İslam hakkında, eleştirel ya da anlaşılır bir yazı yazmak, sorumluluk haline geldi. Zira, bir neoliberal için, İslam metafiziğinin şiddeti teşvik edeceği iddiası, yabancı düşmanlığının temelini oluşturuyor. Amerika, gerçekte ne denli hayali olduğuna bakılmaksızın, yatağın altında canavar olmadan hayatta kalamaz gibi görünüyor.

İnsanın inançlarından bağımsız olarak, dini ideolojilerin yarattığı kültürler inanılmaz ifade şekilleri üretirler. İnsan durumunun en büyüleyici keşiflerinden bazıları, küçük ve sıklıkla zulmedilen bir İslam mezhebi olan ve öncelikle Muhammed’e atfedilen mistik deneyimleri tekrarlamakla ilgilenen Sufizme dayandırılabilir. Benzer alt gruplar Hinduizmin Gnostik, Kabalistler, Zen ve Sadu gruplarında bulunur.

Sufizm birçok açıdan popülist bir hareket olarak ortaya çıkmıştır. Muhammed’in ölümünden sonra İslam hızla bölündüğünde, bazı takipçiler, oluşan dogmatik siyasi ittifaklara değer vermemiştir. Bir Sufi için manevi deneyimin amacı “fena-beka”dır. Sufizm’un ünlü savunucusu olarak, günümüzde en çok bilinen isim olan Rumi, “ilahiyle bir pervane gibi ateşin içinde erimeyi hedefliyoruz” diye yazmıştır.

M.S. 661’de Muaviye göreve geldikten sonra, âlimler ve politikacılar mistik uygulamalara karşı birlikte çalıştıkça, Emperyalist Emeviler dönemi, Arap dünyasının kontrolünü ele geçirmiştir. İslam âlimleri ulemalar, ismi “yün” anlamına gelen fakat “üzerine” ve “aşmak” kelimeleriyle dilbilimsel bağı olan “sûf” teriminden türetildiğine inanılan bu grubu yasaklamaya çalışmışlardır. Sünniler ve Şiiler, Muhammed’in ölümünden beri savaş halindedirler ve bunların çok azının ortak düşmanı Sufilerdir.

Bu durum, biraz daha yakın zamanlarda, Sufizmin sanat ve kültürdeki etkisinin hızla dünyaya yayılmasıyla birlikte yıkıcı gücünü yitirmeye başladı. Örneğin Mali’de dünya görüşleri Sufizmle karışmış olan ve Malikite Sünnilerinden oluşan baskın bir Müslüman grup vardır. Bu yüzden bu ülkedeki aşırı İslamcıların müzik yasağı cesaret kırıcıdır; zira müzik, aşkınlığın ana aracıdır ve Mali, bu gezegende müzikal açıdan en zengin olan uluslardan biridir.

Amerika’da hızla yayılan ateşli İslam karşıtlığı gerçekten rahatsız edici. Hiçbir inanç sistemine kişisel bir yatırımım yok. Dini düşünceleri insanın hayal gücünün uçsuz bucaksız çeşitliliği ile ilişkilendiriyorum. Beynimiz, kavrayıştaki boşluklardan asla hoşlanmaz. Bunları doldurmak için epik mitolojiler aracılığıyla tanrıları icat ederiz. Bunun sonucu ise gerçeğe (anlatılana) uygun veya sanatsal olarak algılanabilir. Bir tarafta aşırılık; diğerinde müzik, şiir ve bize derinden dokunan sayısız büyük başarılar.

Geçen yüzyılın en önemli Müslüman sanatçılarından bir tanesini anlatarak devam edelim: Nusrat Fateh Ali Khan.

Kavvali müziği meşalesi Nusrat’a devredildi; bu ailesel gelenek altı yüz yıldan uzun bir süredir güçlenmektedir. Kavvali, ağırlıklı olarak Hindistan’daki düğünlerde, cenaze törenlerinde ve ritülellerde (ve bölündükten sonra Pakistan’da) kapalı kaldı, ta ki Nusrat’ın bu müziği tüm dünyaya yaymasına kadar. Nusrat, adanmış (dua ve ibadete ait) Sufi şiirinin bir ulusla sınırlandırılmaması gerektiğine inandı.

Nusrat, yorulmada,n olağanüstü bir sanatçı grubu ile birlikte gezdi ve kayıtlar yaptı: Eddie Vedder, Peter Gabriel ve Michael Brook. Geleneksel Kavvali yapısının gitarlar, elektronik müzik ve yabancı halk enstrümanlarıyla zenginleştirilmesine önayak oldu; bunun yanı sıra, yalnızca müziksel formların değil aynı zamanda inançların da birleştiği Günaha Son Çağrı  gibi soundtrack’lere sesiyle katkı sundu.

Hala da ilham vermeye devam ediyor. Jeff Buckley, “ Live at Sin-e”’nin efsanevi kaydında “Yeh Jo Halka Saroor Hae” şarkısını akustik gitar eşliğinde yeniden yorumlayan Nusrat’ı “Elvis” olarak nitelendirir. Şarkı söylemeye başladığında, seyirci, muhtemelen Arapça taklidi yaptığını düşünerek güler, ama gerçek öyle değildir. Daha sonra salon mıhlanıp kalır. Daha yakın zamanda Dave Navarro, Red Hot Chili Peppers’in “Noose of Circle” şarkısını yapmak için Nusrat’ın bir loopunu kullandı.

Nusrat’ın müziğinin temelinfe, Sufizm’de olduğu gibi, kendini adama vardır. Nusrat, 1997’de kalp krizi geçirerek 48 yaşındayken öldü. Çocuksuz olduğu için yeğeni Rahat, Bollywood’da başarılı bir playback şarkıcısı olacakken, ailenin kavvali rolünü üstlendi. Nusrat’ın diğer yeğenleri Rizwan ve Muazzam, doksanlı yıllarda kurulmuş ve Temple of Sound, Peoples Colony No 1 ile kavvali-dub kaydı gibi çığır açan projelerde yer aldı. 

İslam’dan bahsedildiğinde aklıma gelen ilk şey şuydu: Bölünmüş olmaktansa birlikteyken daha güçlüyüz, inancını temel alan uhrevi bir müzik.

Dinlemek isteyenler için, insan ruhunun en büyük hünerlerinin göz önüne serilişi sesini duyurmaya hazırdır. Kulaklarınızı buna kapatmak ise utanç verici olurdu.
Yazar: Derek Beres
Çevirmen: Gözlem Küçük
Kaynak: Big Think 

Please complete the required fields.