Zihin felfesinden dile, mantıklı düşünüşten feminizme, dünyanın en parlak akıllarının birkaçıyla tanışın.

Felfesenin, ihtişamlı Plato ve Aristotle ya da hiç değilse Kant ve Hegel altın çağından bu yana ölü olduğuna dair yaygın bir yanlış kanı mevcut. Fakat bu şaşaalı entellektüel girişim, bugün hala kanlı canlı şekilde aramızda ve netliği, derinliği ve zenginliği düşünüldüğünde hayranlık verici işler ortaya koyuyor. Bu makalede, şekilsel bilgi felsefesi kadar anlaşılması güç alanlardan, feminizm ve ahlak bilimi gibi daha yaygın türlere, günümüzün insan zihnine ait en iyi başarılarının 10 liderine yer vereceğiz.

Martha Nussbaum (1947)

Çetin ceviz bilimlerdekinden bile daha çok erkek egemen bir alanda, Martha Nussbaum iki şekilde başarı elde ediyor. Aslen New York’lu Nussbaum, şuan Chicago Üniversitesi’nde profesörlük yapmakta olan tutkulu ve hevesli bir insan hakları savunucusudur ve feminizm görüşleri detaylı, gözüpek ve genelde faydalı tartışmalara açıktır. 90’ların sonlarında farklı bir düşünce okulundan bir diğer feminist filozof Judith Butler’a karşı açık meydan okuyuşu tarihe geçmiş ve nihayetinde feminist gayeyi yeni boyutlara taşımıştır. Diğer bir yandan, hayvan hakları, duygular ve eşcinsel hakları üzerine dikkate değer çalışmasıyla ortaya çıkardığı şeyin büyüklüğü, onu ahlak bilimi ve politik bilimde en çalışkan ve verimli filozoflardan biri yapmaktadır.

Cornel West (1952)

West, Amerika’da ırkçılık ve sınıf konusuna karşı tavrıyla “yeni pragmatizm” okulunun öncülüğünü yaparak sosyal felfesede baskın bir rol oynamaktadır. West, 1980’de Princeton Üniversitesi’nden felsefede doktora derecesi alan ilk Siyahi-Amerikalı oldu. Irkçılık ve sosyal meselelere gönderme yapmak için ahlaki otoriteyi kullandığı Race Matters (1994) ve sosyo-politik Democracy Matters (2004) dahil oldukça ses getiren birkaç metin kaleme aldı. West ayrıca, CNN ve Colbert Show gibi birkaç talk show programına çıkan ve Saturday Night Live’da taklidi yapılmış en halkın içinden filozoflar arasındadır. Şuan New York’da Birleşik İlahiyat Fakültesi’nde Felsefe ve Hristiyanlık Pratiği Profesörüdür.

Slavoj Žižek (1949)

Psikanalitik felsefe ve kültürel eleştiriye kendine özgü yaklaşımıyla bilinen Žižek, anti-kapitalist ve neo-liberal eleştirisinde politik sağ ya da liberal solu ayırmaz. Žižek’in kariyer hayatı çoğunlukla, “Gerçek” olarak adlandırdığı özgün deneyime dayalı bir düşünce okulu açmak üzerine odaklıdır, ve çalışmaları entellektüel bir başyapıt olan İdeolojinin Yüce Nesnesi’nden (1989), karşıt çalışma Bir Sapığın İdeoloji Rehberi’ne (2012) alçakça geçiş yapar. Düşük kültür seviyeli kinayeleri inceleme ve onları felsefik dile katma isteğinden dolayı geniş çaplı bir kültürel beğeni elde etmiştir. Žižek, “meşhur filozof”, “Kültürel Teorinin Elvis’i” ve “Batı’daki en tehlikeli filozof” olarak anılmaktadır. Şuan New York Üniversitesi’nde eğitmenlik yapıyor.

Gayatri Spivak (1942)

Hint alt kıtasından çıkan tartışmasız en güçlü çağdaş filozof Spivak, kariyer hayatını sömürge dönemi sonrası teoriyi farklı şekilde kullanarak geçirmiştir. Ses getiren eleştirisi “İkinci Sınıflar Konuşabilir mi?” ile normal sosyal ve egemen güç yapılarının altında yaşayan nüfus üzerine çalışması ikinci sınıf kavramını ortaya çıkardı. Aynı zamanda Jacques Derrida’nın Yapısökümcülüğün temellerini atan metni Gramatoloji Üzerine’sinin çevirisiyle ünlüdür. Çeviriye kendisi de güçlü bir girişle katkıda bulunmuştur. Edebi ve kültürel teoriye olan katkılarından dolayı Kyoto Sanat ve Felsefe Ödülü ve Hindistan Padma Bhushan ödülünün sahibi olmuştur. Spivak, şuan eğitimci olduğu Kolombiya Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Edebiyat ve Toplum Enstitüsü’nün kurucu üyesidir.

Judith Butler (1956)

Butler, bilimsel incelemesi Gender Trouble: Feminism and the Subversion of Identity and Bodies That Matter: On the Discursive Limits of Sex ‘in yayınlanmasından bu yana feminizm ve cinsiyet felsefesi üzerine ufuk açıcı katkılarda bulunmuştur. Sosyal cinsiyet yapılandırması temelli bir teori geliştirmesiyle geniş çaplı itibara sahiptir. Çalışması Michel Foucault’tan etkilenir. Heteroseksüellikten sapmayı sansürleme amacıyla cinsiyet dilinin güç arzusundan gerekliliğe itilmiş olduğu argümanlarında Faucault’tan alıntılara yer vermiştir. Bir yahudi olan Butler, LGBTQ konularının sesi olmakla beraber İsrail politikasının da vokal eleştirmenidir. Bu da felsefede sıradışı başarılar için verilen Theodor Adorno ödülüne seçilmesine bazı İsrail liderlerinin karşı çıkmasının sebebidir.

Gu Su (1955)

Çinli filozof Gu Su, liberal felsefeyi Çin kültürüne tanıtma görevine sahipti. Doğu ve Batı eğitimi (Nanjing ve Dük) almış Gu Su geniş çapta ses getiren, Tayvan ve anakara Çin’de yayınlanmış Liberalizmin Esas Fikirleri’ni yazdı. Kitapta Çin politik sisteminde liberal ilkelerin faydalarını savundu. 2010 yılında Çin filozof arkadaşı Yu Keping’le beraber antoloji: Demokratikleşme: Politik Gelişimin Çin Model ve Rotası üzerine çalışmalar yaptı. Gu Su editoryal jurnal NanoEtik Heyeti üyesi ve şuan Fudan Üniversitesi İleri Sosyal Bilimler Çalışma Enstitüsü’nde akademisyen.

Thomas Nagel (1937)

A.B.’den diğer büyük filozof Thomas Nagel Belgrad, Yugoslavya (günümüzde Sırbistan)’da doğdu. Şuan, 1980’den beridir terk etmediği entellektüel evi New York Üniversitesi’nde felsefe ve hukuk eğitimi veriyor. Güçlü makalesi ‘Yarasa olmak nasıl bir şeydir?’ indirgemecilik olarak adlandırılanla – akli durumun, o ya da bu şekilde, sadece beyin, fiziki durumlar olduğu iddiasıyla – mücadele ederek filozofların insan zihnini incelediği yeni yollar açtı. Nagel aynı zamanda halk entellektüeli de olmuştur, fakat, en dikkate değer çalışması 70’li yıllarda Vietnam’daki Amerikan savaş politikaları üzerine sert bir eleştiriyi ateşleyen ‘War and Massacre’dir.

John McDowell (1942)

McDowel, öncü fikir babası Ludwig Witthenstein’a kadar uzanan nadir fakat onurlu anti-filozoflar geleneğindendir. Bu filozoflar dizisi, felsefi problemlere gerçek çözümler değil ayrışmalar getirme peşinde koşmaktadır; problemlerin ilk etapta problem olduğunu inkar ederler. Güney Afrika’da doğan ve şuan Pitssburgh Üniversitesi’nde profesör John McDowell, teorileri Kant’dan Wittgenstein’a, Hegel’den Sellars’a uzanarak olağanüstü felsefi birikim ortaya koymuştur. Anti-felsefeciliğiyle eş zamanlı olarak, gerçekliği kabaca açıklayan teoriler için asıl mesele olan şeyin gerçekler değil aslında üzerinde çalıştıkları şey olduğu görüşü ‘pragmatizm’ de gelir.

Saul Kripke (1940)

Aynı anda birden fazla alanla uğraşan bir diğer filozof Saul Kripke’dir. Hala Princeton Üniversitesi’nde emekli profesör olarak çalışmalarına devam eden Kripke, çalışma yelpazesini dil felsefesi,
mantık, matematik felsefesi, metafizik ve epistemoloji üzerine yaymış olan Amerikalı bir filozoftur. Yapılan son ankette son 200 yılın en ses getiren filozofları listesinde ilk onda yer alan Kripke ününü, bazı doğru ifadelerin gereklilikten öyle olduğunu, yani matematik gibi koltuk muhakemesiyle keşfedilemeseler de yanlış olduklarının düşünülemeyeceğini öne sürdüğü kitabı “Naming and Necessity” ile sağladı. Ona göre bu ifadelerin deneysel keşfe ihtiyaçları vardır. Kripke’nin alışılmadık L. Wittgenstein okuması felsefi argoda ‘Kripkestein’ olarak bilinmektedir.

David Chalmers (1966)

‘Geleneksel olmayan’ filozoflara bir diğer örnek Chalmers da, New York Üniversitesi’nin yıldız filozoflar ekibindendir, fakat aynı zamanda Avustralya Ulus Üniversitesi’nde de eğitmenlik yapmaktadır. Medyada yılın en iyi kitaplarından biri olarak geçen The Conscious Mind, Chalmers’ın Rene Descartes ve 16. Yüzyıla kadar gider ve uzun bir süredir ölü olan düalizm dünya görüşünü incelediği başyapıtıdır. Ona ‘doğal düalizm’ ismini veren felsefesi, zihnin yetilerinin diğer fiziki dünyanın özelliklerinden oldukça farklı türde olduğunu tartışır.

Yazan: Eno Agolli
Çeviren: Deniz Cakmak
Kaynak: theculturetrip

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. Düşünbil Portal’da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.