Freudyen psikanalize nüfuz eden diyalektik, Slavoj Žižek’in ‘’Troubles with the Real: Lacan as a Viewer of Alien’’ ı için can alıcı bir noktadır. Žižek, Freud’un rüyalar, dil sürçmeleri ve semptomlar üzerine düşünceleri de dahil olmak üzere, bilinçdışının yorumlanması ve id, ya da bilinçdışının enerjetiği (toplumsal yapılarda yaşamaktan kaynaklanan şehvet hali ile başa çıkan bir makine olarak gören daha pozitivist bir görüş), arasında bir dikotomi kurdu. Freud hastayı nasıl eş zamanlı olarak hem hasta ve mücadele eden, hem de nevrotik ve şehvet dolu olarak görebiliyordu? Hangi noktada Freud’un çalışmaları, tedavi eden mekanizmalardan çok, sadece hastalığın patolojisini değil, insan aklının doğasını da açıklayarak psikolojik olanlara dönüştü? Buna ben “Freudyen Çıkmaz” diyorum.

Žižek, bu diyalektiği, fiziğin temel paradoksuyla karşılaştırır: hem makroskopik/kozmik ölçülerde görelilik teorisinin hem de mikroskobik, atom altı ölçülerde kuantum teorisinin varlığı. Modern fiziğin temel problemi de ve amacı da bu iki var olan teoriyi birleştirmek için bir-her şeyin-teorisi bulmak.

Žižek, bu çıkmazı çözmek için diyalektiğin iki kutbunu birbirine yaklaştırarak, Lacancı bir kavram olan le sinthome’ye değinir. Le sinthome, semptomun aksine, mutluluğun atomları, dilin minimum sentezi olarak tanımlanır. Mutluluğun en saf, başlıca elemanı olarak da tanımlanabilir yani mutluluğun esası. Žižek, le sinthome’yi, Lacan’ın hem Freudyen Çıkmazı hem de modern fiziğin paradoksunu ele aldığını, dolayısıyla psikanaliz ve modern bilim arasında bir köprü kurduğunu önermek için kullanır. Ama bunu kısa keser ve bu tartışmaya girmeyi başaramaz. Ben o yorumlamayı burada açıklığa kavuşturmaya ve desteklemeye çalışacağım.

Lacan’ın başlıca argümanı Sembolik ve Gerçek olanın iki katlı yapılanmasıdır; Freudyen psikanalize Lacancı bir bakış ile bakabilmek için her semptomun ikili bir okumasının yapılması gerekir. Semptomun göstergesi Sembolik iken, kaynağı – bastırılan şey – Gerçek’in bir şeklidir. Bu anlamda, le sinthome’yi izlemek tatmin prensibinin yerine getirilmesi olur diye tanımlıyor Freud, sembolik düzenden kaçmak için bir girişim olarak. Hasta ile terapiyi yürütmek, semptomdan kurtulmak onun derinlerde var olmayı devam ettirmemesi ve sembolik düzenin de devamı etmemesi demek değildir. Semptomun kaynağındaki nedenleri tanımlamak ise Gerçek’e hafifçe değmek olur. Geleneksel anlamda terapi bu çıkmaza bir çözüm olarak görüleceği yerde onun filizlenmesi olarak da görülebilir. Sadece, altta yatan dürtülerin kabul edilmesi baskıyı ortadan kaldırabilir.

Libido, Ripley Scott’ın Alien’ındaki gibi saf hayatın bir işlevidir – “bölünemez, yok edilemez ve ölümsüzdür.” Bu kısırlaştırmanın olumlu anlamda karşıtıdır. Yasanın gücünden ve sembolik düzenden bağımsız, yaşayan vücudun kısırlaştırılmamış tarafı grotesk bir hal alır. Alien, özellikle aşırı olan vücudu yüzünden nahoştur, aşırılığın neden olduğu hoşnutsuzluğun bir simgesidir. Bu, terapinin eğiliminin, biraz da olsa, neden sembolikte olduğunu açıklar; insanlar sembolik düzende var olmayı sürdürdükleri müddetçe, bedeli olmadan tam mutluluğa erişmek imkansız olacaktır. Lacan aynı zamanda, The Ethics of Psychoanalysis’deki yazılarına dayanarak, fizik paradoksunun yalnızca sembolik düzen içinde, bilimin ilerlemenin yanılsamalı nosyonuna dayandığı gibi var olduğunu iddia eder. Yani, bilimsel araştırma yoluyla, sadece geçmişe ait deneylere ve bilgilere dayanarak, Gerçek’e uzanmaya çalışılabilir. Lacan, bizim bildiğimiz anlamıyla dünya semboliktir ve gerçek olana uzanmaya çalışmak dünya düzeninin yerle bir edilmesini gerektirir diyebilirdi. Freudyen Çıkmaz’ın çözümü Gerçek’e doğru bir kalkışmayı gerektirse de, bizim bildiğimiz anlamda terapi aynı bilim ve hukuk gibi tamamen Sembolik’e bağımlıdır.

Yazar: Sarah Nechamkin
Çevirmen: Janset Nas Kılınç
Kaynak: sites.tufts.edu

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. Düşünbil Portal’da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.