Mantık, soyut ya da somut herhangi bir buluntuyu varlama üzerine çalışan ve görece bireylerin farklı anlatılarında hayat bulan bir kavramdır. Bir şey vardır veya var olması için hiçbir sebep yoktur anlayışlarından biri ya da diğerine sahip olmamızı sağlayan kavram, zihinsel bir sabitleme aracıdır. Bildiğimiz kadarıyla insan, hem imgesel hem de simgesel düşünme yetisine sahip tek varlıktır. İrade gücüne dayalı, sebep sonuç ilişkisi kurabilen, soyutlama yapıp bu soyutlara tekrar tekrar farklı anlamlar giydirip, farklı anlatımlar yapabilen tek canlı gibi duruyor. Mantık çerçevesinden bakacak olursak…

Bu canlının kendisi için anlaşılabilir kıldığı tek yer içerisine gözlerini açtığı ve başta anlamsız gelen nesnelliğin var olduğu, sonrasında ise yine kendi deneyim ve gayretleri sonucu öznelliğe ulaştığı veya ulaşmaya çalıştığı yer, yani dünyadır. Hiçbir gücün etkisi altında kalmadan zaten olan ve kendisinin de hep var olduğunu zannettiği bir mekan kurgulayan mantık, zamanı da suç ortağı yaparak aslında hiç yok olmayacağını, hep yaşayacağını varsayıp kendince ölümsüzlüğü icat ettiğini sanır.

Bir psikolojik savunu sanatı olan “mantığa bürüme”; yaşantımız içerisinde deneyim ettiğimiz olay veya o olayın merkezinde bulunan kişinin mevcut durumunu kendi dışında tasavvur ettirip farklı anlamlar yükleterek daha akla yatkın hale getirmek suretiyle zihnimizin bize yaratmış olduğu alternatif senaryo metinleridir. Vazgeçme lüksümüzün olmadığı ya da en çaresiz hissettiğimiz anlarda devreye giren ve kabullenme sürecini daha az tahribatla atlatmamızı sağlayan bu savunma, içinde bulunduğumuz ruhsal gerilimi de daha az hissetmemizi sağlar.

Buradan hareketle gelin mantık kavramını biraz daha açalım. Öncelikli olarak herhangi bir mantık hipotezi oluşturabilmek için bilinçli bir benlik oluşumu şarttır. Burada hipotez (varsayım) kelimesinin kullanılmasının belirli bir amacı olduğunu belirtmek gerekir. Zira her hipotez tutarlı ya da tutarsız olma durumuna sahiptir ve her tutarsız varsayım tutarlı olanıyla yer değiştirene kadar bir süre de olsa korunur. Bunun içindir ki, insan ilişkilerinde oluşturulan her mantık tutarlı olacak diye bir mantık yoktur. Sadece “ancak ve ancak” önerme formuna kavuştuğunda aslını, yani tutarlı halini, bulur.

“Her şeyin bir mantığı vardır” önermesinin kurulabilmesi için bu akıl yürütmenin anlamlı düşüncelerle kurulması gerekir. O anki savların üzerinde bir zenginliğe sahip içerikten ve akla yatkın bir fikrin beyanından söz edilmelidir. Böylesi bir düşünce analizi için benliğin doğru bir şekilde gelişimi gerekir. Benlik -diğer bir adıyla şahsiyet- kişiyi ötekinden ayıran varlığının kendisine has bir özü olma durumudur.

Bu hususta Amerikalı filozof ve psikolog William James (1842-1910) benlik kavramını üç aşamada açıklamıştır: maddesel benlik, sosyal benlik ve ruhsal benlik. (1) Kısaca açıklamak gerekirse, maddesel benlik kişinin sahip olduğu her şeydir. Evi, arabası, bedeni, ailesi vs. Sosyal benlik ait olduğu her şeydir. Çevre ve o çevrenin içinde bulunan kişiler vb. Ruhsal benlik ise, şahit olup kendi algısı ile kişiliğini biçimlendirdiği her şeydir. Yetenek, ilgi, görüş vs.

Benlik kavramlarından ilki, kişinin sahip olduğu ve anlamlı bir ilişki kurduğu fakat yitimi söz konusu olduğunda büyük benlik değişimlerinin yaşandığı maddesel benliktir. Büyük miktarda kaybedilen ya da kazanılan bir para, felaket sonrası yok olan bir ev ya da çok istenilen ve sahip olunan bir araba, kaza sonrası yitirilen bir uzuv, çok değer verilen bir aile bireyinin ölümü veya aileye yeni bir bireyin katılımı. Sahip olunup sonrasında yitirilen veya kazanılan şey ne kadar büyükse benlik değişimi de o kadar büyük olur. Çünkü böylesi bir durumda yüklenilen anlam, apaçık fazladan verilmiş bir değer demektir.

İkinci benlik kavramı, çevremizi ve o çevreye bağlı kişileri de içine alan, çeşitli maskeler takarak kendimizi kabul ettirmek için kullandığımız sosyal benliktir. Arkadaş grupları, iş ortamı, bağlı bulunulan klüp veya dernekler gibi. Sosyal benlik farklı rollerin farklı ortamlarda kullanıldığı, bireyin kendinin dışında yapılandırdığı, kabul görme arzusunu yerine getirmek için oluşturduğu ve uygun durumlara veya kişilere göre içerisinde kılık değiştirebileceği bir şahsiyet dolabı gibidir.

William James’e göre üçüncü ve son benlik yönü olan ruhsal benlik, bireyin kendini tamamlamak ve gerçekleştirmek için oluşturduğu ilgi alanları, kabiliyetleri, hayat görüşleri, kişisel değerleri kapsar. Benliğin bu hali kendimiz olmaya en yakın benlik halidir.

Olumlu ya da olumsuz varsayımlara veya mantık argümanlarına sahip tüm benlik alanları bireyin her anda daha sağlıklı ve mutlu var olması için var gücüyle çalışır. W. James’e göre mutlu olan kişi; hayata bakış açısı gerçekçi olan, ortalama bir başarıda dahi kendilerine pay çıkarıp kendilerini değerli gören kişiler olacaktır.

Dipnot:

(1) https://www.wikizero.com/tr/William_James#Benlik_kavramı

Yazar: Ertan Yavuz

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. Düşünbil Portal’da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.