Tarihçiler, ünlü Roma İmparatoru Caligula‘nın davranışlarını açıklamak için çok uğraş verdiler. Kısa süren hükümdarlığı boyunca, Caligula, toplum içinde ensest ilişki kurmaktan, masum 12 yaşındaki bir kızın tecavüzüne ve katledilmesine kadar her şeyi yaptı; onu Roma tarihinin en çok nefret ettiği insanlardan biri haline getirdi.

Gerçek adı Gaius olan Caligula, bir Roma hanedanlığında doğdu. Saygın babası General Germanicus, onu savaşlara götürürdü ve ona Roma savaş kıyafetinin minyatür bir versiyonuyla giydirirdi. Birlikler küçük generali çok seviyorlardı ve ona “küçük çizme” anlamına gelen “Caligula” lakabını verdiler. Sonunda, Caligula büyüdü ve yakışıklı biri olarak değerlendirilmedi. Uzun boylu, sırık gibiydi, solgun bir yüzü, kel bir kafası, fakat süper tüylü bir vücudu vardı. Tahta ilk geçtiği dönemlerde Roma vatandaşları onunla alay ettiler ve keçi gibi göründüğünü söylediler. Sonunda, Caligula alay konusu olmaktan bıktı ve var olduğu sürece “keçi” sözünün kullanılmasının, ima edilmesinin “suç” olarak değerlendirileceğini ilan etti.

Caligula’nın çılgınca davranışı, görünüşünü taklit etme eylemini yasakladığında başladı ancak kısa süre sonra Roma’daki hemen hemen herkesten şüphelenir oldu. Caligula İmparator olarak atandıktan birkaç ay sonra ciddi bir hastalığa yakalandı. Birinin kedini zehirlemeye çalıştığına inanan Caligula, asla tamamen iyileşemedi. Sağlığı bedensel olarak düzelmiş olsa da, zihinsel olarak aynı değildi. Bu olaydan sonra aşırı derecede paranoyaklaştı ve apaçık delirdi. İlk paranoya eylemlerinden bazıları, sevdiklerini ihanet etmekle suçlamak ve öldürülmeleri ya da sürgün edilmelerini emretmekti.

Başlangıçta, Roma’nın çoğu, Caligula’yı hükümdarları olarak görmekten mutluluk duyuyordu. Ordunun üyelerine büyük ikramiyeler verdiği, haksız vergilerden kurtardığı ve yasadışı yollarla cezaevine gönderilen herkesi serbest bıraktığı için halkını kazandı. Ancak, hasta olduktan sonra, çok tutarsız davrandı. Bazıları onu “deli” olarak adlandırırken, modern tarihçiler epilepsiden muzdarip olduğunu ve sürekli olarak nöbet korkusu içinde yaşadığını gösteren kanıt olduğuna inanıyorlar. Dışarıda durup ayla konuştuğu biliniyordu ve bir zamanlar, dolunay etkileri epileptik olaylarla bağlantılanıyordu. Ayrıca, ikisi de hipertiroidi belirtileri olan, uzaklara dalıp gitmek ve sık sık asabileşmek özellikleri gösteriyordu.

Caligula, İmparator olarak zamanını sadece uzaya bakıp ailesine saldırarak geçirseydi, mirası muhtemelen o kadar da kötü olmazdı. Ancak, sahip olduğu şansa rağmen, aşırı paranoyası, duygusal istikrarsızlığı ve sınırsız gücü bir araya gelerek onu bir kana susamış katil haline getirdi. İmparator olmasının üzerinden sadece birkaç ay geçtikten sonra, kendisine karşı gibi görünen herkesi öldürtme emirleri verdi. Davranışları tuhaflaşmaya başlamıştı ve Roma’nın hemen hemen tamamı ondan nefret ediyordu.

Bazı nedenlerden dolayı, insanları asmak ya da kafalarını kesmek, bir imparator karakterinden uzak görülmez ve muhtemelen söz konusu düzende kötülük olarak bile değerlendirilmez. Ancak Caligula sadece cinayet değil, işkence delisiydi de. İnsanlara işkence yapmaktan çok fazla zevk türetti ve hatta işkence oturumlarını halka açık etkinliklere dönüştürdü. Bir keresinde bir adamı bağlayıp üç ay boyunca zincirle dövdü ve zindandan çıkarıp, halkı topladığı meydana getirip, insanların nefes aldıklarında kangren olmuş beyninin kokusunu almalarını sağladı.

Caligula vücut mutilasyonu saplantılıydı. (Bazen ölüme neden olan, herhangi bir canlı vücudunun görünümünü veya işlevini bozan fiziksel yaralama eylemidir.) İnsanları halka dövdürmenin yanı sıra insanların bedenlerini de parçalamayı severdi. Görünüşe göre, en sevdiği işkence cihazı testereydi. İnsan omurgasından modellenen testere şeklinde özel bir kılıcı vardı ve tek bir hamlede birini omurilik boyunca göğsün üstünden kasığa kadar kesebilirdi. Kılıçla ilgili en kötü şey, kanın hızla kurbanın beynine gitmesine neden olmasıydı, bu durumda bayılmak imkansızlaşıyordu. Bu da tabii ki, işkencenin her anına katlanmak zorunda kaldıkları anlamına geliyordu.

Sanki büyük seri katil testere kılıcı yeterince kötü değilmiş gibi, Caligula, kurbanlarının testislerini çiğnemeyi de seviyordu. Birinin kurbanı bağlaması gerekecekti ve sonra kurban ters çevrilmiş haldeyken testisleri yumuşakça dişleyecekti. En sevdiği halka açık etkinliklerden biri, Maximus Sirki’nde açlıktan ölmek üzere olan vahşi hayvanlar tarafından bir çırpıda yenecek olan suçluları büyük çukurlara atmaktı. Aç aslanların kurbanların peşinden gitmesini özellikle severdi. Bir keresinde aslanlar getirilmeden önce suçlular kaçtığı için, bu ölümcül etkinliğe seyirciler arasından rastgele insanları çekip aldı.

Sonunda, yaşayan bir Tanrı olduğunu söyleyip, Roma İmparatorluğu insanlarının kendine böyle davranması gerektiğini emrettiğinde, derin sonunu hazırlamış oldu. Canlı bir Tanrı olarak ilk işi, saray ile Jüpiter Tapınağı (Roma’nın en önemli tapınağı) arasındaki köprü yapımını emretmek oldu, böylece düzenli olarak diğer tanrılarla zaman geçirebilecekti. Buna ek olarak Caligula Hercules, Mercury, Venus ve Apollo gibi tanrılar, yarı tanrılar ve tanrıçalar gibi giyinmeye başladı. Sanki kostümler ve çirkin emirler yetmiyormuş gibi kendisinden 3. şahıs olarak “Tanrı” diye söz ederdi. Roma tapınaklarındaki tüm Tanrı heykellerinin yüzünü kendi yüzüyle değiştirtti.

Kana susamış tüm bu cinayetler arasında Caligula atı Incitatus’u (Cesaret) rahip ve konsolos olarak atamaya çalıştı. Caligula bu görevlendirmeyi çok ciddiye aldı. Gerçekten de at için inşa edilmiş dev bir saf mermer tezgahı vardı ve onu en lüks mobilyalarla doldurdu. Elbette at, lüks sandalyelere ya da kanepelere asla oturmadı ve altın pullarla karışık yulaf ezmesini yapıp onu besleyen hizmetlinin etrafında gezinmeyi tercih etti.

Büyük olasılıkla Caligula’nın hayatı boyunca yaptığı en büyük kötülük, bir aileyi tümüyle öldürmesidir. Felaket, bir Roma vatandaşının nefret edilen liderin yüzüne hakaret etme cesareti olduğunda başladı. Caligula bu hakarete, korumalarına adamı bağlamalarını ve zincirlerle dövmelerini emrederek yanıt verdi. Aynı zamanda, adamın ailesini toplamak için başka gardiyanlar gönderdi ve en büyüğünden en küçüğüne çocukların hepsini herkesin gözü önünde idam ettirdi.

Kalabalık bu görüntüden tiksindi ve isyan etmeye başladı ve Caligula, ailenin son kalan üyesi 12 yaşındaki kıza odaklandı. Tüm ailesinin öldürüldüğünü gören ve sokakta hıçkırıklarla bekleyen üzgün kıza. Hala bakire olduğu için, Roma yasalarına göre Caligula kızı öldürememişti. Bu duruma çözüm olarak Caligula cellada kıza önce tecavüz etmesini, ardından öldürmesini emretti.

Cinayet ve işkence taşkınlıkları iyi belgelenmiş olsa da birkaç kişi, ensest eylemleri ile ilgili kayıtlara ulaştı. Aslında sadece bir tarihçi, ki kendisi oldukça dedikoducu bir olarak bilinir, Suetonius, konuklar onların çevresindeyken kız kardeşiyle göz önünde seks yaptığını iddia ettiği bir yazı yayımladı. Caligula ile aynı dönemde yaşayan başka tarihçiler, kız kardeşle yaşanan böyle bir buluşmadan hiç söz etmediler.

Bazı eski tarihçiler ensest ilişki yaşadığını iddia ederken, Hıristiyan, Yahudi ve Müslüman inançlarına sahip olan kimileri de, bir iblis tarafından ele geçirilmiş olduğunu düşünüyorlardı.  Sonunda, Caligula’nın kötü şöhreti, 30’uncu doğum gününden bir yıl önce öldürüldü. Favori etkinliği Maximus Sirki’nden hemen sonra, layıkıyla, bıçaklanarak öldürüldü. Sonuç olarak Caligula, Roma halkı tarafından çok nefret edildi; cesedi sokakta çürümeye bırakıldı ve kalıntıları köpekler tarafından yenildi.

Çeviren: Gözlem Küçük
Kaynak: allday.com

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.