngilizce dilinde çıkan North China Daily News gazetesinde, Kaiser’in kuvvetlerinin “ölü askerlerden gliserin (yağlı maddelerden sabunlaştırma yoluyla elde edilen, renksiz ve şurup kıvamında bir sıvı) çıkardığını” iddia eden bir hikaye ortaya çıktı.

Ölü cesetlerin işlenmesi ile ilgili söylentiler 1915’ten beri dolaşıma girmişti ancak herhangi bir resmi kaynak tarafından gerçek olarak sunulmamıştı.

“Yanmış Kireç Kokusu”

Bu durum, Nisan ayında, Times ve Daily Mail‘in, Kadaververwertungsanstalt’ı, yani ceset kullanım fabrikasını ziyaret ettiğini iddia eden isimsiz kaynaklardan hikayeler yayınlamasıyla değişti.

The Times hikayeyi, iki kaynağın -İngiltere’de yayınlanan Belçikalı bir gazete ve orijinali Alman gazetesi olan Berliner Lokal Anzeiger- iddiasına atıfta bulunarak, “Almanlar ve Ölüleri” başlığı altında 10 Nisan’da yayınladı.

Alman gazeteci Kal Rosner’in raporu, ceset fabrikasının yanından geçerken “sanki kireç yanmış gibi” hoş olmayan bir kokunun geldiğinden bahsediyordu.

Rosner, insan vücuduna değil -atlar ve katırlar gibi- hayvan vücuduna ait olan cesetlerden bahsediyordu ve “kadavra” kelimesini kullanmıştı.

Daha sonra The Times, isimsiz Belçikalı bir kaynaktan alınan ve cesetlerin nasıl işlendiğini oldukça detaylı anlatan uzunca bir makale yayınladı.

Kısa süre sonra Punch tarafından yayınlanan bir karikatür “savaşta harcanan askerler ve sonrası” başlığıyla korkunç bir hikaye yayınladı.

Alman hükümeti bu “nefret dolu ve gülünç” iddiaları yüksek sesle protesto etti.

Fakat protestolar Çin büyükelçisi tarafından halkın korku duymasına sebep olduğu gerekçesiyle bastırıldı. Çin, 14 Ağustos 1917’de Almanya’ya karşı savaş ilan etti.

Ancak bugüne kadar hiç kimse hikayeyi kimin yarattığının gizemini çözecek olan kesin kanıtı keşfedemedi -ve kimin bunu sahte bir söylentiden resmi olarak tasdik edilmiş bir “gerçeğe” dönüştürdüğünü de. Sanırım artık bunu yapabiliriz.

“Başlıklar Değiştirildi”

1925 yılında Sir Austen Chamberlain, Commons’a yaptığı açıklamada, “yanlış rapor” dediği şey için “hiçbir dayanağın olmadığını” kabul etti.

Aynı yıl, istihbarat sorumlusu olarak görev yapan Muhafazakar Parti milletvekili John Charteris’in, ABD’ye yaptığı bir konferans turunda hikayeyi uydurduğunu itiraf ettiği bildirildi.

New York Times, Charteris’in yakalanan Alman askerlerinde bulunan iki fotoğraftaki başlıkları değiştirdiğini söylediğini açıkladı. Birisi ölü atları alan bir trenin, diğeri ölü askerleri gömmek için götüren bir trenin gösterildiği bir fotoğraftı.

Atların fotoğrafının üzerine “kadavra” yazılmıştı ve söylenenlere bakılırsa Charteris’in “Alman ölülerini gösteren fotoğrafa başlık koyması ve fotoğrafı Şanghay’da bir Çin gazetesine göndermesi” gerekiyordu.

Charteris, Britanya’ya döndüğünde sözlerini reddetti. O zamandan beri, hiç kimse, ceset fabrikasını tanıtmak için basınla birlikte tutulan istihbarat servislerini ispatlayacak fotoğrafları veya açık yazılı kanıtları keşfedemedi.

Fakat Charteris tarafından bahsedilenlerden olduğuna inandığım bir fotoğrafı Ulusal Arşivler’deki Dışişleri dosyalarının bir koleksiyonunda buldum.

17 Eylül 1917 tarihli siyah-beyaz görüntü, Charteris’in 1925’de anlattığı gibi, cephe çizgisinin arkasındaki bir tren üzerinde dayanmış halde, yığınlar halinde bağlanmış Alman askerlerinin cesetlerini açıkça gösteriyordu.

Whitehall’daki bir askeri istihbarat görevlisinden bir mektup alınmış ve 39 Basamak yazarı olan hükümetin Bilişim Başkanı Lt Col John Buchan’a gönderilmişti. Askeri propaganda birimi olan MI7’den gelen mektup, Savaş Ofisi’ne “General Charteris’in propaganda amaçlı gönderdiği kadavraların bir fotoğrafını” sunuyordu.

“Yalanların Sonuçları”

1917’de MI7, bazıları ulusal gazetelerde “özel muhabir” olarak da çalışan 13 subay ve 25 ücretli yazar çalıştırdı. En yetenekli memurlardan biri, propaganda bölümündeki, çalışmalarını Daily Express için özel muhabir rolüyle birleştiren Binbaşı Hugh Pollard idi.

Savaştan sonra Pollard, ceset fabrikası yalanını yayma rolünün kuzeni Ivor Montague’ye ait olduğunu öne sürdü.

Montague, 1970’de “bölümünün Alman ceset fabrikaları hikayesini nasıl başlattığını ve Hun’ın sabun ve margarin üretimi için sayısız siperde can kaybını nasıl kullandığını anlatırken, onun zekice güldüğünü anımsadığını” yazdı.

Ancak yalanların sonuçları olması kaçınılmazdır. 1930’lardaki ceset fabrikası yalanı, Büyük Savaş sırasında İngiliz yalanlarının kanıtı olarak Naziler tarafından kullanıldı.

Tarihçi Joachim Neander ve Randal Marlin, bu sahte hikayelerin “Hitler dönemindeki soykırım hakkındaki erken söylentilerin, insanları daha sonraki kayıtsızlığa nasıl teşvik ettiğini” hatırlatıyor.

 

Çevirmen: Bilge Demir
Kaynak: BBC 

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Please complete the required fields.