Bilimsel zihniyet, dünyayı daha iyi anlayıp ona nasıl uyum sağlayabileceğimizi görmenin harika bir yoludur. Bu anlayış sadece üniversitelerde ve laboratuvarlarda değil, günlük hayatta da kullanışlıdır. Daha bilimsel düşünen biri olmayı öğrenmekle olgulara saygı duyar, inançlarımızı sorgular ve bilgimizi gerçek dünyada deneyimleyerek sürekli yeni şeyler öğreniriz. Ayrıca bu yaklaşımla durmadan değişen dünyaya etkili bir şekilde uyum sağlamayı ciddi anlamda öğrenebiliriz. Bana göre herkes “bilimsel zihniyet” yaklaşımından yararlanabilir. Aşağıda nasıl daha bilimsel düşünen biri olabileceğinize dair bazı tüyolar bulabilirsiniz:

Olgulara ve kanıtlara saygı duyun

Bilimsel kafalar doğru olana saygı duyar. Görüşlerini desteklemek için olguları ve kanıtları incelerler çünkü sadece bu bilgiyi güvenli bir şekilde kullanarak kendi dünyalarını ilerletir ve daha iyi bir yaşam sürerler. Doğruyu arayan bir zihin, hayali şeylerle dolu bir zihinden daha iyidir. Doğru olan hoşa gitse ya da acı verse de – uzun bir süre zarfında – bizi cehaletten ve acı çekmekten kurtarır.

Fakat birçok kişi, doğruluğun gücüne rağmen ondan korkar. Kendi çıkarımlarına, ön yargılarına ve isteklerine ters düşen olguları ve kanıtları görmezden gelirler. Hatalı olduklarını kabul etmede gönülsüzlerdir. Çevrelerindeki gerçekliğe uymayan bir dünya görüşleri vardır çünkü gerçekleri kabul etmeye hazır değillerdir.

İyi bir bilim insanı açık görüşlü ve her zaman, gerçekleri olduğu gibi kabul etmeye istekli olmalıdır. Günlük olarak karşılaştıkları olguları ve kanıtları saygıyla karşılamalıdır.

“Ne kadar güven verici ve yeterli gözükse de yanılgıya inanmaktansa evrene olduğu gibi anlamak çok daha iyidir.”

Carl Sagan

“Kanıta inanıyorum. Bağımsız gözlemciler tarafından doğrulanan gözleme, ölçüye ve mantığa inanıyorum. Eğer bir kanıtı varsa ne kadar çılgınca ve saçma gözükürse gözüksün her şeye inanırım.”

Isaac Asimov

“Gerçekliği umursamayabiliriz ama gerçekliği umursamamanın sonuçlarını inkâr edemeyiz.”

Ayn Rand

İnançlarınızı sorgulayın

Doğruyu bilmek istediğimiz sürece insan zihninin hata yapmaya eğilimli olduğunu da fark ederiz.

Dünyanın en akıllı insanının bile bir şekilde ön yargıları vardır. Herkes hata yapar. Gerçek bir akıl her zaman inançlara karşı şüpheci olmayı gerektirir çünkü ne zaman yanılacağını kimse bilemez.

Şüphe, öğrenen ve gelişen bir zihnin sağlıklı ve gerekli bir parçasıdır. Daha çok bilgi ve haber arayışında olmamızı sağlar, özellikle de önceden bize aşılanan inanışlara karşı çıkan bilgileri.

Ne bildiğinden kesin olarak emin olan ya da her şeyi bildiğini düşünenler kendilerine yalan söylüyordur. İnançlarımız hakkında mütevazı ve ölçülü olmak bizi gerçeğe sıkıca bağlar.

“Herhangi bir şeyin olasılığını reddedecek kadar şüpheciyim.”

Thomas Henry Huxley

“Sadece neyin daha çok olası ya da neyin daha az olası olduğunu söylemek bilimseldir; her zaman mümkün olanı ve olmayanı kanıtlamak değil.”

Richard Feynman

“Tımarhaneye doğru günlük bir gezinti, inancın hiçbir şeyi kanıtlamadığını gösterir.”

Friedrich Nietzsche

“Bilginin en büyük düşmanı cehalet değil, yanılsamanın bilgisidir.”

Stephen Hawking

Bilgini gerçek dünyada deneyimle

En önemli bilgi, yaşamımıza pratiklik katan ve işe yarar olandır.

Yaşamınızı daha güzel bir yere taşımayacak yanıtlar verebilecek olan felsefe ve teorilere sığınmayın. Bazen bilgiye çok fazla odaklanmak onu pratiğe dökememekle sonuçlanır.

Sonuçlar her zaman amaç olmayabilir ve çoğunlukla bize uygun şey, ölçülü bilgidir. Edindiğiniz bilgiyi deneyimleyin. Gerçek dünyada düşüncelerinizle birlikte yeni bilgiyi test edin ve denemeye tabii tutun, sonucunda ne olduğuna dikkat edin. Eğer düşünceleriniz istediğiniz yere varmıyorsa, başka alternatifleri denemeniz gerekebilir.

Bilginizi etkili bir şekilde kullanmak genelde bir deneme-yanılma oyunudur. İşe yarayanları seçip işe yaramayanları gözden çıkarmanız gerekir. Bilimsel zihniyet bunu gayet iyi bir şekilde yapar.

“Teoride, teori ve Pratik arasında fark yoktur ama pratikte vardır.”
Jan L. A. van de Snepscheut

“Pragmatizm olağan sorusunu sorar. ‘Bir fikir ya da inanç doğru varsayıldığında,’ der, ‘birinin gerçek hayatında bunun doğru olması onda elle tutulur ne gibi bir fark yaratır? Gerçek nasıl anlaşılır? Eğer inanılan şey yanlış olsaydı, hangi deneyimler farklı bir hale bürünmüş olacaktı? Özetle, deneysel anlamda hakikatin değeri nedir?’”

William James

“Bilgi hazineyse pratik bunun anahtarıdır.”

Lao Tzu

Sürekli yeni şeyler öğrenin

Bilimsel bir zihin her gün yeni bir şeyler öğrenmeye çalışır. Dünyada sınırsız bir bilgi deryasının olduğunu ama tüm bilgilere erişemeyeceğimiz bilir ancak her zaman daha fazlasını keşfetmeye çalışır.

Bazı insanlar lise ya da üniversite eğitiminden sonra öğrenmenin bittiğini düşünür. Artık kitap okumak, belgesel izlemek, yeni şeyler keşfetmek ya da araştırmanın yapmanın gerekli olmadığını hissederler. Bu yaklaşım aslında yaşamlarında aynı, eski şeyleri sürdürmelerine neden olur.

Yeni şeyler öğrenmeye açık olmazsak hayatımızdaki seçenekleri ve alışkanlıkları daha iyi hale getiremeyiz. Öğrenmek olgunlaşmanın ve kişisel gelişimin temelidir. Sürekli öğrenmeye devam eden bir zihin hayattaki her zorluğun üstesinden gelebilir.  

“21. yüzyılın cahilleri okuyamayan ve yazamayan değil, öğrenemeyen, öğrenmeyen ve öğrendiklerini tekrarlamayandır.”

Alvin Toffler

“Bilgelik, okulun ürünü değil fakat bilgi edinme yolundaki ömürlük girişimdir.”

Albert Einstein

“Bizi biz yapan bildiklerimiz değil, ne öğrenmek istediğimizdir.”

Mary Catherine Bateson

Yazar: Steven Handel
Çevirmen: Özge Mete
Kaynak: Pick the Brain 

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Please complete the required fields.