“Cadılar Bayramı için bilim insanı kostümü” yazarak internette bir arama yaptığımızda karşımıza önlük giyen, koca gözlüklü oğlanlar çıkarken aynı aramayı, hemşire kostümü olarak değiştirdiğimizde, etek giyen, boynunda steteskop olan kızlar çıkıyor. Köpek balığı ve astronot yazınca oğlanlar, kedi ve ‘cupcake’ yazınca kızlar…

Aynı şekilde, mavi alet çantası ve oyuncak arabalar erkeklerin; taş bebekler ve pembe mutfak oyuncakları kızların oyuncakları olarak karşımıza çıkıyor. Ve bu toplumsal cinsiyet ayrımını sadece oyuncaklarda değil, tüm çocuk ürünlerinde görüyoruz, buna bebek battaniyesi, diş fırçası, bebek bezi de dahil.

Sosyal bilimcilere göre, tüm bu ayrımların çocukların cinsiyet rolleri algısı üzerinde uzun dönemli etkileri var. Kıyafetlerin, oyuncakların ve diğer birçok çevresel faktörün çocukların ilerde seçecekleri meslek, çalışacakları konu, evde ve toplumda oynayacakları rol üzerinde etkisi var.

Frankin&Marshall College’da toplumsal cinsiyet, iş ve boş zaman konularını çalışan sosyolog Carol J. Auster şöyle söylüyor: “Toplumsal cinsiyet temel alınarak oluşturulmuş birtakım çıkarlardan vazgeçilip toplumsal cinsiyete dayalı pazarlama bırakılırsa, bir çocuğun ilgisinin ve yeteneğinin olduğu yönde ilerlemesinin önü açılmış olur. Yine bu şekilde, ileride, yetişkin bir erkek veya kadının kabiliyetinin olduğu işle uğraşmasına olanak sağlanmış olur.”

Kadınların daha fazla iş hayatına katıldığı, daha fazla erkeğin ev hayatına dahil olduğu, kadın ve erkeğin daha eşit hale geldiği Amerikan toplumunda, bu göstergelerin aksine, kız oğlan ayrımına dayalı, cinsiyet atfedilmiş [1]ürünlerin pazarlaması daha belirgin hale gelmiş durumda.

Diğer yandan, tüketicilerin bu tür oyuncaklara tepkili olduğuna dair işaretler de var. Son dönemde, Disney kostümlerin üzerindeki cinsiyet ibarelerini, Target da oyuncak reyonlarındaki cinsiyet ibarelerini kaldırdı. Fakat, halen renk ve tip bakımından keskin bir ayrım söz konusu.

University of Californa’dan Elizabeth Sweet’in araştırmasına göre, toplumsal cinsiyet rollerinin çok daha keskin olarak ayrıştığı elli yıl öncesine kıyasla, oyuncaklar  bugün müthiş derecede cinsiyet atfedilmiş olarak karşımıza çıkıyor.

Sweet’in saptamasına bakıldığında, 1960’lara kadar kızların oyuncakları ev işleri odaklı ve oğlanların oyuncakları endüstriyel ekonomideki işlere odaklıydı. Bu durum, 1970’lerde feminizm hareketinin yükselişiyle büyük ölçüde değişti. Fakat, 1990’larda cinsiyet atfedilmiş oyuncaklar intikam alırcasına geri döndü, bu sefer bugün de sıkça gördüğümüz aksiyon kahramanları ve prenseslerle birlikte.

Sweet’e göre, 1975’teki Sears kataloglarındaki reklamlarda oyuncakların sadece yüzde ikisi oğlan veya kız oyuncağı olarak ayrılmışken, araştırmanın diğer mimarı Auster’e göre 2012’de Disney Store’un internet sitesinde bütün oyuncaklar bu şekilde ayrılmış.

Çocuk giyimi ise daha da cinsiyet atfedilmiş bir durumda. University of Maryland’de American Studies departmanında profesör Jo. B. Paoletti’nin araştırmasına göre, Birinci Dünya Savaşı’ndan önce bebekler ve küçük çocukların ekserisi uzun saçlıydı ve beyaz, gevşek giysiler giyiyorlardı. Ayrıca, 1900’lerin ortalarına dek pembe eril bir renk, mavi dişil bir renk olarak algılanıyordu. 1970’lerdeki feminizm hareketi döneminde, kıyafetler daha cinsiyetsiz hale gelmeye başlamıştı. Bu durum her zaman şu manaya geldi, gelmeye de devam ediyor: kızlar da oğlanlar gibi giyinebiliyor. Fakat oğlanlar için aynısını söylemek mümkün olmadı. 

Günümüzde, ebeveynler çocuk sahibi olur olmaz bebeklerinin başına kız ise pembe, erkek ise mavi başlık giydiriyorlar. Cinsiyetsiz oyuncak veya kıyafete rastlamak hayli zor.

Oğlanların oyuncakları ve kıyafetleri genelde yıkıp dökme ile veya aksiyonla bağlantılı: hareket eden şeyler, kurtarıcı karakterler, avlanan hayvanlar. Öte yandan, kızların oyuncakları ve kıyafetleri ise daha edilgen durumda: gözlenecek, bakılacak şeyler, kurtarılmış karakterler, uysal ve sevimli hayvanlar.

2012’de Disney Store’un internet sitesini inceleyen araştırmaya göre, kızların oyuncakları pastel renklerde ve daha çok güzellik veya koruma, bakıcılık ile ilişkiliydi. Oğlanların oyuncakları ise koyu, keskin renklerde ve çoğunlukla aksiyon ve inşa ile ilişkiliydi, arabalar ve legolar gibi.

Buradaki oyuncakların yüzde on yedisi, her ne kadar çoğu oğlan oyuncaklarını andırsa da, hem kız hem oğlan oyuncakları listesinde karşımıza çıkıyor. Cinsiyetsiz oyuncaklar arasında ise mavi en yaygın renk, dolgu hayvan oyuncakları da en yaygın tür olarak beliriyor.

University of Waterloo’da sosyoloji ve hukuk çalışmaları profesörü Adie Nelson’ın 469 kostüm üzerinden yaptığı Cadılar Bayramı kostümleri araştırmasında, mevcut kostümlerden yüzde ondan daha azının cinsiyetsiz olduğu ortaya çıkıyor ki bunların büyük bir kısmı bebekler için olanlar. Oğlan kostümleri daha çok meslekleri yansıtırken, “polis” gibi, kız kostümleri çoğunlukla görünümü veya ilişkileri yansıtıyor, “güzel gelin” gibi.

 “Oğlanlar için ‘maceralar yaşayabilirsin’, ‘büyük işler başarabilirsin ve buna hakkın var’ mesajlarını vurgulayan envai çeşit kostüm var. Sıra kızlara gelince kostümler, ‘büyük işler başaracaksan bile bunun ne kadar güzel gözüktüğünle alakası olacak’ mesajını veriyor,” diyor Adelson.

Çalışması 2000 yılında yayımlanan Adelson’ın henüz yayımlanmamış son güncellemesine göre, genç kızların kostümleri, bunlar iyi kahraman kostümü de olsa kötü kahraman kostümü de olsa fark etmiyor, daha cinselleştirilmiş bir biçim aldı. Buna örnek olarak büstiyerli elbiseler akla getirilebilir.

Bu hafta SoHo’da, Cadılar Bayramı dolayısıyla 3 yaşındaki Bella Aulie-Sand Ninja Kaplumbağalar maskesi denedi ve Rapunzel peruğu seçti; 8 yaşındaki Olivia Copeland ise Kaptan Amerika kostümü istedi, ayrılırken elinde bir etek vardı.

Bunun üzerine Olivia’nın annesi Hattie Burns şöyle bir yorumda bulundu: “Toplumun şu anki halinde bizler neyin oğlanlar için neyin kızlar için olduğuna dair çok katı tanımlamalar yapıyoruz. Kızların da cinsiyetçi olmayan, üzerlerine yapış yapış giymek zorunda olmadıkları, daha çocukça kıyafetler giyebilmelerini dilerdim.”

Çocukların toplumsal cinsiyet rolleri hakkındaki kanılarını şekillendiren tüm ögelerden kurtulmak imkansız, çocuk terbiyesini doğanın işleyişinden ayrı bir yerde tutmak da. Zaten bu konuda kayda değer bir uzun vadeli çalışma henüz yapılmış değil. Ama araştırmacılar cinsiyetler arasında katı ayrımlar yapmanın çocukları belli bir yere yönelttiğini ve basmakalıp inanışlara sevk ettiğini söylüyor.

Penn State University’den Lyyn Liben ve Tufts University’den Lacey Hilliard anaokulu öğrencileri üzerine çalıştılar. Bu çalışma için bazı sınıflarda öğretmenler oğlanlarla kızlar arasında hiçbir ayrım yapmadılar. Diğer sınıflarda ise, öğretmenler, “kızlar ve oğlanlar ayrı sıra olun!” demek gibi, öğrencileri arasında cinsiyetlerine göre ayrım yaptılar,

İki hafta sonra, cinsiyet ayrımı yapılan sınıftaki öğrencilerin diğer sınıftakilere oranla, kadının kadın işi, erkeğin erkek işi yapması gerektiği yönünde basmakalıp inanışlara daha çok sahip olduğu görüldü. Ayrıca, yine o sınıftaki çocukların karşı cinsten arkadaşlarıyla daha az oynadığı saptandı. Sadece, “çocuklar” yerine “kızlar ve oğlanlar” demenin bile bir etkisi oldu.

“Kız ve oğlan diye ayrı ayrı isimlendirmenin çocukların ‘her şeyin herkes için mümkün olduğu’ inancını azaltmasını inanılmaz ilginç buluyorum. Farklılıklarımızı yok etmemize gerek olduğunu düşünmüyorum elbette ama çocukların seçeneklerini ve kabiliyetlerini de kısıtlamak istemeyiz,” diyor Liben.

Başka bir araştırma, yapboz ve lego gibi oyuncaklarla oynamanın-genelde bu oyuncaklarla oğlanlar daha çok oynamakta- uzaysal beceriyi ve erken matematik becerilerini geliştirdiğini gösteriyor. Bu da, çocukların ileride matematik ve fen gibi dersleri takip etmesinde ve bu derslerde başarılı olmasında önemli bir etken.

University of Texas’da psikoloji profesörü olan Rebecca Bigler, cinselleştirilmiş Cadılar Bayramı kostümlerinin başka bir mesajı daha olduğunu dile getiriyor. 10 ile 15 yaşları arasındaki kızlarla yapılan araştırmada, kadınların erkeklere cinsel anlamda çekici gözükmesi gerektiği kanısını içselleştirmiş kız öğrencilerin diğer öğrencilere oranla daha düşük notlar aldığı kaydediliyor.

Bigler, işte ve evde, hem ‘eril’ hem ‘dişil’ becerilere sahip insaların, mesela hem korugan hem de hırslı olmak gibi, özellikle başarılı olduklarını belirtiyor. (Becerilerin eril-dişil olarak ayrılması da  ayrı bir basmakalıp inanış) Bu bile çocukları birçok farklı etkiye maruz bırakmak için yeterli bir sebep diyerek ekliyor Bigler.

Halen cinsiyetsiz kavramı ‘kızlar da oğlanların yaptıklarını yapabilir’ olarak anlaşılmakta. Cadılar Bayramı’nda, büyük ihtimalle Kaptan Amerika olan kız sayısı, Buzlar Prensesi olan oğlan sayısından daha çok olacak, tıpkı iş yerinde yönetici olan kadın sayısının anaokulu öğretmeni olan erkek sayısından daha çok olduğu gibi.

 “Kız çocukları ve kadınlar cinsiyet çizgilerini aşmakta çok daha rahat hissediyorlar. Toplumumuzda, eril olana daha çok değer atfetmişiz,” diyor Auster.

Yazar Adı: Claire Cain Miller
Çevirmen Adı: Emir Melek
Kaynak: The New York Times

[1] Gendered İng. Cinsiyet temelli ayrışmış, cinsiyetlendirilmiş.

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Please complete the required fields.