Sözel gaflar, benlik algımıza ciddi anlamda meydan okuyarak tuhaf özelliklerimize ve arzularımıza dair fikir verebilir.

Freud sürçmeleri ile kendimi bildim bileli ilgilenmişimdir. Ben büyürken görgü kuralları her şeydi. Annem önemli bir vaktini yaşlıların evlerine yemek götürerek, engelli gençlere yardım ederek geçirdi. Bu erdemlerinden ötürü de çok övgü aldı. Kimseye kötü bir şey söylemez, her zaman tertemiz giyinirdi. Bir Noel’de annem bizi, söylentiye göre annemi kıskanan, bir komşunun evine götürdü. Parti bitmek üzereyken annem ev sahibine gidip “düşmanlığı” için teşekkür etti (Ç.N. İngilizce “hospitality” sözcüğü misafirperverlik, “hostility” düşmanlık demektir; telaffuzdaki benzerlik, dil sürçmesini kolaylaştırmış olabilir). Annem rezil olmasına oldu; ama bu olayın bir anlamı vardı. Dil sürçmesinden bilgi sızmıştı ve biz bir saniyeliğine nefesimizi tutup sonra da gülüşmüştük.

Bizim kontrolsüz gülüşmemize benzer bir tepki, 2010 yılı Aralık ayında BBC Radio 4’te sunucu James Naughtie’ in talihsiz bir şekilde politikacı Jeremy Hunt’ın ismini yanlış söylemesinde görülmüştü. Naughtie sonraki 10 dakikayı gülerek geçirmiş ve öksürükle bunu acemice gizlemeye çalışmıştı. Böyle durumlarda sıklıkla olduğu gibi, bu gizleme çabası, gerçekte olan şeyi daha da fazla vurgulaya yetmişti.

Freud sürçmeleri, içinde kaba bir söz veya hakaret içeren yasaklı şeyler içerir. Sigmund Freud Günlük Yaşamın Psikopatolojisi’nde (1901) bunlara “Fehlleistungen” yani “kusurlu eylemler” demiştir; editörü ise “küçük hatalar” demek olan “parapraxes” terimini yeğlemiştir. Freud için, dil sürçmelerinin neredeyse hepsi bilinçdışındaki bir düşünce, istek ya da arzunun sonucu olarak ortaya çıkar. Bizim en çok istediğimiz şeyler yasaklıdır ve haliyle kaygıya neden olur. Dil sürçmeleri yaşarız; çünkü bastırılan şey kendini başka bir şekilde ifade etmek için çaba harcar. Dil sürçmeleri, aynı rüyalar gibi, bilinçdışına giden muazzam yollardır: İkisi de bizi yönlendiren şeyi hem saklar hem açığa çıkarır.

Kültürel anlamda kabul görseler de Freud’un kuramları bugün çağdışı ve değersiz görülüyor

“Serbest çağrışım” tekniği bu konuşma, hafıza ve eylem “hata”larını tespit etmek için ortaya çıkmıştır. Freud’a göre yeterince dinlersek hastanın kazara olan sözleri ve arzuları, kendini saklamak için çabalasa da bastırılan şeye kasıtlı olarak ihanet eder. Bu ilişkiler zincirini inceleyerek, ağızdan çıkan fazla sözlerin, hatalı sözlerin ve eksik sözlerin üzerinde duruyoruz ve soruyoruz: Neden? Bilinçli zihnin dışında tutulan şey nedir?

İnsan deneyiminin bu şekilde anlaşılması, kültürel dünyayı beslemiştir. SeksOyunları(1999) ve Alacakaranlıkserisi gibi, bilgisayar kurdu bir ergenin beceriksizliğinin ilk öpüşmesinden sonra kaybolduğu filmleri düşünün. Görünen o ki senaristlere göre, bastırılan cinsellik bir kere ifade edildiğinde bütün o tökezlemeler ve düşmeler kendiliğinden yok oluyor. Psikanalizde biz bu küçük hataları memnuniyetle karşılarız; bu hatalarda bizim bilinçdışı iç dünyamıza dair ipuçları vardır. Dil sürçmelerindeki gizli ve yoğun imaları ortaya çıkarmak için dikkatli bir şekilde çalışarak, unutulan içerikle sıkıntının bağlantı noktası bulunup çözülebilir.

Freud sürçmeleri kültürel anlamda kabul görseler de günümüzde Freud’un kuramları bugün bilişsel psikoloji destekçileri ve psikanaliz çevrelerindeki pek çoğu kişi tarafından çağdışı ve değersiz görülüyor. Bilişsel psikologlara göre konuşmanın üretim süreci o kadar karmaşık ki dil sürçmeleri sadece gaf olabilir. Konuşmanın nasıl oluştuğunu düşünelim. Belirli bir düşünceyi bir kelimeyle ilişkilendirme niyetimizin olması lazım. En alakalı sözcükleri seçmeden önce, birtakım kelimeler arasında ciddi bir rekabet de içeren bir söz-öncesi mesajı üretiriz. Daha sonra yapıyı düşünürüz. Dil bilgisi olması lazım. Kelimelerin nasıl ifade edileceğini kodlamamız lazım. Doğal olarak, beynimiz kısa yolları kullanır, en çabuk ve en verimli sonuca gitmek ister, bizim önceden kullandığımız kelimeleri seçmeye meyillidir. Bütün bunlar müthiş hızlı, bilinç öncesi işlemlerdir; yoksa bayağı delirirdik.

Bu sürecin karmaşıklığı nedeniyle bazı şeyler yanlış gidebilir. Kelimelerin bazı kısımlarını karıştırabiliriz: Örneğin “insansız hava aracı”, “havasız insan aracı” olabilir. Ya da daha sonraki bir sözcüğün bir kısmını cümlede çok erken söyleriz; “bakır çanak”ın “çakır çanak” olması gibi. Benzer olarak, sözcükler cümlenin içindeki bir düzen sayesinde anlam kazanırlar. Bu açıdan, bilişsel psikologlara göre, bu gaflar sadece beyindeki işleme sürecinde kullanılan kısa yolların yanlış ateşlenmesidir.

Popüler kültür ise aksini savunuyor. Amerikan komedisi Friends’in şu bölümünü düşünelim: Ross bir kadınla evlenmek üzeredir, ama o kadın yıllardır aklında çıkmayan Rachel değildir. Kilise mihrabında karşısında duran kadın Emily olmasına rağmen Ross’un ağzından Rachel’ın adı çıkar. Televizyon topluluğu, bütün izleyiciler ve söz konusu iki kadın da bunun ne anlama geldiğini bilir: Ross’un asıl arzuladığı kişi başkasıdır. VenedikTaciri’ndeki Portia’nın Bassanio için yaptığı dil sürçmesi de bununla eşdeğer: “Benim bir yarım sensin, diğer yarım da sana ait.” Arzu ağızdan kaçıyor ve dille direniyor.

Michigan Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Howard Shevrin, yakın tarihli çalışmasında bunu fazlaca gösterdi. Bu çalışma, bilinçdışı bir çatışmayla ilgili sözcüklerin kaygılı insanlarda aktif bir şekilde engellendiğini ya da bastırıldığını kanıtlıyor gibi (çalışmayla ilgili geçen Haziran’dan bir DailyMailmanşeti: Yeterince hızlı gelemedi: Yeni araştırmanın iddiasına göre Freud sürçmelerinin arkasındaki teori sonunda 111 yıl sonra kanıtlandı”). Oysa Freud, bilişsel psikologların getirebileceği pek çok eleştiriyi zaten tahmin etmişti. Yorgunluk, dolaşım problemleri ve zehirlenme gibi elverişli koşulların dil sürçmelerini arttırdığını vurgulamıştı. Dil sürçmeleri için elverişli koşulları tanımlamak üzere Freud, bunu birinin farkına varmadan gittiği şehrin tenha bir yerinde, cüzdanını çaldırdığı için karakola gitmesine benzetir. Ama burada bir de hırsız olmalı. Ve bu hırsız da dışarı çıkmaya çalışan bir arzumuzdur.

Psikoloji uzmanları eğer hastalarının hayatlarını bireysel olarak incelemek yerine geniş açıdan ele alırlarsa hastalarına zarar verirler.

Bazı psikanaliz çevrelerinde dilin kayganlığı üzerine yoğunlaşan çalışmalar, ilişkilerin kayganlığına odaklananların gölgesinde kalmıştır ve bu da saf psikanalizden psikodinamiğe doğru bir geçiştir. Bugün daha çok, hastanın hangi tip ilişkilerini terapi ilişkisinde de tekrarladığına bakılıyor. GünlükYaşamınPsikopatolojisi’nde yer alan klasik bir örnek bu geçişi göstermektedir. Bu örnekte Freud, kendi kuşağının ne kadar işe yaramaz olduğundan yakınan bir genç adamla görüşmesini anlatır. Genç adam iddiasını perçinlemek için Latince ünlü bir atasözü söylemeye çalışır; ama önemli bir kelimeyi atlar ve hatırlayamaz (kaçırdığı kelime “aliquis”tir ve biri ya da bir şey anlamına gelir). [Hatasını yüzüne vuran] Freud’u böbürlenmekle suçladıktan sonra dil sürçmesini analiz etmesini ister. Freud genç adama atlanan kelimenin ona neler çağrıştırdığını söylemesini söyler ve sonunda şu dizi ortaya çıkar: a liquid, liquefying, fluidity, fluid, relics … saint’s relics, St Simon, St Benedict, St Augistine ve St Januarius (Ç.N. “Januarius” Latincede Ocak ayı demektir). Genç adam daha sonra St Januarius’u (Aziz Januarius) hem takvimde olan bir aziz olarak hem de “kan mucizesini” gerçekleştiren kişi olarak tanımlar. Sonra da bir cümleye başlayacakken yarım bırakır ve susar. Freud da bu duraklamanın üzerine yorum yapınca tanıdığı bir kadının (muhtemelen çok iyi bir aileden olmayan) hamile kalmış olabileceğini yeni öğrenen genç adamın bu konuda endişeli olduğu ortaya çıkar. Yaptığı dil sürçmesi, genç adamın bastırmaya çalıştığı bir korkuyu, kızı hamile bırakmış olabileceği ve bununla ailesini rezil edebileceği korkusunu bilincine çıkarmasını sağlamıştır. Genç adam ilk defa kendini rahatsız eden bir şeyden bahsetmeye başlamıştır.

Aynı genç adam modern danışma odasında olsaydı böyle bir çağrışım yapması istenmez ve onun yerine, genç adamın bir otorite figürü olarak Freud’a yönelik aktarımı (bilinçdışı bir ilişki) konuşulurdu. Odaklanılan şey, bilinçdışı çağrışımların derinlerine inmek yerine, ilişkilendirme örüntüsü olurdu. Benzer bir kısıtlama, her hastada aynı sonuçları en hızlı şekilde alma baskısının olduğu durumlarda genellikle kullanılan bilişsel davranışçı terapide (BDT) de mevcut. BDT’de bir hastaya yüzeysel semptomlar yapışıp kalmış gibi görünüyorsa “Ben…”, “İnsanlar …”, “Dünya …” gibi cümleleri hastanın nasıl tamamladığına bakılarak dünya ile ilgili temel inançlarını tespit edilmeye çalışılır. Çoğu hasta bu cümleleri “değersizim”, “güvenilmez” ve “adil değil” gibi sözlerle tamamlayacaktır. Bu formüldeki problem, bireyin iç dünyasıyla yan odada tedavi gören başka birinin iç dünyasının birbirine benzer indirgenmiş hallerde ele alınması tehlikesidir. Psikoloji uzmanları eğer hastalarının hayatlarını ayrıntılı ve bireysel olarak incelemek yerine geniş açıdan ele alırlarsa hastalarına zarar verirler. Dil sürçmeleri bireysel incelemelerde yardımcı olur.

Buna karşın, iletişim teknolojileri Freud sürçmelerini kültürümüz içinde unutulmaz kılıyor. Eğer Google’da “Freud sürçmeleri” diye bir arama yaparsanız pek çok politikacı ve ünlünün dil sürçmelerini içeren derlemeleri bulursunuz. Ünlüleri yeterince uzun süre izlediğimizde, medya eğitimi, reklam ajansları ve ünlülerin kendileri hakkındaki düşüncelerinin yönlendirdiği performans dışında da bir şeyler ortaya çıkar. Bu tarz çıkışlar, özellikle “önemli ve iyi” kişilerden gelince hoşumuza gider. George H W Bush’un ünlü dil sürçmesi güzel bir örnek olabilir: “7,5 yıldır Başkan Reagen’ın yanında çalışıyorum ve onun partneri olmaktan gurur duyuyorum. Zaferlerimiz oldu. Bazı hatalar yaptık. Bazı ilişkiler -yenilgiler yaşadık.” (Ç.N. Son cümle orijinalinde “we had some sex” diye başlıyor sonra “setback” diye düzeltiliyor). Birçok site görüntü tekrarlarında izleyicilerin Bush’un göğsüne bakmalarını önermişti zira Bush “sürçmeden sonra hafif bir kalp krizi geçiriyor gibiydi” ve bu da ünlülerin dil sürçmelerinden nasıl da keyifle söz ettiğimizin bir örneğidir. Dil sürçmeleri güçleri dengeleyen bir faktör. Gülerken “Sen, bizim inanmamızı istediğin kişi değilsin” diye düşünürüz.

İlginç olarak, dil sürçmeleri sanal dünyada paylaşılınca, neredeyse her zaman sürçmenin anlamı hızlıca bir çerçeve içinde alınır ve bu genelde libidinal bir heyecanla, sürçmeyi bilinen ve kesin bir şeye bağlamak telaşıyla yapılır. Fakat bu çoğunlukla içimizdeki daha anlaşılmaz ve kaygı tetikleyici bir şeyi engellemek için kullanılan bir yoldur. İşte bu yüzden dilin saklambacını anlayabilmek için Freud’un bilinçdışı kuramına ihtiyacımız var. Bir dil sürçmesinin anlamına dair yapılan bir açıklamanın yanına hemen bir ünlem koyarak, aslında dil sürçmelerinin soruları kapatmak yerine yeni sorulara neden olduğunu reddederiz.

Danışanlar terapiye geldiklerinde, kendi hikâyelerini, hayatlarındaki büyük olayları, anlattıklarında, artık anlatılacak başka bir şey kalmayacağından korkarlar. Ama dilimizdeki kırılmaları keşfettikçe bilinmeyene doğru söylenecek hep çok daha fazla şey çıkar. Annemin dil sürçesi, bize komşuluk ilişkilerimizin altındaki engellenen şiddetli duyguların işaretlerini vermişti. Bilinçdışının konuşmasını duymak bir rahatlama sağlanmıştı.

Dil, benlik algımızı sadece betimleyen bir unsur olmakla kalmayıp sonunda onun önemli bir parçası da olur. Ortaya çıkmalarına izin verirsek, günlük dil sürçmelerimiz, yanlış anlamalarımız ve sakar davranışlarımız, karakterimizin ve geçmişimizin gizemli, kusurlu, çelişkili, çılgınca özelliklerini gösteren ipuçları içerir. Bize meydan okuyup bizi değiştirebilirler. İçimizdeki daha derin şeyleri bulurken arzuyu, kendimizin ve imgemizin efendisi olabileceğimiz yanılgısı içinde çürümeye bırakmadan canlı tutmamızı sağlar.

Yazan: Jay Watts
Çeviren
: Güner Yılmaz

Kaynak: Aeon

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Please complete the required fields.