Bir kelebeğin ömrünün bir gün olduğu ile ilgili miti herkes bilir sanırım. Fakat bu mit sadece yaşanılan her anın ne kadar değerli olduğunun anlaşılması için söylenmiş olsa gerek. Yoksa bir kelebek için geçirmiş olduğu evreler ve yaşadığı zaman bir günden fazladır. (1) Çünkü bir kelebek de yaşam döngüsünü her canlı gibi öncesi, şimdisi ve sonrası olarak belirlemekte, ona verilmiş olan zamanı en iyi şekilde tamamlamaktadır.

Bildiğimiz kadarıyla insan dışındaki organizmaların bilinçli bir farkındalık düzeneğinin olmaması mekâna ve zamana müdahale edebilme şansının da olmadığı anlamına gelebilir. Sadece içgüdüsel ve evrimsel süreçteki kazanımları ile kendisine tanımlanan görevi yerine getirmekte ve bildiğimiz bu yaşamdan geçip doğadaki yerlerini almaları muhtemel bir döngüye karışmaktadırlar. Ancak verilen kararların, belli bazı yanlışlıkların, zamansız unutkanlıkların hayatımızda nasıl bir değişikliğe neden olduğunu anlatmak içinde yine bir kelebekten esinlenilmiştir. Kaos kuramı diye adlandırılan Edward N. Lorenz tarafından “Amazonlarda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD’de fırtınaya sebep olabilir.” tümcesinin söylenmesine sebep olmuştur. (2)

İsterseniz gelin yumurta, tırtıl ve koza evrelerinden oluşan içgüdüleriyle yönlendirilen bir kelebeğin ömründen, çocukluk, gençlik ve yaşlılık evrelerinden oluşan ve özgür iradesiyle yaşayan bir insanın ömrüne geçelim. Öncelikle ömür kavramını bir süre olarak mı, yoksa bir süreç olarak mı tanımlamalıyız? “Koca bir ömre sığdırılan hayat” derken ya da “uzun ömürler dilerim” derken neyi anlatmak isteriz? Günlük hayatta kullanımı daha çok zaman mevhumu ile sınırlandırılmış olan ömür kavramının -bana göre- tanımı yaşam boyunca insanın elinden geleni yapmak için mücadele ettiği ve zamanı geldiğinde yapmak isteyip de yapamadıklarını bir başkası da denesin diye bırakıp gittiği bir sandukadır. Tıpkı bir kelebeğin kanat çırpması gibi insan da aldığı kararlarla ve eyleme geçmiş davranışlarıyla başka bir kişiyi ya da işi etkileyebilir.

Çocukluk evresi diye tanımladığımız geçmiş yaşantımız hayatımız boyunca deneyimlediğimiz veya olasılığını düşündüğümüz duyguların orijinal materyallerinin oluşturulduğu ilk duraktır. Korkular, bu korkulara bağlı kaygılar, küçükken işe yarayan ancak sonrasında batıl kalan inançlar, büyüyüp de şimdi ile bağlantı kuramayan küçülmüş sorunlar vb. Bir ebeveyn kontrolünde çevre ve anlayış katkılı öğretiler bugünkü bizi şekillendiren en önemli kişilik araçlarımızdır. Lehimize gelişen bir oyunda yanlış bir hamle nasıl ki oyunu aleyhimize çevirebiliyorsa, geçmişte verilmiş yanlış bir eğitim de bugünkü kişiliğimizi o denli değiştirebilir. Çocukluk evresinde gerekli eğitim düzeyine sahip olunmaması verilen eğitimlerin yeterli ve uygun bir şekilde tanımlanamamasına sebep olurken, açıklamadan yoksun büyütülen kişilerin ilerleyen zamanlarda farklı tanımları kendine kabul ettirmesi güçleşmektedir. İnsanın anlam arayışına geçmişten başlaması psikoloji bilimi açısından da en kabul gören başlangıç evresidir. Zira çocukluk, hayata dair anlamın başladığı, şimdi ve geleceği tam zamanlı etkileyen en önemli dönemdir.

Varoluş amacımızın ikinci durağı olan şimdi, içinde bulunduğumuz duyusal ve duygusal ruh halimizin geçmişle sarmalandığı ve bugünle anlaşmaya çalışıp kendine bir çıkış yolu aradığı dönemdir. Aynı zamanda gelecekte olması gereken ya da olmasını istediğimiz dünyayı kurguladığımız bir köprü, geçmişle hesaplaşılan ya da kaçınılan, gelecek için planlanan veya kaygı duyulan bir geçiş dönemidir. Üçüncü döneme geçmeden önce korku ve evhamların etkisinden kurtulan kişi son evreye, yani gelecek periyoduna, daha sağlıklı girecektir.

Üçüncü ve son evre olan gelecek, kişinin yaş olarak büyümesi bir yana durdun, süreç olarak hayatın içinde olması gerektiği yeri belirleyebilmesi, geçmişin öğretilerinden çıkarım yapabilmesi, olumlamalar yaparak farkındalığını oluşturabilmesi ve yaşarken geleceğe dair fazla anlam yüklenmesi gerektiği gerçeğini kavrayabilmesi dönemidir. Olgunluk da denilen bu evre yaşarken ulaşılması gereken en son noktadır.

Küçük olumlamalar seçenek etkisine sebep olurken, küçük olumsuzlamalar kelebek etkisine neden olur. Minicik bir kar tanesinin altında kalmak istemiyorsanız, bakış açınızı genişletin.

Dipnot:

(1) https://evrimagaci.org/photo/tr/kelebeklerin-omru-1-gun-mudur
(2) https://www.wikizero.com/tr/Kelebek_etkisi

Yazar: Ertan Yavuz

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. Düşünbil Portal’da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.