Mutlulukla ilgili bazı üzücü gerçekler

Mutlululuk güzeldir. Bu yüzden sürekli mutlu olmaya çalışmalı, mutluluğun peşinden koşmalıyız. Tasarım kıyafetler giymeli; o çok pahalı arabayı satın almalıyız ve kendimizi Las Vegas’a atıp arkadaşlarımızla sabaha kadar parti vermeliyiz. Değil mi?

Aslında pek değil.

Araştırmalar, mutluluğun peşinde koşmanın pek de akıllıca olmadığını gösteriyor. Mutluluk, davranışlarımızın bazı tehlike arz edebilecek sonuçlarını yok saymamıza neden olabilir; bizi daha naif, daha basit ve basmakalıp düşünen bireyler olmaya itebilir. Sürekli mutlu bir hayat yaşamak isteyen biri hayatın gerçekleriyle yetinmeyip hayal kırıklığına uğrayabilir. Sosyopsikolog Iris Mauss, mutluluğu aramanın olası negatif sonuçları üzerinde çalışıyor. Mauss geçmişte yaptığı bir araştırmayla, mutluluğu bir önem sıralamasında en tepeye koyan bireylerde mental sorunlar ve depresyon görülme oranının yüksek olduğunu ortaya koymuştu. Daha sonra yaptığı bir deneyde ise gazetede mutluluğun ne kadar önemli olduğuna dair bir makale okumanın deneklerde olumsuz bir etki yaratarak onların daha mutsuz hissetmelerine yol açtığını gördü. Çünkü ideal bir mutluluk anlayışına erişme çabası kişilerde hayal kırıklığına yol açıyordu.

Mauss ve ekibi son zamanlarda yaptıkları araştırmalarda mutluluk arayışı ve yalnızlık arasında bir bağıntı olduğunu keşfetti. Yapılan ilk korelasyon araştırmasında katılımcılara “mutlu hissetmek benim için çok önemlidir” gibi bazı ifadelere ne ölçüde katıldıkları soruldu. Daha sonra gün içerisinde yaşadıkları stresli olayları ve yalnızlık durumlarını not aldıkları bir günlük tutmaları istendi. Araştırma sonuçları mutluluğa çok önem verdiklerini söyleyen katılımcıların stres altında kendilerini daha yalnız hissettiklerini ortaya koydu. 

İkinci bir araştırmada ise bazı katılımcılara mutlu olmanın önemi ile ilgili makaleler okutuldu ve mutlu olma arzuları deneysel olarak manipüle edildi. Sonuçları bir alıntı üzerinden değerlendirelim: 

Mutluluk beklentisi normal düzeyde olan bireylerde bu beklenti sosyal yaşamı canlandırma, profesyonel başarı sağlama, sağlık ve refah düzeylerini arttırma gibi olumlu sonuçları da beraberinde getirir. Mutluluk sadece iyi hissettirmekle kalmaz, fiziksel yararlar da sağlar: Bireyler ne kadar mutlu hissederse o kadar da sağlıklı, başarılı ve popüler olurlar.

Diğer katılımcılara da bir makale okutuldu ancak bu sefer makale her şeyi olduğu gibi değerlendirmenin ne kadar önemli olduğu üzerineydi. Bu iki grup bir araya getirilerek deneklerden ikili ilişkiler ve sosyal yakınlık üzerine bir film izlemeleri istendi. 

Daha sonra deneklere kendilerini ne kadar “yalnız” ve “toplumdan soyutlanmış” hissettikleri soruldu. İnsanlarda yakınlık duygusunu sağladığı bilinen progesteron hormonunun seviyesi ölçülmek üzere tüm deneklerden tükürük örneği alındı.

Daha önce mutluluğun çok önemli olduğunu savunan makalenin okutulduğu denekler film çıkışı kendilerini daha yalnız hissettiklerini ifade etti. Bu deneklerde progesteron seviyesinin kontrol grubununkinden daha az olduğu da görüldü. 

Peki neden? Araştırma sonuçlarına göre “bir kavram olarak mutluluğa fazla önem vermek kişinin kendine odaklanmasına ve sosyal ilişkilerine zarar vermesine yol açıyor.” 

Mutluluktan kaçınmalı mıyız?

Sonuçlar mutluluğu aramanın bazı olumsuz etkileri olduğunu gösteriyor. Ancak bu mutluluğun kötü bir şey olduğu anlamına gelmez. Aksine, araştırma doğal yollardan elde edilen bir mutluluğun sosyal ilişkiler ve akıl sağlığı üzerinde oldukça olumlu sonuçları olduğunu doğruluyor. (e.g., Lyubomirsky, King, & Diener, 2005; Myers, 2000). İşin paradoks kısmı mutluluğu bir amaç olarak görmemek. Bunun yerine birey mutluluk ve memnuniyet gibi duyguların üretken aktivitelerin sonucunda ortaya çıkmasını sağlamalı ve ironiktir ki mutlu olmak için çabalamamalı. 

Aynı şekilde negatif duyguları kabullenmek de mutluluğa giden yolda bir adım. İş yerinden bir arkadaşım bana kulağa çok bezmiş gelen ancak adeta bilgelik abidesi bir tavsiye vermişti: Mutlu bir evliliğin sırrı her gün bir kaşık bok yemek. Bazen bir çay kaşığı, bazen bir kepçe. Ancak şikayet etmeyi bırakıp ona hazırlıklı olmayı öğrendiğinizde gerçekten mutlu bir evliliğiniz olacaktır. Bu sadece evlilik için geçerli değil. 1950’lerin durum komedileri gibi büyük modern bir ev, her yıl yeni bir araba, tatiller ve son teknoloji ürünlerle bezeli bir hayat beklentiniz varsa sizi temin ederim büyük hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Ancak daha gerçekçi bir beklentiniz varsa, hayatı kendiniz ve başkaları için kolaylaştırmak için elinizden geleni yapıyorsanız işte o zaman bir gün gerçekten mutlu hissedebilirsiniz.

Yazar: Douglas T. Kenrick
Çevirmen: Beste Naz Yıldız
Kaynak: psychologytoday.com

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Please complete the required fields.