Öznel refah, bireylerin yaşamlarına ilişkin değerlendirmelerinin bir göstergesidir ve bireylerin bilişsel kararlarını içeren pozitif ve negatif durumlardan oluşmaktadır.

Öznel iyi oluş kavramı, duygusal bileşen ve bilişsel bileşen olmak üzere iki ana bileşenden oluşmaktadır. Duygusal bileşen (affective component) sıklıkla karşılaşılan olumsuz duygulanımdan (öfke, stres, suçluluk, üzüntü gibi duyguları içerir) oluşurken, bilişsel bileşen (cognitive component) ise yaşam doyumundan oluşmaktadır. (Çirkin, 2015: 20) Eğer bireyin olumlu duyguları fazla ise öznel iyi oluşu yüksek olarak kabul edilir. Olumlu duygular ve doyuma ilişkin bilişsel yargılar evlilik ve iş gibi çeşitli yaşam alanlarıyla ilgili olabilmekte ve bunların toplamı genel yaşam doyumunu yansıtmaktadır. (Dost, 2008: 104)

İyi oluş ile ilgili yapılan çalışmalarda kavramın psikolojik iyi oluş, yaşam doyumu ve yaşam kalitesi gibi kavramlardan oluştuğu görülmektedir. Öznel iyi oluş hali bireyin yaşamına ilişkin öznel yargıları kapsamaktadır. Bu durum yaşam kalitesi kavramının öznel iyi oluş içindeki önemini karşımıza çıkarmaktadır.

Öznel iyi oluş ve yaşam kalitesi ilişkisi

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, yaşam kalitesi; bireyin yaşadığı kültür ve değerler sistemi içinde kendi yaşamını nasıl algıladığıdır; bireyin amaçları, umutları, standartları ve endişeleri ile ilişkilidir. Yaşam kalitesi (quality of life); “hedefleri, beklentileri, standartları, ilgileri ile bağlantılı olarak, kişilerin yaşadıkları kültür ve değer yargılarının bütünü içinde durumlarını algılama biçimi”dir. Bir diğer ifadeyle; yaşam kalitesi, kişinin içinde yaşadığı sosyokültürel ortamda kendi sağlığını öznel olarak algılayışını tanımlamaktadır.

Yaşam kalitesi kavramı yaşamın modern hale gelmesi ile ortaya çıkan bir olgudur. Kavramın önem kazanmasıyla yaşamın her alanında ele alınan ve araştırılan bir konu haline gelmiştir. Yaşam kalitesinin varlığı kişinin bedensel ve zihinsel olarak gelişimi için olanakların sağlanmış olmasıyla mümkündür. Yaşam kalitesi kısaca kişinin yaşamından memnun olmasıdır.

Yaşam kalitesi kavramının farklı bilim insanları tarafından ele alınmış olması kavramın birçok farklı tanımına ulaşmamamıza neden olmaktadır. Bu tanımların ortak tarafı, yaşam kalitesinin bireyin hayatına ilişkin objektif değişkenlere ve bireyin kendi algılaması doğrultusunda şekillenen sübjektif değişkenlere bağlı olarak gelişen, çok boyutlu bir kavram olmasıdır.

Yaşam kalitesi kavramı, gerçekleştirilen birçok araştırmada ve yerel, ulusal ve uluslararası platformlarda önemli bir yer tutan bir kavramdır; şehir planlaması, sosyal ve/veya ekonomik göstergelere ilişkin araştırmalar, zihinsel ve bedensel sağlık alanındaki araştırmalar gibi birçok farklı araştırma ve yaşam kalitesi çalışma alanının kapsamına girmektedir.

Yaşam kalitesi kavramının ortaya çıkışı ve gelişimi

Yaşam kalitesi, gerçekleştirilen birçok araştırma için ilham kaynağı niteliğinde olan, yerel ve ulusal gündemlerde ve Avrupa Birliği çalışmalarında önemli bir yer tutan bir kavram olarak karşımıza çıkar.

Yaşam kalitesi kırk yılı aşkın bir süredir araştırılmaktadır. (Torlak ve Yavuzçehre, 2008:6) Bugünkü anlamıyla yaşam kalitesine ilişkin araştırmalar, 1960’larda Amerika’da oluşan sosyal göstergeler hareketine dayanmaktadır. (Marans, 2001: 73-78) Hareketin ilk yıllarında ilgi ekonomiye ilişkin konular iken, sonraki yıllarda sosyal göstergeler üzerinde daha fazla durulmuştur. (Torlak ve Yavuzçehre, 2008: 6) Araştırmacılar önce, Amerikan toplumundaki değişiklikleri izleyebilecekleri istatistiksel verileri ve kriterleri toplamışlardır. Toplanan bu verilerin değerlendirme çalışmalarında, toplulukların sosyal ilerleme, durgunluk ve gerilemesini yansıtan kapsamlı bir nicel ölçüm setinin olmadığı anlaşılmıştır. Böylece her bilim alanında ayrı ayrı kendi kapsamı ve ülkenin koşullarına göre çok çeşitli göstergeler tanımlanmaya başlanmıştır. (Torlak ve Yavuzçehre, 2008: 6)

Yaşam kalitesinin ölçülmesi

Günümüzde yaşam kalitesinin ölçülmesi ve belirlenmesi konusunda kullanılacak göstergeler büyük bir sorun teşkil etmektedir. Göstergelerin her ülke için değişiklik arz etmesi uygulamada zorluk çıkmasına neden olur.

Yapılan son çalışmalarda yaşam kalitesi göstergelerinin yerleşim yerlerinin özelliklerine göre yapılmasına karar verilmiştir.  Bu durum yaşam kalitesini değerlendirirken, bir yerleşmenin objektif özeliklerinin öneminin yanı sıra, bu objektif özelliklerin kullanıcılar için ne anlam taşıdığını anlamak da değer taşımaktadır. Bir yerin yaşam kalitesini ölçerken bu tür algısal ve davranışsal göstergeleri göz önüne almak birçok açıdan yararlıdır. Birincisi, bu tür göstergeler, bir yerde yaşayanların deneyimlerine dayanan gerçek kaliteyi yansıtmaktadır. Bu tür göstergelerin, seçmenlerine kulak veren politikacılar ve seçilmiş yöneticiler tarafından da gerçek ölçütler olarak kabul edilme olasılığı daha yüksektir. Ayrıca, bu tür göstergeler, yansıttıkları objektif özelliklerin göreli önemini incelemek için fırsat yaratmaktadır. Örneğin, eğer bir yerde yaşayanların, trafik yoğunluğunu, gürültülü mahalleleri ve yapı yoğunluğunu nasıl algıladıkları ile şehirdeki mahallelerin bu özelliklerine ilişkin ölçütler mevcutsa, sübjektif ve objektif ölçütlerin arasındaki ilişkiyi incelemek mümkün olacaktır.

Kaynakça:

Çirkin Z. ve Göksel T. (2016), “Mutluluk ve Gelir”, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, Cilt:71, 375-400.
Dost T. M., Öznel İyi oluş Ölçeğinin Geliştirilmesi: Geçerlik ve Güvenirlik Araştırması. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 3, 23, 103-111.
Marans, R. (2003), “Understanding Environmental Quality Through Quality of Life Studies: The 2001 DAS and Its Use of Subjective and Objective Indicators”, Landscape   and Urban Planning, 65, 1-2, 73-83.
Yavuzçehre  S. P. ve Torlak E.S. (2008), “Denizli Kent Yoksullarının Yaşam Kalitesi Üzerine Bir İnceleme”, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, Cilt: 17, Sayı: 2, 23-44.

Yazar: Ayten Nahide Korkmaz

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. Düşünbil Portal’da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.