Her yeni günde bambaşka bir olayın olmasına tanıklık ederek güne başlamak… Nedenini niçinini düşünürken benliğini sorgulamak… Yaşamı tüm incelikleriyle irdelemek ve içinden çıkılmaz bir girdabın içine sürüklenmek… Mutsuzluk, çaresizlik hissini sonuna kadar yaşamak. Bir bitmişliğin bir geri dönmezliğin içinde bulmak kendini. Belki de son günlerde birçoğumuzun yaptığı gibi.

Yaşanan olayları tanımlamak bile oldukça güç. Bu oluşların adına ne denmeli, hangi kategoride değerlendirilmeli bu olan bitenler? Karmaşık, yaşam denilen bu olguda akıllarımızın ucundan geçemeyecek kadar kötü durumlar… Kötü sözcüğü iyinin tersi yerine kullanılır çoğu zaman. Bu sözcüğün bu haller için kullanılması hafif kalıyor, hem de çok hafif.

Son günlerde hemen hemen her gün meydana gelen bu olayların kahramanlarından biri diğerinden fiziksel olarak güçlü o ve yaşamdan yitip giden diğer kahraman minicik, konuşamayan, konuşsa da sesini duyuramayan çaresiz bir masum. Maruz kaldığı felaketi algılayamayan veya algılasa bile kendini koruyamayan, olana bitene karşı koyamayan küçücük bir melek. Ve sonrası, yokluk, yitip gitme. Tanıdık geldi mi son günlerde sayısı fazlasıyla artan bu olaylar? Okurken yüreklerimiz çarpıntılar içinde kıvranıp kim bilir kaçımız içimizden lanetler okuduk, dövündük, üzüldük, ağladık… Tüm bunları düşünürken aklıma takılan çok önemli bir konu var. Değinmek, bu konuyu irdelemek istiyor; bunun üzerine belki de yapılmış veya yapılacak birçok çalışmanın var olması gerektiğine, var ise de gündeme tekrar tekrar gelmesi gerektiğine dikkat çekmek istiyorum bu ayki yazımda.

Kimi insan bu olayların hikayesini bile izleyemezken, okuyamazken veya okurken ve izlerken kendini sorgularken, bir diğeri nasıl da baş kahraman olarak yer alabiliyor? Onun bu durumun içinde olmasının sebebi nedir? Bu durumun oluşmasını tetikleyen şey, bulunduğu konumun ne olduğunu bilememesi, anlayamamasının nedeni nedir? Bilerek ve isteyerek mi bu durumun içinde? İyi ve kötü kavramları neden herkes için aynı şeyi ifade etmiyor? Vicdan denilen olgu nedir? Neden çoğunluk için yanlış olan durumlar birileri için doğru olarak algılanmakta? Bu kişiler nasıl oluyor da bu çirkin tiksindirici olayları normalleştirebiliyor?

Ahlak sözcüğü Türk Dil Kurumu’na göre birincil olarak “bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre” ve ikincil olarak ise “huylar” olarak tanımlanmaktadır. (1) Ahlak kavramı bir bireyde nasıl oluşmaktadır? Neden birçoğu doğruyu yanlışı ayırt edebilirken bir diğeri edememekte, olumsuz huylar edinmektedir?

Vicdan denilen olgunun tanımı ise kişiyi kendi davranışlarıyla ilgili olarak bir yargıda bulunmaya yönelten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerinde dolaysız ve kendiliğinden yargılama  yapmasını sağlayan, kişiye doğruyu ve iyiyi yapma yükümünü de yükleyen içsel güç olarak yerini almaktadır. (2) Bu iki önemli kavramın kişiliğin oluşmasında yer almaması nasıl oluyor da meydana gelebiliyor? Bu bir akıl hastalığı mı yoksa zihinsel bir gerilik mi?

Çözüm yolları her geçen dakika tartışılırken farklı farklı yöntemler ortaya atılıyor. İdam isteyen bir çoğunluk mevcutken bir diğer kutup ise eğitimle problemin üzerine gidilmeli diyor. Kafamızdaki soru işaretleri sayıca artmaya devam ederken bir başka olay patlak vermiş, kamuoyunu çoktan meşgul etmiş oluyor. Bir an önce bu can sıkıcı insanlık suçlarının nedenleri, bu ve buna benzer tanımlayamadığım -adını dahi koyamadığım- konuların üzerine gidilmesi gerektiği çok açık. Konuşmak yerine yapıcı önerilerle girişimlerde bulunmalı bir an önce, daha fazla vakit kaybetmeden.

Kaynakça:

(1) http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&kelime=AHLAK
(2) https://www.google.com.tr/search?source=hp&ei=JVJCW-

Yazar: Ayten Nahide Korkmaz

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. Düşünbil Portal’da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.