Fevri, kırmızı göz maskesi takan Ninja Kaplumbağa Rafael çocukları ekran başında eğlendirmeden çok önce, kültürlü sanat duayeni çevresinin sevgisini kazanmış saygın bir ressam Raffaello vardı. Yirmilerinin ortasında, Rafaello Sanzio çoktan bir yıldızdı. İtalyan Rönesansı’nın bu ustası, kariyerinin zirvesindeyken günlerinin geri kalanını geçireceği Roma’ya papa tarafından davet edildi. 1509’dan başlayarak Vatikan Sarayı’nın dört odasından ilkini dekore etmeye başladı. Michelangelo’nun Sistine Şapeli ile birlikte bu Raffaello odaları, Yüksek Rönesans’taki fresk tekniğinin örneklerindendir.

Özellikle Raffaello’nun Atina Okulu freski sanatın, felsefenin ve bilimin evliliğini simgeler; aynı zamanda İtalyan Rönesansı’nın ayırt edici niteliklerini taşır. 1509 ve 1511 yıllarında yapılan bu eser, Raffaello tarafından tasarlanmış dört odanın ilki olan Stanza della Segnatura’da bulunmaktadır.

Ancak, bu ünlü resim ne anlama gelmektedir? Bu ikonik Atina Okulu’nun Raffaello için ne anlama geldiğine ve nasıl böylesine Rönesans’ın simgesi haline geldiğine bakalım. O zamanlarda papa tarafından görevlendirilmek her sanatçının kariyerinin en üst noktasıydı. Raffaello için ise, bu zaten gelişmekte olan bir kariyerin geçerli kılınmasıydı.

Michelangelo’dan Sistine Şapeli’ni boyamasını isteyen Papa II. Julius, Raffaello’dan Vatikan Sarayı’nın ikinci katındaki daireleri dekore etmesini istediğinde Raffaello Floransa’daydı. Önceki papa VI. Alexander’in hemen alttaki Borgia Dairelerine yaptığı Erken Rönesans resimlerini gölgede bırakmak istemişti. Genç Raffaello’nun görevin gerektireceği kadar karışık fresk eserleri daha önce hiç yapmadığı dikkate alındığında, bu seçim iddialı görülebilirdi. O sıralarda birkaç altar panosuna ek olarak, genelde küçük portreler veya ahşaba yaptığı dini resimleri ile bilinirdi. Bazı insanlar Aziz Petrus’un mimarı olan arkadaşı Bramante’nin bu iş için kendisini önerdiğine inanır. İkisi de Urbino’da büyümüşlerdi ve birbirlerini iyi tanırlardı.

Raffaello tüm freskleri için hazırlık eskizlerinden oluşan kapsamlı bir katalog yaratarak bu meydan okumayı kabul etti. Sonraları bu eskizler tasarımı ıslak sıvaya geçirmeye yardım etmek için büyük çaplı resim taslaklarında büyütülecekti. Michelangelo ile aynı zamanda çalışmak Raffaello’nun hırslı kişiliğini dürterek onu itti ve ona ilham verdi.

Stanza della Segnatura

Atina Okulu Stanza della Segnatura’daki dört duvar freskinin bir tanesidir. Oda Julius’un kütüphanesi olarak kullanılırdı; böylelikle, Raffaello’nun genel konsepti papanın çalışma odasında yer alacak şeylerle dengeliydi. 15. yüzyılda kişiye ait kitaplıkları büyük düşünürlerin portreleri ile dekore etme geleneği yaygındı. Raffaello felsefeyi, teolojiyi, edebiyatı ve hukuk bilimini yansıtan devasa yapıtlarıyla bu fikri tamamen başka bir boyuta taşıdı. Bütün olarak incelendiğinde papanın zekasını akla getirirdi ve bu özel alana girecek kadar şanslı olan aydın kişiler arasında da tartışmalar kıvılcımlardı.

Disputa (teolojiyi simgeleyen) ve Parnassus (edebiyatı simgeleyen) resimlerini tamamlayan Raffaello’nun üçüncü tablosu Atina Okulu’ydu. Disputa’ya karşı yerleştirilmişti; felsefeyi simgeleyerek dini ve laik inançlar arasında bir tezat oluşturdu.

Vatikan Müzelerinin web sayfası aracılığıyla Stanza della Segnatura’da sanal bir tur atabilirsiniz.

Atina Okulu

Muazzam bir mimari illüzyonla kurulmuş ve Raffaello tarafından yapılmış Atina Okulu entelektüel bir konsepti görsel olarak temsil eden bir şaheserdir. Raffaello bir resimde felsefe tarihi ve büyük Yunan düşünürler tarafından geliştirilen farklı inançlar üzerine karmaşık bir çalışma tasarlamak için belli figür gruplarını kullandı.

Raffaello, Bramante tarafından henüz yapım aşamasında olan Sistine Şapeli’ni özel olarak görme şansına sahipti. Her ne kadar birçok yönde Raffaello’nun eseri tek sahnede birçok figüre sahip olmasıyla daha karmaşık görülse de Raffaello büyük sanatçının eserinden etkilenmişti. Birazdan göreceğimiz gibi bunu ön plana konmuş, düşünen figür özellikle belirtir.

Hatta, özellikle Atina Okulu’nda kullanılan belli figürlerin yüzlerini hesaba katınca, modern etki düşünülenden daha sık görülür. Şimdi ise bu konsepti parçalarına ayırıp bu ünlü freskte kimlerin yer aldığına grup grup bakalım.

Atina Okulu’ndaki figürler kimdir?

Platon ve Aristoteles

Bakan kişinin dikkatini resmin en önemli bölümüne çekmek için düzensel numara ile iki ana figür hemen kemer yolunun altına ve freskin birleşme noktasına yerleştirilmiştir. Burada ise, felsefenin iki ayrı ekolünü etkiyle temsil eden iki adamı, yani Platon ve Aristoteles’i görürüz.

Gökyüzüne parmakla işaret eden yaşlı Platon solda durur. Yanında ise öğrencisi Aristoteles vardır. Harika bir kısaltım ile Aristoteles sağ kolunu direkt olarak bakan kişiye doğru uzatır. Her iki adam da sol ellerinde kitaplarının bir kopyasını tutar: Platon Timeos’u ve Aristoteles ise Nikomakhos’a Etik kitabını.

Platon’un gökyüzüne yaptığı hareketin Formlar Teorisi’nin göstergesi olduğu düşünülür. Bu düşünce “gerçek” dünyanın fiziksel değil de onun yerine soyut konsept ve fikirlerle dolu ruhani bir alem olduğunu savunur. Platon için fiziksel dünya sadece bizim günlük hayatta gördüğümüz ve etkileşime geçtiğimiz materyal ve kusurlu şeylerden oluşur. Gariptir ki bazı insanlar Raffaello’nun Platon için otoportreleri arasındaki benzerliklere dayanarak Leonardo da Vinci’nin yüzünü kullandığına inanır.

Buna karşılık, Aristoteles’in eli de bilginin deneyimden geleceğine olan inancının görsel bir temsilidir. Bilindiği üzere deneycilik, insanların fikirlerini destekleyecek somut kanıta sahip olmaları gerektiğini savunur ve genel olarak fiziksel dünya üzerine kuruludur.

Uzmanlar Atina Okulu’nun ortasına yerleştirilmiş bu ekol ayrımının resmin ana teması olduğunu ileri sürerler.

Peki, diğer herkes kim? Raffaello tüm karakterlerini kimliklerini ele verecek özelliklerle donatmadığı için, bu sorunun cevabı her zaman açık değil. Neyse ki uzmanların kararlaştığı bir sürü isim var.

Sokrates

Platon’un solunda bulunan Sokrates belirgin hatları sayesinde tanınabilir şekildedir. Raffaello’nun rehber olarak düşünürün antik bir portre büstünü kullanabildiği söylenir. Aynı zamanda Giorgio Vasari’nin Sanatçıların Hayat Hikâyeleri’nde belirttiği gibi el hareketiyle de tanınabilir. “Sokrates’in Muhakeme Şekli Bile İfade Edilmiştir: sol elinin İşaret parmağını Sağının Baş parmağına koyarak ‘Sen bana Bunu ve Bunu diyorsun,’ der gibi bakar.”

Sokrates’in etrafındaki kalabalık general Alcibiades ve Sphettus’tan Aeschines’i de içinde barındıran öğrencileridir.

Pisagor

Aynı şekilde öğrencileri tarafından çevrelenmiş Pisagor, ön planda bir kitap ve bir mürekkep şişesiyle oturur. Pisagor matematik alanında ve bilimsel keşifleriyle bilinse bile, sıkı bir şekilde ruh göçüne inanırdı. Bu felsefi düşünce her ruhun ölümsüz olduğunu ve ölüm durumunda ruhun yeni bir fiziksel vücuda geçtiğini öne sürer. Bu açıdan freskin Platon tarafına yerleştirilmesi mantıklıdır.

Öklid

Pisagor’un simetrik olarak diğer taraftaki pozisyonunda duran Öklid bir pusula ile bir şeyi göstererek eğilmiştir. Genç öğrencileri öğrettiği dersleri azimle kavramaya çalışır. Yunan matematikçi geometrinin babası olarak bilinir; kesin cevapları olan somut teorilere olan ilgisi Atina Okulu’nda Aristoteles’in tarafını temsil etme sebebini de açıklığa kavuşturur. Uzmanlar Öklid’in, Raffaello’nun arkadaşı Bramante’nin bir portresi olduğuna inanır.

Batlamyus

Büyük matematikçi ve gökbilimci olan Batlamyus bakan kişiye sırtını dönmüş bir şekilde Öklid’in hemen yanında durur. Sarı bir kıyafet giymiştir; elinde yerküreyi tutar. Önünde gök küresi tutan sakallı adamın gök bilimci Zerdüşt olduğu düşünülür. İlginç bir şekilde, Zerdüşt’ün yanında duran ve bakan kişiye göz ucuyla bakan genç adam Raffaello’nun kendisinden başkası değildir. Bu tip bir otoportreyi resmin içine katmak zamanında duyulmamış bir şey değildi; ancak, sanatçının böylesine entelektüel bir karmaşıklığa sahip bir esere kendini dahil etmesi iddialı bir hareketti.

Diyojen

Merdivenlere serilmiş yaşlıca adamın Diyojen olduğu evrensel olarak kabul edilmiştir. Kinik felsefenin kurucusu olan Diyojen sade bir hayat yaşayarak ve kültürel gelenekleri eleştirerek zamanında anlaşmazlığa sebep olan bir figürdü.

Heraklitos

Eserin en çarpıcı figürlerinden biri, eli kafasında klasik “düşünür” pozisyonu ile ön plana yerleştirilmiş düşünceli adamdır. Bu figür Raffaello’nun ilk çizimlerinde görülmez ve sıva analizi de bunun sonradan eklendiğini gösterir. Sanat tarihçileri olan Roger Jones ve Nicholas Penny Raphael adlı kitaplarında bunun açıklamasını “muhtemelen Raffaello’nun Michelangelo’nun Sistine Kahinleri ve falcılarının ağır gücünün birazını kendine mal etmek için ilk kalkışması” şeklinde yapmıştır.

Düşünceli tavır sanatçının karakterine uyduğu için, uzun süre Michelangelo’nun kendisinin bir portresi olduğu düşünüldü. Filozoflar aleminde Heraklitos kendi kendini eğitmiş bir bilgelik öncüsüdür. Melankolik bir karakteri vardır; freskin yalnız bırakılmış birkaç figüründen biri olmasının sebebi de başkalarıyla vakit geçirmekten hoşlanmamış olmasıdır.

Heykeller

Raffaello’nun planını tamamlayan iki büyük heykel okulun arkasındaki oyuklarda oturur. Platon’un sağında Apollon’u, Aristoteles’in solunda ise Minerva’yı görürüz. Bilgeliğin ve adaletin tanrıçası olan Minerva freskin ahlak felsefesi tarafının temsilidir. İlginçtir ki, yerleştirilme biçimi onu aynı zamanda hemen solunda bulunan Raffaello’nun hukuk bilimi freskine de yakın tutar.

Lirinden tanınan Apollon doğa felsefesi tarafını temsil eder. Işığın, müziğin, doğruluğun ve iyileşmenin tanrısı olarak pozisyonu, onu Raffaello’nun edebiyat ve şiiri temsil eden freski Parnassus’un bitişiğinde tutar.

Yapımından beri Atina Okulu bir başarı olarak görüldü; bu da Raffaello’nun sonrasında papa tarafından tekrar tekrar görevlendirilmesine sebep olarak onu Roma’daki en çok aranan sanatçılardan biri yaptı. Raffaello’nun yaşamı kısa sürmüş olsa da (37 yaşındayken 1520 yılında öldü) etkisi yüzyıllar boyu dayandı. Bugün bile sanatçıları etkileyen eseriyle hala İtalyan Rönesansı’nın büyük ustalarından biri olarak görülür.

Yazar: Jessica Stewart
Çevirmen: Sena Yılmazkarasu
Kaynak: mymodernmet

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.
Düşünbil Portal’da yayınlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.