Tarihin en ünlü yazarlarının bazıları günlük tutmanın faydalarını savunur ancak hiçbiri Leo Tolstoy (9 Eylül 1828-10 Kasım 1910) gibi bunu büyük bir açlıkla yapmamıştır. Günlüğü, Tolstoy’un gençlik yıllarında, ahlaki ve ruhsal gelişiminin bir kaydıydı; günlüğünün sayfalarında kendi üzerine çalışıp, amacını bulmuştu. Yaşlılık döneminde ise günlükleri, Tolstoy’un, varoluşunun anlamı üzerine doğrudan kafa yorma aracı haline geldi; zira uzun, kusurlu ama capcanlı bir hayattan derlenmişti.

Bu derin düşüncelerin son yılı, Leon Stilman tarafından İngilizce’ye çevrildi ve medeniyetimizin yetiştirdiği psikolojik açıdan en anlayışlı ve iyi kalpli yazarlardan birinin bilgeliğinin son kitabı olan Last Diaries (Son Günlükler) olarak ölümünden sonra yayınlandı.

Ölümünden beş ay önce 30 Haziran 1930’da yazmaya başladığı günlüklerinde, 30 yıldan fazlaya yayılan anılarında anlam arayarak, yaşamanın kurtarıcı gerekliliğini inceledi ve buna yönelik olarak şöyle yazdı:

“Kötülük yok. Hayat bir nimet. Eğer öyle değilse, bil ki bunun sorumlusu sensin ve hatanı düzeltmek, hatanı düzeltmenin neşesine sahip olabilmek (en büyük nimet) için sana yeterli zaman verildi. Zamanın tek nedeni budur. Hatanı düzeltmezsen eğer, sen istemesen de ölüm tarafından düzeltilir hatan. Evet, hayat bir nimettir. Kötülük yoktur. Yalnızca bizim hatalarımız, genel hatalarımız ve kişisel hatalarımız vardır ve onları düzelttiğimiz sürece mutlu olabiliriz. Hataların düzeltilmesi en büyük sevinç.’’

Tolstoy’dan otuz yıl önce, onun memleketlisi ve çağdaşı olan Fyodor Dostoyevski, kendi günlüğünde benzer bir düşünceyi dile getirmiş ve neden kötü insan olmadığı üzerine düşünmüştür. Onun gibi Tolstoy da hatalarımızın ve zararlı davranışlarımızın kötü doğamızdan değil de, kalbimiz ve zihnimizden gelen kötü alışkanlıklar olduğunu düşünür.

“Akıl ve sevgi, insan doğasının gerekliliklerini tanımlar… Akıl ve sevginin gereklilikleri, alışkanlığın gerekliliklerine tabi kılınmamalıdır. Tam tersi, akıl ve sevginin gerekliliklerine dayanarak alışkanlıklar edinilmelidir.”

Tolstoy, Martin Luther King, Jr’dan yarım asır önce onunla aynı düşünce çizgisinden giderek insan hayatına yön verici güç olan sevgi üzerine yazmıştı:

“Hayatımız bir tatmin arayışıdır. Sağlık, servet, cinsel aşk, şöhret, şeref, güç gibi vücudun isteklerini tatmin eden fiziksel mutluluklar vardır. Tüm bu tatminler; 1) bizim kontrolümüzün dışındadır, 2) her an ölümle elimizden alınabilir ve 3) herkes tarafından erişilebilir değillerdir. Ancak başka bir tatmin türü vardır: Maneviyat, başkalarına duyulan sevgi; 1) her zaman kontrolümüzdedir, 2) ölümle elimizden alınamaz ve sevgiyle ölebiliriz, 3) herkes için erişilebilir olduğu gibi, bunun için ne kadar çok insan yaşarsa o kadar çok sevinç olacaktır.’’

Tolstoy şunları da ekliyor:

“En iyi bildiğimiz şeyin en az anladığımız şey olması garip değil mi? Veya daha doğrusu, hakkında hiçbir şey anlamadığımız şey, en iyi bildiğimiz şeydir: Ruhumuz.”


Yazar: Maria Popova
Çeviren: Meltem Çetin Sever
Kaynak: Brainpickings 

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.