Düşünürler olarak karşılaştığımız ilginç sorulardan biri, felsefi fikirleri genel kitle için erişilebilir hale kimin getireceğidir. Herkes felsefe yapabilir mi ya da yapmalı mıdır?

Bazı filozoflar, felsefenin akademi veya üniversite ortamında kalmasını ister. Diğerleri ise, modern felsefenin 19. yüzyılın sonlarında üniversite araştırma ortamında kurumsallaşmasıyla düşüşe geçtiğini iddia ediyor. Felsefeyi yalnızca ciddi bir çalışma konusu olması gerektiğine hükmetmek, filozofların halktan aldıkları büyük desteği ve felsefenin kendi değerinden kaynaklanan toplumsal bilinirliğini yitirdiler.

Kamusal alanda çalışan filozoflar, örneğin The Conversation’a ve Cogito Philosophy Blog’a katkıda bulunanlar, “herkes için felsefe” argümanını savunur.

Bertrand Russell’ın Philosophy for Laymen makalesi

Bertrand Russell 1946 yılında, Philosophy for Laymen adını verdiği bir makale yazdı. Bu yazısında felsefenin genel eğitimin bir parçası olması gerektiğini savunur ve şunu önerir:

“Teknik becerilerin öğrenilmesi adına fazlasıyla zaman harcanan bu günlerde bile, felsefe öğrencinin bir insan ve vatandaş olarak değerini büyük ölçüde artıracak bir takım şeyler kazandırabilir.”

Clare Carlisle yazılarında Russell’dan bahseder;

“Russell, bir yaşam biçimi olarak felsefenin bu kadim anlayışını, kozmik anlam ve değer sorgulamalarının varoluşsal, etik ve manevi bir öneminin olduğunun üzerinde durarak tekrar gündeme getirdi. (Tabii ki, bu terimlerin ne anlama geldiği, düşünürlerin uğraşmak durumunda olduğu bir diğer konudur.)”

Burada, felsefe fikrini bir praksis olarak görüyoruz; zaten yaptığımız bir şey veya her rasyonel insan için faydalı olan bir düşünme yolu. Russell’ın dediği gibi;

“Belirsizliğe tahammül etmek zordur, ancak diğer erdemlerin çoğu için de bu geçerlidir. Her erdemi öğrenmek için uygun bir disiplin vardır; ertelenen hükümleri öğrenmek için de en iyi disiplin felsefedir.”

Russell felsefenin Laymen okuyucularına öğretilebileceğine inanıyordu ve bu makalenin onlara duygusal sorunlar hakkında daha objektif düşünmeleri konusunda yardımcı olacağını düşünüyordu. Carlisle, bunun yapılmasının stresli ve ahlaki bir ikilemle yüzyüze gelinmediği ya da duygusal konumda olan birinin hızlı bir karar verme yükü altında olmadığı zamanlarda daha kolay olacağını kabul ediyordu.

Oysa ki anafikir şu ki felsefi düşünme alışkanlığı, uygulanageldikçe kolaylaşacaktır.

Gençlerle Felsefe

Yakın bir zamanda Wellington, Yeni Zelanda’da 2016 Federation of Australasian Philosophy in Schools Associations (FAPSA) konferansına katıldım ve ne tür bir felsefenin herkese, özellikle de genç insanlara öğretilmesi gerektiği fikrini çerçeveleyen konuşma beni çok şaşırttı.Bu konferanstaki sunum ve katılımcılarının hepsi, yaşları 3-17 arasında olan her çocuğa felsefenin okulda ders olarak sunulması gerektiğini savunuyorlardı. Daha önce ‘Philosophy for Children’ (P4C, Çocuklar için Felsefe) ve genç insanlara felsefe öğretmenin yararları hakkında yazmıştım.

P4C, öğrencilerin sadece eleştirel düşünme becerilerini öğrenme ve pratik yapma şansını değil, aynı zamanda yardımcı, işbirlikçi ve yaratıcı düşünme becerilerini de sunuyor. Bunu gerçekleştirmek için, P4C uygulayıcıları tarafından tercih edilen Community of Inquiry‘yi (CoI, soruşturma toluluğu) kullanıyorlar. CoI, öğrencilerin kapsayıcı ve demokratik bir şekilde birbirleriyle diyaloga girmelerini sağlıyor. Böyle bir diyalog, sınıfta yaşa uygun felsefi metinleri ve uyarıcı malzemeleri kullanan öğretmenleri tarafından şekillendirilir.

Fakat her öğrenci ‘tüm felsefe’yi öğrenmeli midir?

Herkes için felsefe

University of Birmingham’dan Michael Hand’in FAPSA konferansındaki sunumuna bakılırsa, belki de değil. Hand şöyle diyor;

“Sadece felsefede değil akademik çalışmaların tüm dallarında, neyin bir kültürel değerinin olduğu ve neyin yalnızca profesyonel bir ilgi olduğu arasında bir ayrım vardır.”

Hands’in genç insanlara felsefe öğretilmesi gerektiğini ve felsefenin okul yaşındaki öğrenciler için de bir seçenek olduğunu savunduğu belirtmek gerekir.. Felsefe içeriğinin müfredatta olmasının kolayca savunulabileceğini belirtir. Çünkü;

  • Felsefe, diğer akademik konular gibi, tabiatı gereği yararlı bir faaliyettir.
  • Diğer akademik konulardaki gibi, entelektüel erdemlerin geliştirilmesinde ve düşünce kalitesinin artırılmasında etkilidir.

Yine de, felsefenin zorunlu bir ders olarak müfredata dahil edilmesini savunmamız gerektiğini sorguladığımızda, her öğrenciye başka yollarla elde edemeyeceği şüphesiz bir fayda sağladığını kanıtlamamız gereklidir.

Felsefe çalışmanın sağladığı şüphesiz fayda

Carrie Winstanley’nin böyle bir iddiayı savunduğunu unutmayın. Hand ile düzenlediği kitapta şunu iddia eder; diğer dersler eleştirel düşünme becerilerini öğretiyor olsa bile, felsefe öğrencilere eleştirel düşünme becerisini sağlayan en iyi derstir çünkü eleştirel düşünme felsefenin özüdür.

“Felsefe, çocukların eleştirel düşünebilmesine yardımcı olacak en iyi derstir; onlara nedenleri değerlendirmeyi, fikir savunmayı, bilgi kaynaklarını değerlendirmeyi ve argümanların ve delillerin değerini biçmeyi diğer derslerden daha iyi öğretebilir.”

Eğer diğer dersler öğrencilere eleştirel düşünme becerilerini öğretiyorsa, neden bu kalabalık müfredatta felsefeye de yer vermiyoruz?
Hand bu noktayı değerlendirir ve öğrencilerin ahlak felsfesini ve siyasal felsefeyi çalışmasının benzersiz bir şekilde yararlı olacağını önerir. Şöyle der;

“Ahlak felsefesi ve siyasal felsefe tabii ki bize yaşamanın en iyi yolunu söylemez. Fakat yaptığımız seçimler ve koyduğumuz hedefler hakkında daha derin ve titizlikle düşünmemizi sağlar. Ve belirli ahlaki ve siyasal kısıtlamalar dahilinde kendi seçimlerimizi yapmamızı ve hedeflerimizi takip etmemizi savunur.”

Hand şu sonuca varır:

“Ahlak felsefesi ve siyasal felsefe, bu konuları çalışanlara nasıl yaşayacakları hakkında zekice düşünebilmenin belirgin faydaları ve davranışlarındaki ahlaki ve politik kısıtlamalarla nasıl yaşayacakları hakkında önerilerde bulunur… [ve]herkes bu faydaya karşı güçlü bir ilgi besler, çünkü herkes nasıl yaşamaları gerektiği sorunu ve ahlaksal ve politik kısıtlamalara uyma sorumluluğu ile yüzyüzedir.”

Felsefenin diğer alanları (estetik, biçimsel mantık, epistemoloji ve ontoloji) ek ve isteğe bağlı ekstralar olsa da bu, ahlaki ve politik felsefenin okullarda zorunlu bir ders olarak okutulmasının faydalarını tartışmakla sonuçlanır,

Herkes için felsefe

Kimin felsefe yapması gerektiğine gelince, kendi yaşamlarından çıkardıkları anlamları üzerine kafa yoran makul vatandaşlar olarak herkesin deneme hakkı olduğuna inanıyorum. Evet felsefe için uzmanların eğitim aldığı üniversite ortamı en uygun yerdir. Evet felsefe, sınıflarda çocuklarla yapılabilir. Ve felsefe, elbette herkes içindir ve farklı seviyelerde olsa da yapılmalıdır.
Fakat Hand’in özellikle ahlak felsefesi ve etik üzerine yoğunlaşmasını anlıyorum. Filozoflar etik hakkında konuşurken, dikkatli düşünmenin zor ve karmaşık senaryolarda yararlı bir şekilde uygulanabileceğini gösterebildikleri kamusal alandaki söz sahibi konumlarını tekrar kazanırlar.
Tabii bu ahlak ikilemlerinin tek mükemmel cevabı yoktur, fakat; eleştirel, yardımcı, yaratıcı ve işbirlikçi düşünme becerileri en kötü cevapları elemek adına değerlidir. Bu felsefi düşünme becerileri, karar verici konumundaki insanlara kamu anlayışı ve insanların yaşamlarını etkileyen konularda iyi politikalar yapma konusunda yardımcı olur.
Felsefi diyaloğu okullara ve kamusal alanlara uzatmak, insan düşüncelerini her zaman meşgul eden temelde önemli ‘büyük’ soruların dikkatli düşünülmesine teşvik eder. Özellikle bu günlerde, bu sorular bizim bireysel özerkliğimize ve kolektif insanlığımıza etki ettiği için ahlaki ve siyasaldır.

Çeviren: Meltem Çetin Sever
Kaynak: The Conversation

Please complete the required fields.