Rüya görülmeyen uyku anının gizemini nihayet çözüyoruz.

Konu rüya görmemek olunca, yaygın düşünüş derin ve rüya görülmeyen bir uyku anında bilincin kapandığı yönünde. Ama araştırmacılar, rüya görülmeyen uyku anlarının farklı şekillerini tanımlayan yeni bir anlayış geliştirdiler ve rüya görmemiz durduğunda bilincimizin kapandığına dair bir kanıtın olmadığını söylüyorlar. Esasen, rüya görülmeyen anın hayal ettiğimizden çok daha karmaşık olduğunu vurguluyorlar. Kanada’daki British Columbia Üniversitesi’nden Evan Thompson, “Rüya görülmeyen anın bilinç dışı bir durum olduğu fikri, kanıtlarla desteklenen bir şey değil,” diye anlatıyor Live Science’a .

Hatta diyor ki; kanıtlar kimilerinin uyurgezer halde cinayet işlediği derin uyku da dahil tüm uyku sekansları anında bilincin açık olması olasılığını işaret ediyor.

Ama öncelikle rüyasız an dediğimiz tam olarak nedir?

Rüyasız an, rüyalar arasındaki bilincin geçici olarak kapandığı derin uyku anları olarak ifade edile gelmiş. Ancak bu uyandığımızda rüyalarımızı hatırlamadığımız anlardan temelde çok farklı.

Santa Cruz’da California Üniversitesi’ndeki rüya araştırmacılarının açıklamalarına göre; 10 yaşının üzerindeki çoğu insan, REM (Hızlı Göz Hareketi) uykusu dediğimiz uyku sırasında bir gecede en az 4 ila 6 kez rüya görüyor. (Araştırmalar gösteriyor ki 10 yaşın altındaki çocuklar, REM uykusunun yaklaşık olarak yüzde 20’sinde rüya görüyor.) İlk andaki REM uykusunun 5 dakikadan 10 dakikaya, gecenin geç saatlerinde ise bu periodun 30-34 dakikaya kadar sürebildiği düşünüldüğünde; araştırmacılar her bir rüyanın 34 dakikadan daha uzun olamayacağını iddia ediyor.

Bazı kanıtlar, bizlerin uyanmadan hemen önce 1-2 saat süren non-REM uykusunda da rüya görebildiğimizi ortaya koysa bile; bir gecede 7 saat uyuduğunuzu farz ettiğinizde hala rüya görmediğiniz oldukça fazla an oluyor.

Thompson ve iş arkadaşları, rüya görülmeyen anlara derin uykunun bilinç dışı anı diyen geleneksel yorumun çok basit kaldığını vurguluyor ve bilinç dışının tekdüze bir yapı olmadığını hatta belirgin uyarıcıları olan ve bilişsel aktiviteleri bulunan bir dizi tecrübeden oluştuğunu iddia ediyor.

Onlara göre rüyasız anlar aşağıdaki üç aşamadan birinde gerçekleşebilir;

Üç Boyutlu Olmayan Görüntü ve Uyku Düşüncesi: bir rüyada tecrübe edilen “sanrılara ilişkin herhangi bir bağlamdan, hareket duyumsamasından ve öncelli düşüncelerden” eksik kalmış izole halde ya da hareketsiz veya sessiz işaretlerle karşılaşıldığında…

İdraka Dayalı Tecrübeler ve Bedensel Duyumsamalar: Bu gerçek dünyadan kaynaklı ancak rüyanın bağlamıyla ilgisiz olanlarda dahil olarak tecrübe edilen algı ve bedensel duyumsamaları içerir. Örnek olarak siz uyuyorken çalan alarm verilebilir.

‘Özverili’ Durumlar ve Memnuniyetsiz Uyku Tecrübeleri: “Bu durum sadece rüya görülmeyen uyku anını değil ayrıca uykudayken kişinin bilincinin açık olduğu anları da içerir,” diyor Stephanie Bucklin Live Science’a.

Araştırmacılar, rüya görülmeyen anların ilk kez bu şekilde sınıflandırılmasıyla bu tecrübelerde bilincin aniden kapanmadığını sadece deneyimlenen uykuda bir geçiş olduğunu vurgulamış oldu.

Esasen, tüm bu uyku sırasında bilincin sürekli açık olup olmadığı da kesin değil. Ama öyle görülüyor ki bilinç parmak şıklatması gibi açılıp kapanan bir yapı değil. Araştırmacılar açıklamalarına şöyle devam ediyor:

“Bu basitçe bilinçli zihinsel aktivitelerin tüm uyku anında devam ettiği anlamına gelmiyor. Ancak, bilinç dışı anların rüya görüldüğünde mi yoksa görülmediğinde mi olduğu araştırmaya açık bir soru.

Daha da önemli olan nokta; şuan ortaya konan verilerle beraber kesin olarak ya da olmayarak rüya görülmeyen anlar olarak sınıflandırılan uyku süreçlerinin yüksek derecede bilinç kaybı içerdiği de pek olası değil.”

Bu, uyurgezerlik anında işlenen suçlara tekrar bakılması gerektiğini gösteriyor.

Kişilerde suçluluk duygusunun, tecrübe algısı ya da çevre etkileşimi olmadığında ve olay sonrası hafıza eksikliğinde ciddi manada azaldığı bir gerçek; ama araştırmacılar rüya görülmeyen bir anda yaşanan tecrübeler baz alınarak bu tarz bir davranışın kesinlikle bilinç dışı olduğunu söylememiz gerektiğini vurguluyor.

“Bizim bakış açımıza göre… non-REM uyurgezerlik yaşamak (yada yaygın deyişle uyku bozukluğu) büyük bir olasılıkla bilinç dışı bir eylem… gibi görünüyor,” diye sonlandırıyorlar açıklamalarını.

Rüyalar ve rüyasız anlar araştırmacılara göre üzerine çalışmak ve tanımlamak için oldukça zor şeyler. Hala neden rüya gördüğümüzü bile bilmiyoruz üstelik. Eğer rüyaların bir anlamı varsa…  ya da neden bazılarımız rüyalarını hatırlamaz?!

Uyku sırasında beynimizi ne kadar az ya da çok kontrol edebildiğimizi çözümlemek araştırmacılara uyku bozuklukları, davranış sıkıntıları, uyurgezerlik -cinayete yatkın olsun olmasın- ve huzursuz bacak sendromuna karşı tutum açısından oldukça yardımcı olabilir.

“Uyku davranışı ve uyku tecrübesi arasındaki ilişki sanıldığından çok daha fazla soruya açık,” diyor Thompson.

Araştırma, Trends in Cognitive Sciences’ta yayımlanmıştır.

Yazar: Bec CREW
Çevirmen: Oya YILDIZ
Link: sciencealert 

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Please complete the required fields.