Birkaç yıl önce Yann Arthus-Bertnard’ın helikopteri, Mali’nin kırsalında arıza yaptı. Yapımcı, tamir sürecinde beklerken, bir gününü oralı bir çiftçi ile umutları, endişeleri ve öncelikleri hakkında konuşarak geçirdi. Amacı hayata şeklini veren ana soruları sorgulamaktı. “Hayatımda ilk defa, gerçek anlamıyla bir insanın hayatının ve tecrübelerinin su yüzüne çıkışıyla karşı karşıya geliyordum.” diyor Arthus Bertrand. Ve şimdi, Google, Birleşmiş Milletler ve 2020 gönüllü deneğin yardımıyla, bu tecrübeyi hepimize yaşatmayı umuyor.

Geçen cumartesi, B. M Genel Sekreteri Ban Ki-moon’u da içine alan 1000 kişilik bir izleyici kitlesi ile HUMAN, Birleşmiş Milletler’in Genel Kurul Salonu’nda galası yapılan ilk film oldu. (Arthus-Bertrand Birleşmiş Milletler Çevre Programı UNEP’in iyi niyet elçilerindendir.)  Aynı gün Google, HUMAN’a ithaf edielen 6 Youtube kanalı açtı. Bu kanallarda film Arapça, İngilizce, Fransızca, Portekizce, Rusça ve İspanyolca altyazılar içeriyordu. Bu kanallar ayrıca, HUMAN’ın oluşumunu, filme edilmesini ve müziklerini kapsayan üç saatlik yayınlar da yaptılar. (Film halihazırda 500 Fransız sinemasında yayınlanmışken, Birleşik Devletler sinemalarına dağıtımı halen  askıda beklemekte.) Arthus Bertrand kar amacı gütmeyen İyiGezegen Vakfı (the GoodPlanet Foundation) da dünya genelindeki okullar ve sivil toplum örgütleri için filmin ücretsiz kopyalarını ve tartışma gereçlerin sağlayacak. “Umudumuz bu filmin münazaralara sebep olması.” diyor kendisi.

Benzeri görülmemiş ölçek

Human’ı yaratmak için Arthus-Bertrand ve 16 gazeteciden oluşan takımı 60 ülkeden 2020 kişi ile röportaj yaptılar. Her röportaj aynı 40 soruyu içermekteydi. Bu soruların içeriği din ve aileden (“Anne babanıza en son ne zaman ‘seni seviyorum’ dediniz?”) hırs ve başarısızlığa kadar (“Karşınıza çıkan en zor sınav neydi ve ondan ne öğrendiniz?”) çok derin konulardı. Geriyekalan7Milyar.org’dan (www.7billionothers.org) gelen sorularla, Arthus-Bertrand’ın 2003 projesi olarak 6000’in üzerinde görüşme yapacağı bir gezici sergi planlıyor.

Filmde, Arthus-Bertrand’ın meşhur olduğu, çöllere ve dağlara uygulanmış süpürme çekimleri serpiştirilmiş tek kare röportajlar film müziği olarak Armand Amar’ın bestelediği dünya müziğiyle sunuluyor. Godfrey Reggie’nin Koyaanisqatsi’si ve Terrence Malik’in Hayat Ağacı’nı ilham kaynağı olarak belirten Arthus-Bertrand, filmi; insan, manzara ve geleneksel müzikten oluşan üç sesli dünya portresi olarak görüyor. “İnsan olabilmenin anlamının kalbine ulaşabilmek biraz ağır olabilir” diyor.  “Havadan görüntü size soluklanma imkanı, geçmişte söylenmiş şeyleri düşünmek için bir an veriyor.”

HUMAN’ın sunmadığı bir şey ise arka plan. Film, isim, dil ya da ülke hakkında herhangi bir açıklama bile yapmadan, röportajlar ve manzaralar arasında sıçrıyor. Arthus-Bertrand, bireysel tanımlayıcıların olmamasının, aramızdaki benzerliklere dikkat çekeceğini umuyor. “Hepimizin paylaştığı şeylere odaklanmak istedik.” diye açıklıyor. “Kişinin ismini söylediğinizde, ya da memleketini açıkladığınızda, o kadar da kendinizden hissedemiyorsunuz.”

Arthus-Bertrand, HUMAN’ı görüştüklerinin değerlerinin objektif bir betimlemesi olmadığını belirtiyor. Sonuçta her bir görüşme, ekibinin seçtiği 40 soruyu içermekte ve bu sorular, homoseksüellik ve savaş giderleri hakkında fikirleri araştıran sorular. “Oldukça politik bir film” olarak tanımlıyor ve kendi değerlerinin filmdekileri bilgilendirdiğini söylüyor; “ Dünyada 70 ülkede homoseksüellik yasak ve 20sinde ölüm cezasına çarptırılabilirsiniz- insanlar bunu konuşmak istemiyordu ama bu benim görevim.”

Arthus-Bertrand, bu liberal değerleri açıkça konuşabilecek katılımcılar aramayı kendi vazifesi olarak görüyor olmasına rağmen, filmin en zorlayıcı yorumlarının çoğu hiç beklenmedik görüşlerden geliyor- homoseksüelliğinden bahsetmeye başlayan savaş meydanında çalışan bir hemşire, ya da engelli bir çocuk yetiştirmeyi anlatan yerli bir çiftçi. “Bir niyetle biriyle röportaj yapmaya kalkışıyorsunuz ve onlar size hiç alakası olmayan konulardan bahsediyorlar.” diyor Arthus-Bertrand. Bu kişilerin çoğu için bu röportaj, kendi günlük endişeleri hakkında içlerini dökmek için bir fırsat, ki bu sıklıkla, toplumun onlarla ilgili dar görüşlülüğüne bağlı olarak çeşitleniyor

Bir eski asker ve bir birey

40 soruluk röportaj Sean Davis’e kesinlikle bu imkanı sağladı. 14 yıl piyade erlik yaptıktan sonra, ki Irak’ta el yapımı patlayıcı bir aygıtla ağır yaralanmıştı, Davis’in bir asker olarak kimliğini keşfetmemizi sağlayan anı yazısı “Wax Bullet War”, savaş gazilerinden çıkan çeşitli sesleri, kamu bilincine kazandırmaya çalışıyor. HUMAN’ı da bunun bir yolu olarak görüyor.

Bir savaş gazisi olarak sadece savaş ve vazife hakkında konuşması istenmedi, sevgi ve güvensizlik ile ilgili konularda fikri alındı. “Ben, eline bir silah verilip ordunun robotu haline getirilmiş iki boyutlu bir adam değilim.” diyor Davis, ve geniş kapsamlı bu 40 sorunun, kendisini savaş tecrübelerinin ötesinde bir birey olarak tanımladığını hissediyor. “Bir savaş gazisi olarak, sevgi hakkında sorularla muhatap olmak… şaşırtıcıydı” diye açıklıyor. “Duygular ve kusurlar, geri dönmüş gazilerle konuşmamız gereken ilk şey, ama genellikle dile bile getirmiyoruz.”

Davis, Ukrayna’daki bir özgürlük savaşçısından, Amerika’daki 15 yaşındaki bir müebbet hapis hükümlüsüne ve Hindistan’daki bir dokunulmaza kadar, birbirlerinden tamamıyla alakasız hayatlara sahip insanların, kendisiyle aynı soruları nasıl cevapladıklarını görmek için sabırsızlanıyor. “Bir insanı, sadece bir savaş gazisini değil, herkesi, toplumun içinde bir rolde görüyorsunuz ama aslında onlar da sizin gibi insanlar.” diyor.

Arthus-Bertrand, mesajın, ister B. M. Genel Toplantı Salonu’nda olsun, ister Mali’deki yerli kasabalardan birindeki bir akıllı telefonun arama motorunda olsun,  HUMAN’ı izleyen insanları birbirimize karşı sorumluluklarımıza dair anlamlı sohbetler etmeye yönetmesini istiyor. Bu kutsal bir gaye ve kendisi hepimizin hayatımızı, bu gayeyi merkeze alarak düzenlememiz gerektiğine inanıyor. “Profesyonel yaşantımızda başarılı olmak zor değil ama kişisel hayatımızda başarılı olmak, işte o çok daha zor.” Diyor Arthus-Bertrand. “Gerçek bir insan olabilmek çok daha zor. Bunu unutuyoruz.”

Yazan: Charley Locke
Çeviren: Emine Çınar
Kaynak: wired

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. Düşünbil Portal’da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.