Edgar Morin

Geleneksel dayanışma yapılarının yozlaştığı bir toplumda yaşıyoruz. En büyük sorunlardan biri, komşular arası, çalışanlar arası, vatandaşlar arası dayanışmanın yeniden inşa edilmesi… Uygulanan kısıtlamalarla, dayanışma da güçlenecek, okula gidemeyen çocukla ebeveynleri arasında, komşular arasında… Tüketim imkanlarımız da etkilenecek, bu durumu tüketim anlayışımızı de yeniden düşünmek için kullanmalıyız. Yani bir başka deyişle tüketim bağımlılığı, “uyuşturucu bağımlısı gibi tüketmek”, gerçekten ihtiyacımız olmayan ürünleri sarhoş olmuşçasına tüketmek, ve kalitesine göre miktar belirlemek…

Albert Camus

Bu tip salgınlar hayatın kendisinin absürd oluşunu idrak ettiğimiz anlar. Ne din ne de bilim adamlarının, ne inancın ne de aklın anlam ifade ettiği anlar. Olur, biter, giden gider, kalan kalır ve hayat devam eder.

Steven Nadler

1630’lu yıllar boyunca askeri, siyasi ve dini alanda yaşanan mücadeye çeşitli iktisadi ve toplumsal çalkantılar eşlik etti. 1635 ve 1636 yıllarında şiddetli iki veba salgını patlak verdi. İki yıl içerisinde, Amsterdam’da yirmi beş bin kişiyi (şehir nüfusunun %20’si) , Leiden’da on sekiz bin kişiyi (şehrin yaklaşık olarak %30’u) kıran son salgından (1624-25) bu yana sadece on yıl geçmişti. Salgın virüsü dinler arasında ayrın yapmıyordu ve şüphesiz ki Amsterdam halkıyla içli dışlı olan Yahudi topluluğu da en az diğer kesimler kadar salgına kurban vermiştir. Vlooienburg Adası’nın kalabalık semtlerinde tıklım tıkış yaşayan Aşkenazların özellikle büyük bir can kaybına ugradıkları tahmin edilebilir.

Slavoj Žižek

Bu çelişki bize paniğin gerçek bir tehditle yüzleşmeye uygun bir yol olmadığını gösteriyor. Panik içinde tepki gösterdiğimizde tehdidi çok ciddiye almayız. Aksine, tırı vırı hale getiririz. Aşırı miktarlarda tuvalet kağıdı almanın ne kadar gülünç olduğunu bir düşünün: Sanki ölümcül bir epideminin ortasında yeterli tuvalet kağıdına sahip olmanız bir şey değiştirecek. Peki, koronavirüs salgınına uygun bir tepki ne olurdu? Ne öğrenmeli ve salgınla gerçekten yüzleşmek için ne yapmalıyız?

Simone de Beauvoir

Buraya trenle geldim. Yaşlı hanımefendi çok hasta. Fransa’da ve İngiltere’de grip salgını varmış. Ateşi çok yüksek olduğu için yataktan çıkmaması gerekiyor; ama o yerinde duramıyor ki kıpır kıpır. Bütün gün etrafta dolanıp duruyor, geceleri de uyuyamadığı için sürekli okuyor. Sabahın köründe kocası hizmetçiyi gönderip kadıncağızı uyandırıyor. Neymiş efendim “hasta kuralları” böyleymiş, kadıncağız o saatte daha yeni dalıyor. Kocası evde bir hasta olmasına dayanamıyor. Kendisi de soğuk algınlığına yakalanmaya uğraştı; ama beceremedi. Yaşlı aşçı da yatakta. Sartre da bir haftadır korkunç bir diş ağrısıyla boğuşuyor. Daha yeni yeni kendine gelebildi.

©® Düşünbil (2020)

Please complete the required fields.