(Yazının 1. Bölümü vardır.)

Farklı Teşhisler
Cape Cod’ta bir cinayet olduğunda J. Drew Segadelli aranır. Kırktan fazla katil zanlısını savundu, gurur duyduğu başarısını teknesine kalın harflerle yazdırdı: Crime Pays[1]

Ancak devletin kamu savunma temsilciliği tarafından Loya’nın vekili olarak görevlendirildiğinde Segadelli’nin bazı endişeleri vardı. Cinayet, yaşadığı şehirde gerçekleşmişti ve olayda yaralanarak erken emekliliğe ayrılmak zorunda kalan polis onun arkadaşıydı. Bununla birlikte, Segadelli Loya’nın akli durumunun davranışlarındaki hukuka aykırılığı değerlendirmede yetersiz olduğuna inandığını ifade etmiştir. Jüriyi inandırmak ise çok başka bir işti. Segadelli jüri için “Onları böyle bir savunmaya inandırmak çok zor.” dedi.

2 numaralı jüri “Tetiğe basmadan üç saniye öncesine kadar fikrini değiştirebilirdi.” dedi. “Sadece tek bir şey yapmak istedi, tek istediği sakatlamak ve öldürmekti.”

Loya kayıtlı sorgularda itirafta bulunurken oldukça sakindi. 30 suçtan yargılandı, sonra Bourne’un yarım saat mesafelik kuzeybatısında, Bridgewater Devlet Hastanesi’nde intihar gözetimine sokuldu. Burada Loya’ya majör depresif bozukluk teşhisi kondu ancak, bunun yargılanmasına engel olmadığı ifade edildi. 

Jüri seçiminde, Loya Barnstable Yüksek Mahkemesi’ne kelepçe ve prangalarla getirildi. Yolda gelirken duruşmaya ilişkin bir radyo raporunu duydu, Berlanga’nın iş ahlakından övgüyle söz ediliyordu. Loya, kendisine “zulüm eden” bir panik atak geçirdiğini söylemişti.

Loya mahkeme salonuna girdiğinde açıkça fark ediliyordu. Bebek yüzlü, iri yapılı şüpheli, tutuklanmasından bu yana yaklaşık 50 pound[2] zayıfladı ve ince görüntüsüyle kameralara hazır bir sanık haline dönüştü. Londra’dan bir BBC ekibi de davayı izlemek üzere oradaydı. 6-foot-2-inch[3] vücudu, sakal ve bıyığı ve de kısık, delici bakışlarıyla Loya, Vanilla Sky filmindeki oyuncu Jason Lee’yi andırıyordu. Yıllardır anne ve babasının ziyaret etmediği Loya’yı, annesi Albuquerque’daki evinden internet aracılığıyla izlediği duruşmada gördü.

Loya’nın avukatı duruşmaya bir tanık çağırdı. Adli psikolog John Daignault, Loya’yı ilk değerlendiren ve onunla en çok vakit geçiren kişiydi. (17 seans boyunca 48 saat.)

Daignault ise değerlendirmesinde Loya’nın kendisine komplo kurulduğuna, aldatıldığına, gözetlendiğine, takip edildiğine, iftiraya uğradığına, taciz edildiğine ve uzun vadeli planlarını gerçekleştirmesine engel olunduğuna dair inançlar içeren persecutory[4] tipindeki sanrılardan muzdarip olduğunu not almıştı. Ayrıca, Sahil Güvenlik’in sert disiplininden kaynaklanan majör depresif bozukluğun sanrıları daha da güçlendirdiğini belirtti. “Lisa onun düşmanıydı” dedi, Daignault. Loya’nın akli durumunun, cezai sorumluluklarının bulunmaması nedeniyle Massachusetts standartlarını karşıladığına hükmetti: “O, bir akıl hastasıdır.” Yargıç, bu ifadeye gülmemek için kendini zor tuttu.

Karşı tarafın tuttuğu psikiyatrist Martin Kelly, benzer değerlendirmelerde bulundu. Ayrıca, cinayete zemin oluşturan aylarda Loya’nın, “manevi intikam” peşinde olması nedeniyle sanrılar içerisinde olduğuna inanıyordu. Loya, iyi ve kötünün karşı karşıya geldiği Star Wars kahramanlık hikayelerinin etkisi altında kalmış ve kendini bu kurguları tekrar ettirmeye adamıştı. Kelly’nin teşhisi Asperger sendromu olarak da bilinen yüksek işlevli otizmdi. Bununla birlikte, davanın üç adli uzman tanığından ikisi Loya’nın, davranışlarının suç olup olmadığını değerlendirebilecek kapasiteden yoksun olduğu fikrinde buluşmuştu.

Peki, ya otizm? Bu görüş Bölge Başsavcılığı’nı şok etmişti. Buna karşılık, o zamana kadar yirmi dört cinayet zanlısını soruşturmaya almış Birinci Asistan Bölge Savcısı Brian Glenny, Kelly’den otizm teşhisini doğrulayacak daha uzman bir psikiyatrist önermesini istedi.

Glenny, uzman olarak Massachusetts General Hastanesi’nde Hukuk, Beyin ve Davranış Merkezi’nin kurucularından Judith Edersheim’ı önerdi. Edersheim, Loya’nın otizmli veya hayal dünyasında yaşayan biri olduğuna inanmadı. Ayrıca, Edersheim Loya’nın cinayetten suçlu olduğuna hükmeden tek uzman tanıktı, ancak o, Loya’yı hiç görmeden bu kanıya varmıştı. Segadelli bunu öğrendiğinde Edersheim’ın müvekkiline ilişkin görüşünü reddetti. Edersheim, davanın yirmi altıncı ve son tanığı olarak Eyalet’e görüş bildirdiğinde nihayet Loya’yı orada görmüştü.

Edersheim Loya’nın yazılarını, e-maillerini ve tutuklama raporunu esas alarak değerlendirmesini yaptı. Loya’nın iki kişilik bozukluğu, çekingenlik ve borderlinedan muzdarip olduğuna karar verdi, ancak insanlarla iletişim kuramayan biri olmadığını ve psikotik semptomlar göstermediğini de belirtti. “O, asla gerçeklikle bağını koparmamıştır.” şeklinde görüş bildirdi. “Onun yaptığı şeyin yanlış olduğuna ilişkin dağ kadar kanıt var.”  

Eyalete görüş bildiren iki adli uzman tanık ile savunmada yer alan bir uzman tanık Loya’nın akıl hastalığından muzdarip olduğuna karar verdi. Ancak her biri farklı bir teşhiste bulundu. 

Eğer üç uzman tanık, ortak bir yargıya varamıyorsa jüri nasıl hangisinin en güvenilir ve doğru görüş olduğunu saptayabilecekti?

DeSales Üniversitesi’nden adli psikoloji dalında profesör olan Katherine Ramsland “Asperger teşhisi, kişinin depresyonda olduğu veya hayal dünyasında yaşadığı -delüzyonel- yönündeki teşhislere engel oluşturmamaktadır, bu nedenle bir mutlak teşhis bulunmamakta, kısmi doğru görüşler bulunmaktadır.” şeklinde görüş bildirir. “Azılı suçlular üzerinde oldukça farklı görüşlerin ortaya çıkması yaygın görülen bir durumdur. Birçok şey; uzmanın tecrübesine, uzman kadrosundaki pozisyonuna ve belirli bir alandaki uzmanlığına bağlıdır.”   

Üç gün süren müzakerelerin ardından, jüri Loya’yı suçu maksatlı şekilde tasarlaması ve zalimce işlemesi nedeniyle birinci derece cinayetten suçlu buldu. O günden sonra, şartlı tahliye olmaksızın müebbet hapis cezasını çekeceği üst düzey güvenlikli binaya sevk edildi. “Ben hala etkili bir ölüyüm” dedi, Loya. “Ölümden sonraki hayata inanmıyorum. Bu, fazlasıyla Amerikalılaştırılmış bir cehennem fikri.”

Umutsuz Bir Vaka?

Loya; üstlerinden, iş arkadaşlarından ve ailesinden destek istediğini ısrarla vurguladı ancak, sadece “artık bunu aş” türünden tavsiyeler alabildi. Loya, zamanında tedavi görmüş olsaydı, sonuçların farklı olabileceğini iddia ediyordu. Tutuklanmasının ardından, Bridgewater’da grup terapisine katıldı ve bir yıla yakın süre Prozac (antidepresan) kullandı.   

Şimdi her şeyin ne kadar korkunç olduğunu ve zamanında nasıl da kolayca düzeltilebilecek bir şey olduğunu da görebiliyorum” dedi, Loya.

Loya, Sahil Güvenlik’teki üslerine gitmiş ve Alaska’da terapi görmeye devam etmiş olsa da tedaviyi en kritik zamanda -cinayete eğilimli ve intikam planını uygulamaya yatkın olduğu anda- birden bıraktı. Virgina’da ise Berlanga’yı öldürmeye karar verdiği 2013 yılının sonu ile öldürdüğü 2015 yılı başı arasındaki süre zarfında hiç danışman aramadı. Daignault’un Haziran 2014’teki değerlendirmesi de bunu doğruluyor: Loya “Berlanga’yı öldürmeyi ve polisle çatışırken ölmeyi planladığından beri bu fikrinden vazgeçmesi ve profesyonel yardım alması gerekliliğini düşündü. Ancak, hikayesini bir akıl sağlığı uzmanına anlatmasının saçma olduğunu ve büyük olasılıkla o an tutuklanabileceğini biliyordu.”  

Bu nedenle,” diyor Loya, “Ben umutsuz bir vakaydım.” “İçindeki tahrik edici isteklerle başa çıkabilmek için destek aramak yerine, o isteklerin peşine takıldı.” diyor, Glenny. “Yanlış olduğunu biliyor, durabileceğini biliyor. Ancak, olası sonuçları beğenmiyor ve yine düşündüğünü yapıyor.” 

Loya’yı raydan çıkaran disiplin raporundan aylar önceki tedavi deneyimi Alaska’daki dokuz seans ile sınırlıydı. Duruşmada, Sahil Güvenlik’in Loya’nın ruh sağlığı ve tutarlılığını daha fazla önemsemiş olması gerekliliği hiç konuşulmadı.

Loya’nın babası, George telefonda “Sahil Güvenlik’in Anna ve Lisa’ya büyük bir özür borçlu olduğunu düşünüyorum.” dedi. “Ve biz, Adrian’a da büyük özür borçluyuz.”

George Loya, “Oğlumla ilgili yaptığım en büyük hata, sorunları olduğunda onu dinlememekti.” dediği duygusal konuşmasına şöyle devam etti. “Adrian suçludur. Bundan hiç şüphe yok. Ancak, hep bir soru var: Neden? Bir şeyler Adrian’ı kendinden başka birine dönüştürdü.

Diğer bir aramada, Shirley,“ ‘Biz miydik?’ diye düşünmek korkunç bir şey.” diyor. “Onun daha erken destek alması için daha mı çok savaşmalıydım? Bilmiyorum. “Ama bu savaş kaybedildi çünkü, her şey bitti.” Daignault, Loya’da çocukluğundan beri şizoid kişilik bozukluğu olduğunu, sosyal çevresi ile mesafeli ve başarısız biri olarak görüldüğünü fark etti.

Loya, hala Berlanga’nın kendisine saldırdığını iddia etse de, şimdi tecavüz kurbanı olmadığını kabul ediyor.

Loya, hapishaneden yazdığı bir izleme mektubunda şöyle der: “Lisa, aslında bana çok kötü bir şey yapmadı ve bu, onun davranışlarını korkunç olarak algılayan kendi aklımla ilgiliydi. Sahil Güvenlik’in kendi özel yöntemleri çerçevesinde hiçbir şey yapmayarak yardımcı olmaya çalıştığına inanıyorum. Eğer ‘Malum Kötü Gece’ ile resmi olarak ilgilenirlerse bunun iki iyi askere büyük sorunlar çıkaracağını biliyorlardı. Ben anlaşmazlığı tırmandırdım çünkü, kendimi uzaklaştıramayacak kadar çok aptal ve saftım. Bakın, bu beni ne hale getirdi.

[1] Suçun kimseye faydası olmaz sözüne karşılık suçun birilerine yararı olur şeklinde ironi yapılmaktadır. Ç.N.
[2] Ağırlık ölçüsü. 50 pound yaklaşık 23 kg. eder. Ç.N.
[3] Uzunluk ve genişlik ölçüleri. 1 foot = 12 inch, 1 inch=2,54 cm. Ç.N.
[4] Etkilediği kişiyi eziyet gördüğüne inandıran sanrı türü

Yazar: Patrick Flanary
Çevirmen: İpek Çavuşoğlu

Kaynak: psychologytoday

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. Düşünbil Portal’da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.

Please complete the required fields.