Cinsel travmanın açığa vurulması, travma geçmişi olan insanların çoğunun aklını kurcalayan bir konudur. “Anlatsam mı, anlatmasam mı? Eğer anlatacaksam, kime, hangi koşullarda anlatmalıyım ve bunun en iyi yolu nedir?” Bazıları, bir sosyal medya paylaşımıyla arkadaşlarına ve ailelerine bir anda her şeyi anlatmayı seçerken kimisi de olanlardan en yakınlarına hatta eşlerine bile bahsetmeyebilir.

2020’de Gundersen ve Zaleski tarafından yapılan bir araştırma, bazı insanların cinsel saldırı hikayelerini neden çevrimiçi olarak yayınladıkları sorusuna dört ana cevap verildiğini ortaya çıkardı: “artık susturulmak istemiyordum”; “kendimi dayanak noktası olarak görüyorum”; “(başkalarıyla aranızdaki bariyerin yıkılması için bir metafor mahiyetinde) bir kez içinizi döktüğünüzde duvarlar sarsılmaya başlar”; ve “yaşadıklarımı açığa vurmak bir çeşit yenilenmeydi.” Araştırmaya katılanlar, daha güçlü hissetmeleri ve aynı durumu yaşamış insanların daha geniş çevrimiçi kaynağa ulaşabilmelerine katkıda bulunmaları için yaşadıklarını anlatmaya cesaretlendirildiler.

Ancak, yaşananları açıklamayı seçmek, ters bir cevapla karşılaşma, ilişkilerin olumsuz etkilenmesi, savunmasız ya da ortada kalmış hissetme gibi kaygılar da doğurabilir. Anlatmayı seçmek sadece onaylamayan yorumlara maruz kalmaktan çekinmeyi değil, aynı zamanda, ifşa etmeyle artan intikam korkusunu da beraberinde getirir. Bunun yanı sıra, başkalarından gelecek yetersiz yanıtlar, gelecekteki paylaşımlara engel olabilir. Ahrens’in (2006) araştırmasının gösterdiği gibi, insanlar ifşadan sonra olumsuz tepkiler aldıklarında, başlarından geçeni tekrar anlatma olasılıkları düşer. Bu da potansiyel olarak tedavi ve iyileşmeyi engeller. Buna rağmen, yaşanan travma, sağlık çalışanlarına, aile üyelerine veya yakın çevreye açıklanmak istendiğinde kişinin baskı hissetmesi doğaldır.

Diyelim ki, yaşananları anlatmamayı seçtiniz. Bilmelisiniz ki bu seçimin de avantajları yok değil. Örneğin sessiz kaldığınızda; yargılanmaya, art niyetli yorumlara, suçlanmaya, anlattıklarınızın size karşı bir silah olarak kullanılmasına veya karşınızdaki kişiyle ilişkinizin bozulmasına karşı kendinizi koruyabilirsiniz. Fakat sessiz kalmak mahremiyetle ilgili bazı sorunları çözebilirken, başkalarıyla aranızda duygusal bir bariyer olduğu hissi gibi başka sorunlar da yaratabilir. Sessiz kalmak aynı zamanda yaşananlar hakkında destek bulunamaması anlamına da gelir. Farz edelim ki travmanızı tetikleyen bir olay yaşandı ya da travmaya bağlı bir davranış sergilediniz. Başkaları bunun neden olduğunu anlamayacak ve size yardımcı olamayacaktır. Ayrıca, çevrenizdekilerden kendinizi bir anda geri çekerseniz bu, onlara neyi yanlış yaptıklarını veya artık onlardan neden hoşlanmadığınızı düşündürecektir.

Öte yandan, bazı insanlar yaşadıklarını anlatmayı seçebilirler. Belki birkaç yakın arkadaşa, bir danışmana veya romantik bir partnere güvenebilirler. Kendinizi açmanın; sizin ve karşınızdakilerin olanlara anlam verebilmesi, insanlarla aranızdaki samimiyetin güçlenmesi, karşınızdakilerle kuracağınız daha samimi bir güven bağı, olanlarla başa çıkabilme stratejileriyle ilgili iletişim kurabileceğiniz bir alan oluşturma, daha dürüst ve güvende hissetme ve geçmişin ağır yükünden kurtulma gibi bazı yararları olabilir. Unutmamalısınız ki, kendinizi açmanın potansiyel riskleri de vardır. Bazı insanlar yaşadıklarınızı anlayıp sizi desteklese de bazıları bunu başaramayabilir.

Öyleyse bir kez daha aynı soru ortaya çıkıyor, açıklamak mı yoksa sessiz kalmak mı? Bu seçimin, yaşadıklarınızın, yaşananların ne kadarını anlatmak istediğinizin ve kime kendinizi açmak istediğinizin sahibi sizsiniz. Açıklamayı düşünürken (örneğin sağlık çalışanı, aile üyesi, iş arkadaşı, yakın arkadaş, eş veya yeni bir partner) ilişkinizin bağlamına ve açıklamakla nasıl bir karşılık almayı umduğunuza bağlı olarak farklı yollar seçmeniz gerekebilir.

Açıklamaya karar verirseniz buraya bir göz atın:

  1. İlişkinizin niteliğini değerlendirin. Açıklamayı seçmeden önce, ilişkinizin kalitesini değerlendirmek faydalı olacaktır. Bu kişi geçmişte anlattıklarınızı nasıl karşıladı? Destekleyici miydi? Sizinle, kendisiyle ilgili bazı özel şeyleri paylaştı mı? Bu bilgi alışverişi, ilişkide bir güven temeli oluşturacaktır.
  2. Paylaşımınızın zamanlaması üzerinde düşünün. Tercihen, iki tarafın da rahat, odaklanmış olduğu ve zamanının kısıtlı olmadığı bir an seçmelisiniz. Birinin size odaklanmasını istiyorsanız film izlerken, spor yaparken ya da telefonda konuşurken önemli şeyler paylaşmayı seçmek pek de mantıklı olmayacaktır. Cinsel ilişkiden hemen sonra, tatilde, birinin doğum günü, düğün günü veya sevgililer günü gibi özel bir günde konuşmaya çalışmak da ideal değildir.
  3. Ne kadarını paylaşacağınıza karar verin. Sırf birine ne olduğunu bildirmeyi seçtiniz diye bu onların her ayrıntıyı bilmeleri gerektiği anlamına gelmez. İstediğinizden daha fazlasını paylaşmak zorunda değilsiniz. Kendinizi aşırı paylaşım yaparken bulursanız veya karşınızdaki cevaplamak istemediğiniz sorular soruyorsa, durun. Nefes alın. Mola verin ve kendinize izin verin. Bazen insanlar başka nasıl yanıt vereceklerini bilmedikleri için sorular sorarlar. Böyle bir durumda, artık bunun hakkında konuşmak istemediğinizi belirtebilirsiniz. Ardından, asıl paylaşmak istediğiniz noktaya yeniden odaklanın.
  4. Belirli bir yanıt beklemek. Neden kendinizi açmak istediğinize dair beklentilerinizin farkında olun. Siz sevecen, empati içeren, rahatlatıcı ve destekleyici bir yanıt almayı umuyorken, karşınızdaki kişi büyük olasılıkla bir tepki seline kapılmış olacaktır. Siz bir süredir bu sorunla uğraşırken anlattıklarınız, karşınızdaki kişi için yeni ve beklenmedik bir bilgidir. Karşınızdakinin bakış açısından konuşulanlar şok edici, korkutucu ve anlaşılması zor şeyler olabilir. Kızgın, çaresiz ve suçlu hissedebilirler. Karşınızdaki kişinin, anlattıklarınızı sindirmeye çalışırken tam da en başta umduğunuz gibi cevap vermesini beklemek pek de gerçekçi olmayabilir. Ne olduğunu anlamaya çalışırken hem sizin için gerçekten endişeleniyor olduklarını hem de anlattıklarınızla şaşkına dönmüş olduklarını bilmenizde fayda var.
  5. Kendinizi açtığınız kişinin deneyimini anlamamak. Karşınızdaki kişiye bu bilgiyi yavaş yavaş sindirebilmesi için bir alan bırakmak yararlı olacaktır. Belki de “Hayır! Bu olamaz!” şeklinde verilen ilk tepki karşınızdaki kişi için bir çeşit direniştir ve durumun şokuyla uygunsuz ya da suçlayıcı şeyler duyabilirsiniz. Yine derin bir nefes alın ve bu kişiye tepki vermesi için biraz zaman tanıyın. Sonra geri dönün ve bunun hakkında tekrar konuşmak isteyip istemediklerini sorun. Belki bu noktada onların tepkilerini veya tepkilerine olan tepkinizi gözden geçirebilirsiniz.

Açığa vurmayı birinin size olan sevgisini test etme fırsatı olarak görürseniz, bu duygusal bir felaketin temellerini oluşturacaktır. Bunun yerine, karşınızdakinin nasıl yanıt vereceği konusunda rehberliğe ihtiyacı olabileceğini düşünün. Onlara kısa bir girizgâh yapın; bu durumda ne hissedebileceğine dair empati kurun; sindirmeleri için zaman verin ve başlangıçta çok fazla ayrıntı vermekten kaçının. Size yardım edebilmeleri için onlara yardım edin.

Mesela, “orduda görev yaptığımda ya da çocukken cinsel bir travma yaşadığımı bilmeni istedim” diyerek başlamak iyi bir fikir olabilir. “Ayrıntılara girmek istemiyorum ancak iyileşmeye çalışırken desteğini istiyorum.” diyerek devam edebilirsiniz. Neticede bu travmayı siz yaşadınız, mantık dışı görünmesine rağmen yaşadıklarınızı açıklamak, karşınızdaki kişiyle paylaşımda bulunmanız ve onunla ilişkinizi geliştirmeniz anlamına gelir. Size uygun geliyorsa karşınızdakine teşekkür edebilir, ona moral verebilir ya da onu destekleyebilirsiniz. Örneğin, “Bunu duymanın zor olduğunu biliyorum. Bu kadar iyi bir arkadaş olduğun için teşekkürler, seni gerçekten takdir ediyorum.” diyebilirsiniz.  Kişinin onlardan ne istediğinizi bilmesini sağlamak da yardımcı olabilir. Mesela, “Sadece dinlemeni istiyorum.” veya “Neden kaygılı olduğumu bilmeni istedim.” ya da “Bunu yaptığımda/söylediğimde şunu yapabilseydin bana gerçekten yardımcı olurdu.” gibi cümleler kurabilirsiniz.

Aranızdaki ilişkiye bağlı olarak, konuşmanızın sonrasında tekrar paylaşımda bulunabilirsiniz ya da bununla alakalı tekrar konuşmayabilirsiniz. Bu tamamen size ve ilişkinizin niteliğine bağlıdır. Bu görüşmeyi yönetme, paylaşma ya da paylaşmama, görüşmeye ara verme ve kendinizi istediğiniz gibi ifade etme gücü sizde. Geçmişinizi ifşa etmek zor olsa da yalnız olmadığınızı ve çevrenizdekilerin size destek olacağını unutmayın.

Özetle:

Ağaçlarla dolu bir orman görürseniz, ağaçların tek tek, ayrı ve bağlantısız olduklarını düşünürsünüz. Ancak gerçekte, kökleri iç içe geçmiştir ve birbirleriyle bir şekilde iletişim halindelerdir. Aynı şekilde, biz de ayrı görünebiliriz ama gerçekte hepimiz iç içe geçmişiz. Tam da şu anda bu makaleyi okurken iletişimdeyiz.

©® Düşünbil (2020)

Yazar: Lori S. Katz
Çeviren: Bilgesu Resenerol
Çeviri Editörü: Onur Demir
Kaynak: psychologytoday.com

Please complete the required fields.