Dünyanın dört bir yanında sayısız camii vardır. Her birinin kendine özgü tasarıma sahiptir. Bununla birlikte, bir caminin diğer camilerden ayırt edilebilmesi için benzersiz ve olağanüstü özelliklere sahip olması gerekir. Böylesi camilerden biri, İran’da bulunan Nasır el-Mülk Camiisi’dir. Dışarıdan alışılagelmiş bir camiye benzer fakat içinde daha fazla şey var.

Dış görünüm

Caminin pek çok farklı ismi vardır. Çoğunlukla “Pembe Cami” olarak bilinir, aynı zamanda “Renkli Camii”, “Gökkuşağı Camii” veya “Kaleidoscope (sürekli değişen manzaralı) Camii” denir. Bu, ışığın ve ibadetin iç içe girdiği bir alandır. Gün doğuşu ile cami hayat bulur ve renkler, dönen dervişler gibi gün boyu dans ederek dolaşır; zemin, duvarlar, kemerler ve yükselen kuleler üzerinde yansır. Ziyaratçilerde, sanki renkli bir topa ilk gün ışığı çarpıyormuş ve renkli top binlerce kelebeği her tarafta havaya uçuruyormuş etkisi yapar.

Nasır el-Mülk Camii
Nasır el-Mülk Camii

Caminin Farsça orijinal adı Masjed-e Nasir ol Molk’dur. Vikipedi ondan sıradan bir İran camisi olarak bahsetmektedir; halbuki, iç mekan etkileyici bir mimari ve tasarımı gizlemektedir. Kaçar Hanedanı beylerinden biri olan Mirza Hasan’ın (ali Nasır El-Mülk) emriyle yaptırılan camiinin inşaası 12 yıl sürer ve 1888 yılında tamamlanır. İç mekan, çarpıcı renklerle muhteşem bir tasarım şaheseri ortaya koyar.

Tasarımcılar Muhammed Hasan ve Muhammed Rıza Kaşi Pazi Şirazi dış cephede, iç kısımlarda ayakta dururken sürekli değişen bir manzarada nefes kesici bir etki yaratan geniş vitray cam ve panj kāseh-i (beş içbükey) gibi geleneksel unsurları kullandılar. Güneş ışığı vitraya çarpar çarpmaz binanın tamamı gökkuşağı renklerinin akınına uğrar. Popüler kültürde camiye Pembe Cami denir çünkü zemini güzelce pembemsi bir gül rengi ile süslenmiştir.

Bugün bu muhteşem cami, Nasır al Mulk’un Bağış Vakfı tarafından koruma altında hala kullanılmaktadır. 19. yüzyılın sonlarında inşa edilen, çok yeni de değil, çok eski de değil, hem klasik hem de modern zamanların İslam mirasına yerleşmiş bir törendir. Bu mirasa bakılırsa, İslam’ın altın çağında gelişen İslam sanatından, mimariden, kiremit yapımından, geometriden, kalıplardan ve diğer sanatlardan köklerini almaktadır. Örneğin, FSTC Başkanı Prof. Dr. Salim Al-Hassani tarafından yazılan ” İslamiyette Matematik, Mimarlık ve Sanatın Bileşiminde Yeni Keşifler” makalesi, camilerdeki desenlerle ve çok yönlü bir geometri ile sanat ve bilimin iç içe geçtiği çok enteresan bir bağlantıyı göstermektedir. Müslüman Kültür Mirası web sitesinde bu camiye ilişkin daha birçok makale vardır:

www.muslimheritage.com/architecture

http://www.muslimheritage.com/arts

http://www.muslimheritage.com/geometry

Batı Asya’da renkli cam üretimi, kimyanın babası takma ismiyle bilinen Âlim Jabir İbn Hayyan’ın, Kitab el-Durra el Maknuna (Gizli İnci) adlı kitabını yazdığı dönem olan 8. Yüzyılda ortaya çıktı. Renkli cam üretmek için 46 tarif verdi ve yapay değerli taşlarda cam kesme tekniğini tanımladı. Daha fazla bilgi için:

http://muslimheritage.com/article/alchemy-chemistry

http://muslimheritage.com/article/advent-scientific-chemistry

15. yüzyıl Avrupalı portresi “Geber” (Cabir ibn Hayyan’ın Latince adı): Codici Ashburnhamiani’de 1166, Biblioteca Medicea Laurenziana, Floransa
İran Şiraz’daki Nasır el-Mülk Camii

Bu renklerin sanatı Ortadoğu boyunca ve Anadolu’da görülebilir, örneğin Türkiye’deki İznik çinileri veya Kütahya seramikleri gibi. Bu şaşırtıcı değildir çünkü İran bir zamanlar Osmanlı hakimiyeti altındaydı ve Türkler Orta Asya’dan İran’ın içinden geçerek geldi ve o bölge ve çevresinde Osmanlılar’dan önce Selçuklular, Harzemşahlar, Gazneliler ve daha başka Türk hanedanlıkları kurdular. Bu sanat dalı, aynı zamanda Richard Covington’ın “Venedik’te Doğunun Batıyla Buluşması” makalesinde yazdığı gibi Avrupa’ya da bağlanır:

 “Cam üretiminde benzer bir alışveriş süreci gerçekleşti. Suriye ve Mısır’daki cam üreticilerinin Avrupa’da ciddi rakipleri olmadığını kabul eden Venedikliler, Müslüman tasarımlarını evde kopyalamak için 13. yüzyılda Levant’tan kırık cam (cam kırıkları) ve bitki soda küllerinin yanı sıra ham cam ithal etmeye başladı. Bu transfer başarılı oldu, öyle ki deve ve çöl bitkileri ile süslenmiş ve bir zamanlar Suriye’den geldiğine inanılan bazı emaye kaplı ve yaldızlı geniş bardakların Venedik yapımı olduğu ortaya çıktı. 15. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, Venedikli cam yapımcıları pahalı kaya kristalini başarıyla taklit eden berrak, kusursuz, renksiz bir yaratımla kristal cam üretmek için bir teknik geliştirmişlerdi. Çok geçmeden Osmanlı zanaatkarları İznik porselen yapımına bu tekniği uyarladı. Böylece, Venedikliler tarafından İslam ustalarından alınan stiller ve malzemelerle başlayan süreç, Venedik uzmanlığına dayanan Osmanlı seramikleri ile tam bir dönüm noktasına geldi.”

Bu ortak tarih sayesinde seramiklerde, fayanslarda ve camlarda ustaca renklendirme ve özellikle camilerin üzerinde ve içinde kullanılan bu unsurlarla güzel şaheserler ortaya çıktı.

Şiraz’daki Nasır el-Mülk Camiisi ve Güzel İznik Çinileriyle süslenmiş bir dış duvar

Nasîr el-Mulk Camii’nin iç mekanının fotoğraflarına bakıldığında, profesyonel yazılımlar tarafından üretilen 3D görüntüler olduğunu düşünülebilir. Eğer bir camiden esinlenilen bazı 3D eserleri gören olursa, bu yanlış olmayabilir. Örneğin Barbara Witkowska, Evermotion koleksiyonunun öğretici modelleme sürecini şu sitede gösterir:

http://www.evermotion.org/tutorials/show/8562/making-of-nasir-al-mulk-mosque

Gerçek ve canlandırılmış görüntü arasında bir fark bulunmuyor gibi olabilir. Buna rağmen camiye gelen ziyaretçilerden biri “Masallar ülkesinden bir cami gibi” yorumunu yaptı.

Nasır al-Mulk Camii 3D Canlandırılmış Görüntüsü

Japon fotoğrafçı Koach, en iyi şekilde sabah ışığında değerlendirilen caminin güzelliğinden nasıl etkilendiğini şöyle açıklar: “Sabah erken saatlerde ışığı sadece vitrayla görebilirsiniz. Bu vitraylar sabah güneşini yakalamak için inşa edildi, öğlen saatlerinde ziyaret ederseniz ışığı yakalamak için çok geç kalırsınız. Renkli vitraylar üzerinden yansıyan ve sonra sıkı dokunmuş İran halısı üzerine düşen sabah güneşinin görüntüsü, başka bir dünyadan gelmişçesine büyüleyici görünüyor.”

 

İran’ın kuzeyindeki Mazandaran eyaletinde bulunan Babol’daki fizik öğrencisi Muhammed Reza Domiri Ganji’nin ince detayları yakaladığı nefes kesici fotoğraflarının bulunduğu bir dizi fotoğrafı şu sitede görebilirsiniz:

http://edition.cnn.com/2014/11/11/travel/amazing-iran-mosques/

http://www.muslimheritage.com/sites/default/files/styles/695x421_centered/public/nasir-al-mulk-mosque-shiraz-iran-02.jpg?itok=FaPohpmw

Yazar: Cem Nizamoğlu
Çeviren: Gözlem KÜÇÜK
Kaynak: Muslim Heritage 

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Please complete the required fields.