René Girard için yazılmış Vikipedi içeriği onu tarihçi, edebi eleştirmen ve filozof olarak tanımlar. Bu doğru bir başlangıçtır. 2015’te 91 yaşında vefat eden Girard bir çok disiplinde üretim yapmıştır. Cynthia Haven’ın Arzunun Evrimi kitabı, Girard’ın hayatına ve düşüncesine yapılan yaratıcı bir yolculuktur.

Öyle görünüyor ki, belirleyici bölüm, Girard’ın Baltimore’dan Bryn Mawr Kolejine gidişi sırasında, bir trende gerçekleşti. Girard’ın bunu şöyle açıklar:

1958 sonbaharında, roman hakkındaki kitabımın “Sonuç” başlıklı on ikinci ve son bölümü  üzerinde çalışıyordum. Dini deneyim ile sürekli olarak, egosu yararına yalan söylediğini keşfeden bir romancı ve bir romancının deneyimi arasındaki benzerlikleri düşünüyordum ki bu aslında bazen, tüm yaşam boyunca inşa edilmiş binlerce yalandan öte bir şey değildi.

 

Girard’ın fark ettiği şey, aslında aynı şeyi kendisinin yaptığıydı. Ayrıca dini bir dönüşüm geçirdiğini de fark etti. 1923’te Noel günü Fransa’nın Avignon kentinde doğan Girard, Katolik olarak vaftiz edilmişti. Annesi dindardı, ama Avignon’a özgü Palais des Papes’in o zaman küratörü olan babası değildi. Girard 13 yaşında ayinlere katılmayı bırakmıştı. “Şüpheci olmaktan gurur duydum” dedi. “Kendimi kiliseye giderken, dua ederken ve benzeri şekilde hayal etmek benim için çok zordu.” Fakat işler birdenbire çok farklı oldu. “Trende okurken yarı-mistik deneyimleri hatırlıyorum, manzarayı düşünmüştüm.… Akli durumum her şeyi tersine çevirdi ve geri dönerken, batan güneşin incecik ışığı, içimde gerçek bir coşku üretti.”

Girard’ın gösterdiği temel anlayış şudur: Arzularımızın kendimize ait olduğunu düşünmeyi ne kadar istesek de, onlar aslında bir mimesis, yani taklit ürünüdürler. (Ve aslında, araştırmalar gösteriyor ki başka birisinin bir bardak su içtiği görüldüğünde, hem su içen hem de içeni gören kişinin beyninde aynı bölümlerin aktif hale geldiği gözlemlendi.)

Girard kitabı “Sonuç”u yeniden yazdı ve kitabında Deceit, Desire ve Roman adında başka bir şey yaptı. Tezi, yalnızca arzularımızı başkalarından nasıl ödünç aldığımız değildi. Aynı zamanda diğer kişinin bir şeye olan arzusunun bizde de aynı arzuyu uyandırdığı ve bu kişiyi bizim için hem bir model hem de rakip yaptığıydı.

Haven’ın belirttiği gibi: “Arzu, doğada taklitçi olmak, bulaşıcı bir şekilde yayılır. … Bir köyde mutlaka en çekici olan kadın, önce bir insanın, sonra ikisinin arzusu, sonra da herkesin arzusu olur. Bu süreç yayıldıkça hızlanır. Mülkün bir parseli, esas olarak, tüm fraksiyonlar tarafından istenildiği için değerli hale gelir, Alsace-Lorraine ya da Kudüs’ün tarihini düşünün…”

Girard, hayatının geri kalanını içgörünün etkilerini ortaya koyarak geçirdi. Haven bunu güzelce özetliyor:

Violence and the Sacred” kitabı ile René Girard tüm insanlık tarihini bir katil olarak sunacaktır, ki burada katil fark edilmeden kurtulur ve özel araştırmacı – bu durumda Girard’ın kendisi – elinde sadece ipuçları ile kalır. Bir bütün olarak insan toplumu suçlu ve suç ortağı, bedeni gizleyen, ne olduğu ve nasıl olduğu hakkında yalan söyleyendir. Dünyanın dinleri ve mitolojileri, ortaya çıkanları açığa vuran ve kamufle eden beyaz yalanlardır. Bundan kimler fayda sağlar? Cinayet, ilk etapta, toplumun doğuşudur.

Bu süreçte, 60’lı yıllarda Girard, Johns Hopkins Üniversitesi’nde, Amerika’nın en tanınmış Fransız entelektüellerini, özellikle de yapısökümün vaftiz babası olan Jacques Derrida‘yı bir araya getiren bir konferansın düzenlenmesinde önemli bir figürdü. Haven’ın bu konferansı, Tom Stoppard’ın onu okumasını ve oyuna dönüştürmesini isteyen komik bir boyuta sahipti.

Haven’ın kitabı aslında harika bir şey. O, Girard’ı tanıdığına göre arkadaşlarını ve meslektaşlarını tanıyor olmalı. Haven, okuyucuya delil boyunca rehberlik eder, konuştuğunun altını çizer ve sonuçlarına nasıl ulaştığını gösterir. Sonuç, sadece zeka ve bilgelik için değil, aynı zamanda karakteri, bilgelik ve mizahı için de hayranlık uyandıran bir insanın olağanüstü canlı bir portresidir. Ona “Girard Sistemi” olarak adlandırdığı şey hakkında son sözü verelim:

Ciddiye alınacak olan şey… eleştirmenlerin boğazlarını zorlamaya çalıştığım, bazı inançlara dönüşme eğilimi gösteren bu ya da şu sonuçtan ya da konumdan ziyade, mimetik teorinin kendisi – analitik gücü ve çok yönlülüğüdür. Ben, çalışmamın belli bir okumasından çok daha az dogmatiğim. 

Yazar: Frank Wilson
Çevirmen:
Özlem Zeytin

Kaynak: philly

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. Düşünbil Portal’da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.